Tahliye Taahhüdü Geçerlilik Şartları – İstanbul’da Kiracının Tahliyesi
1. Giriş: Tahliye Taahhüdünün Kira Hukukundaki Yeri ve İstanbul Uygulaması
Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracının korunması ilkesi, Türk Borçlar Kanunu sistematiğinin temel taşlarından biridir. Kanun koyucu, kiracının barınma veya ticari faaliyetini sürdürebilmesi amacıyla tahliye sebeplerini sınırlı olarak düzenlemiş; kiraya verenin sözleşmeyi dilediği anda sona erdirebilmesini engellemiştir. Bu çerçevede tahliye, ancak kanunda açıkça sayılan sebeplerin varlığı hâlinde mümkündür. Tahliye taahhüdü de bu istisnai sebeplerden biridir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 352/1. maddesi uyarınca kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belirli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak taahhüt etmişse ve bu tarihte kiralananı tahliye etmezse, kiraya veren bir ay içinde icra yoluyla veya dava açmak suretiyle tahliye talebinde bulunabilir. Bu düzenleme, kira hukukunda kiracıyı koruyucu sistem içinde kiraya verene tanınmış özel bir imkân niteliğindedir.
Tahliye taahhüdü, uygulamada özellikle büyükşehirlerde sıkça başvurulan bir yöntemdir. İstanbul’da kira piyasasının yoğunluğu, konut arz-talep dengesindeki dalgalanmalar ve rayiç bedellerdeki hızlı değişim, tahliye taahhüdüne dayalı işlemlerin sayısını artırmıştır. Ancak uygulamada yapılan hatalar nedeniyle geçersiz sayılan taahhütler azımsanmayacak ölçüdedir. Taahhüdün sözleşmeyle aynı tarihte alınması, boş tarihli belge imzalatılması veya kiralananın tesliminden önce düzenlenmesi gibi durumlar, tahliye sürecinin baştan hukuka aykırı hâle gelmesine neden olabilmektedir.
Tahliye taahhüdü, şekli şartlara sıkı sıkıya bağlı bir hukuki işlemdir. Bu nedenle her ne kadar pratikte “standart bir belge” gibi görülse de, aslında ciddi sonuçlar doğuran ve geçerliliği mahkemelerce titizlikle denetlenen bir irade beyanıdır. Özellikle İstanbul’daki sulh hukuk mahkemeleri ve icra müdürlükleri uygulamasında, taahhüdün düzenlenme tarihi, içeriği ve kiralananın teslimiyle olan bağlantısı ayrıntılı biçimde incelenmektedir.
Kira sözleşmesi kurulurken kiracının sözleşmenin bir parçası olarak tahliye taahhüdü imzalaması, kanunun koruma amacına aykırı kabul edilmektedir. Zira kanun koyucu, kiracının sözleşme kurulurken içinde bulunduğu zorunluluk hâlinin baskı unsuru oluşturabileceğini öngörmüş ve bu nedenle taahhüdün ancak kiralananın tesliminden sonra alınabileceğini düzenlemiştir. Bu husus, tahliye taahhüdünün geçerlilik şartlarının merkezinde yer alır.
İstanbul’da uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri, kira sözleşmesi ile aynı tarihli tahliye taahhütleridir. Kiraya verenler çoğu zaman kira sözleşmesini imzalarken kiracıdan aynı gün tahliye taahhüdü de almakta; ancak ilerleyen süreçte bu taahhüde dayanarak başlatılan icra takibi, kiracının itirazı üzerine hukuki tartışmaya dönüşmektedir. Yargı kararlarında istikrar kazanmış yaklaşım, kiralananın tesliminden önce veya sözleşme ile eş zamanlı düzenlenen taahhütlerin geçersiz olduğu yönündedir.
Öte yandan, geçerli bir tahliye taahhüdü, kiraya verene önemli bir avantaj sağlar. İhtiyaç iddiasının ispatı, iki haklı ihtar şartlarının oluşması veya temerrüt prosedürünün tamamlanması gibi süreçlere gerek kalmaksızın, belirli tarihte tahliye imkânı doğar. Ancak bu avantaj, yalnızca kanuni şartların eksiksiz yerine getirilmesi hâlinde söz konusu olur.
Tahliye taahhüdünün hukuki niteliği öğretide genellikle tek taraflı borç doğuran bir taahhüt işlemi olarak değerlendirilmektedir. Kiracı, belirli bir tarihte kiralananı boşaltacağını beyan eder; kiraya veren ise bu beyana dayanarak süresi içinde başvuru hakkı elde eder. Ancak bu işlem, irade fesadı iddialarına da açıktır. Zorla imzalatıldığı, boş bırakılan tarihin sonradan doldurulduğu veya baskı altında alındığı iddiaları, uygulamada sıkça ileri sürülmektedir.
Bu nedenle tahliye taahhüdünün geçerlilik şartlarının yalnızca kanun metni üzerinden değil; yargısal uygulama ve içtihat çizgisi dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir. İstanbul’da görülen kira uyuşmazlıklarında, özellikle icra yoluyla tahliye süreçlerinde, taahhüdün şekli ve maddi şartlarının titizlikle incelendiği görülmektedir.
Aşağıda öncelikle tahliye taahhüdünün kanuni dayanağı ele alınacak; devamında geçerlilik şartları ayrıntılı biçimde incelenecek ve İstanbul uygulamasında en sık karşılaşılan geçersizlik sebepleri açıklanacaktır. Bu çerçevede, tahliye taahhüdüne dayanarak başlatılacak hukuki sürecin hangi koşullarda sonuç doğuracağı sistematik biçimde ortaya konulacaktır.
2. Tahliye Taahhüdünün Kanuni Dayanağı ve Hukuki Niteliği
Tahliye taahhüdü, Türk Borçlar Kanunu’nun 352. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiştir. İlgili hükme göre; kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı kiralananı belirli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak taahhüt etmişse ve bu tarihte taşınmazı tahliye etmezse, kiraya veren bu tarihten itibaren bir ay içinde icra yoluyla veya dava açmak suretiyle tahliye talep edebilir.
Bu düzenleme, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya verene tanınmış istisnai bir sona erme sebebidir. Kanun koyucu, kiracının korunması ilkesini esas almakla birlikte, kiracının özgür iradesiyle belirli bir tarihte tahliyeyi kabul etmesi hâlinde kiraya verene özel bir hak tanımıştır. Ancak bu hak, sıkı şekil şartlarına ve süre rejimine bağlanmıştır.
Tahliye taahhüdü, kira sözleşmesinden ayrı ve bağımsız bir hukuki işlemdir. Her ne kadar kira ilişkisi içinde ortaya çıksa da, sözleşmenin zorunlu unsuru değildir. Bu yönüyle kira sözleşmesi ile karıştırılmamalıdır. Taahhüt, kiracının belirli bir tarihte taşınmazı boşaltacağını üstlendiği tek taraflı bir borç doğurur; kiraya verenin ayrıca bir karşı edim üstlenmesi söz konusu değildir.
Öğretide tahliye taahhüdünün hukuki niteliği konusunda farklı görüşler bulunsa da, baskın yaklaşım bunun yenilik doğuran bir hak sağlamadığı; kiraya verene kanundan doğan bir başvuru imkânı verdiği yönündedir. Yani taahhüt, kendiliğinden kira sözleşmesini sona erdirmez; ancak belirtilen tarihte tahliye gerçekleşmezse kiraya verene icra veya dava yoluna başvurma hakkı tanır.
İstanbul uygulamasında tahliye taahhüdüne dayalı icra takipleri sıklıkla başlatılmakta; ancak kiracıların itirazı üzerine dosyalar sulh hukuk mahkemelerinde itirazın kaldırılması veya tahliye davası sürecine dönüşmektedir. Bu aşamada mahkemeler öncelikle taahhüdün kanuni şartlara uygun olup olmadığını denetlemektedir.
3. Tahliye Taahhüdünün Geçerlilik Şartları
Tahliye taahhüdünün geçerli olabilmesi için kanunda açıkça düzenlenmiş ve içtihatla şekillenmiş birtakım şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlardan birinin eksikliği hâlinde taahhüde dayanılarak tahliye sağlanamaz.
3.1. Kiralananın Tesliminden Sonra Düzenlenmiş Olması
Kanun metninde açıkça “kiralananın teslim edilmesinden sonra” ibaresi yer almaktadır. Bu ifade, tahliye taahhüdünün kira sözleşmesi kurulurken veya taşınmaz henüz teslim edilmeden önce alınamayacağını göstermektedir.
Bu düzenlemenin amacı, kiracının sözleşme kurulurken içinde bulunduğu zorunluluk hâlinin baskı unsuru oluşturmasını engellemektir. Kiracı henüz taşınma imkânına kavuşmamışken imzaladığı taahhüt, serbest iradeye dayalı kabul edilmemektedir. İstanbul’da uygulamada en sık karşılaşılan geçersizlik sebeplerinden biri, kira sözleşmesi ile aynı tarihli taahhütlerdir.
Yargı uygulamasında kira sözleşmesi ile aynı gün düzenlenen taahhütler, kural olarak geçersiz kabul edilmektedir. Ancak her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilir. Kiralananın fiilen teslim edildiği tarih ile sözleşme tarihi farklı ise, bu husus delillerle ortaya konulmalıdır.
3.2. Yazılı Şekil Şartı
Tahliye taahhüdünün yazılı olması zorunludur. Yazılı şekil, geçerlilik şartıdır. Sözlü beyanlara dayanılarak tahliye talep edilemez. Uygulamada genellikle imzalı bir belge düzenlenmekte; noter aracılığıyla yapılması zorunlu olmamakla birlikte ispat kolaylığı sağlamaktadır.
Fotokopi belgeler veya imza inkârına açık belgeler, uyuşmazlık hâlinde ispat sorununa yol açabilir. İstanbul’daki mahkemelerde imza incelemesi için bilirkişi raporu alınması sık rastlanan bir durumdur.
3.3. Tahliye Tarihinin Belirli Olması
Taahhütte tahliye tarihinin açık ve belirli olması gerekir. Belirsiz veya muğlak ifadeler içeren taahhütler geçerli kabul edilmez. “İstenildiğinde boşaltacağım” gibi ifadeler hukuken yeterli değildir.
Ayrıca boş bırakılan tarihin sonradan doldurulduğu iddiaları da uygulamada sıkça gündeme gelmektedir. Bu tür durumlarda belge üzerindeki yazı ve imza bütünlüğü incelenir. Tarihin kiracının iradesi dışında doldurulduğu ispatlanırsa taahhüt geçersiz sayılabilir.
3.4. Serbest İrade ve İrade Fesadı Halleri
Tahliye taahhüdünün baskı, tehdit veya hile ile alınması hâlinde geçerliliği tartışmalıdır. Kiracı, irade fesadı iddiasında bulunabilir. Ancak bu iddianın somut delillerle desteklenmesi gerekir. Salt soyut beyan yeterli değildir.
İstanbul uygulamasında kiracılar sıklıkla taahhüdü baskı altında imzaladıklarını ileri sürmektedir. Mahkemeler bu tür iddiaları, sözleşmenin koşulları, tarafların ekonomik durumu ve belge üzerindeki düzenleme biçimi çerçevesinde değerlendirir.
3.5. Süresinde Başvuru Şartı
Kiraya veren, taahhütte belirtilen tarihten itibaren bir ay içinde icra yoluna başvurmalı veya dava açmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Sürenin kaçırılması hâlinde taahhüde dayanma imkânı ortadan kalkar.
Uygulamada bu sürenin yanlış hesaplanması önemli hak kayıplarına yol açmaktadır. İstanbul’da yoğun icra takipleri nedeniyle süre takibinin dikkatle yapılması gerekir.
4. İstanbul’da En Sık Karşılaşılan Geçersizlik Sebepleri
Uygulamada tahliye taahhütlerinin önemli bir kısmı şekil veya süre eksikliği nedeniyle geçersiz sayılmaktadır. En sık karşılaşılan durumlar şunlardır:
- Kira sözleşmesi ile aynı tarihli taahhüt düzenlenmesi
- Boş tarihli belgenin sonradan doldurulması
- Kiralananın tesliminden önce imza alınması
- Belirli tahliye tarihi içermeyen metinler
- Bir aylık başvuru süresinin geçirilmesi
Bu sebepler, icra takibinin iptaline veya davanın reddine yol açabilmektedir. Bu nedenle tahliye taahhüdü düzenlenirken ve buna dayanılarak işlem yapılırken kanuni şartların titizlikle gözetilmesi gerekir.
5. Tahliye Taahhüdüne Dayalı İcra Yoluyla Tahliye Süreci
Geçerli şekilde düzenlenmiş bir tahliye taahhüdü, kiraya verene iki ayrı yol sunar: icra yoluyla tahliye veya sulh hukuk mahkemesinde tahliye davası açılması. Uygulamada çoğunlukla icra yoluna başvurulmaktadır. Bunun nedeni, icra takibinin daha hızlı sonuç verebilme ihtimalidir. Ancak hız, yalnızca taahhüdün hukuken geçerli olması hâlinde söz konusu olur.
Tahliye taahhüdünde belirtilen tarihte kiracı taşınmazı boşaltmazsa, kiraya veren bu tarihten itibaren bir ay içinde icra müdürlüğüne başvurmalıdır. Bu bir aylık süre hak düşürücü niteliktedir. Süre geçirildiğinde aynı taahhüde dayanılarak tahliye talep edilemez.
İcra takibi başlatıldığında kiracıya ödeme emrine benzer bir tahliye emri gönderilir. Kiracı yedi gün içinde itiraz edebilir. İtiraz edilmezse tahliye işlemi kesinleşir. İtiraz edilmesi hâlinde ise kiraya verenin sulh hukuk mahkemesinde itirazın kaldırılması veya tahliye davası açması gerekir.
İstanbul’da icra müdürlüklerindeki iş yoğunluğu dikkate alındığında, icra sürecinin teknik olarak doğru başlatılması büyük önem taşır. Taahhüdün aslı veya usulüne uygun sureti dosyaya sunulmalı; sürenin başlangıcı doğru hesaplanmalı ve tebligat işlemleri dikkatle takip edilmelidir.
6. Tahliye Taahhüdü ile Tahliye Davası Arasındaki Fark
Tahliye taahhüdüne dayalı tahliye ile ihtiyaç, temerrüt veya iki haklı ihtara dayalı tahliye davaları arasında önemli farklar bulunmaktadır. Tahliye taahhüdünde kiracının belirli bir tarihte taşınmazı boşaltacağını kabul etmiş olması nedeniyle kiraya verenin ayrıca bir tahliye sebebi ispatlamasına gerek yoktur.
İhtiyaç nedeniyle tahliye davasında kiraya veren, ihtiyacın gerçek ve samimi olduğunu ispat etmek zorundadır. Temerrüt nedeniyle tahliyede ise kira borcunun ödenmediği ve ihtar şartlarının yerine getirildiği ortaya konulmalıdır. Oysa geçerli bir tahliye taahhüdünde ispat konusu, esasen belgenin geçerliliği ile sınırlıdır.
Bu nedenle tahliye taahhüdü, doğru düzenlendiğinde kiraya veren açısından güçlü bir hukuki araçtır. Ancak geçersiz bir taahhüde dayanılarak başlatılan süreç, hem zaman hem de maliyet kaybına yol açabilir.
7. Süreler ve Hak Düşürücü Nitelik
Tahliye taahhüdüne dayalı başvurularda en kritik husus, bir aylık başvuru süresidir. Bu süre, taahhütte belirtilen tahliye tarihinden itibaren işlemeye başlar. Sürenin kaçırılması hâlinde taahhüt hükmünü yitirir.
Sürenin başlangıcının doğru tespiti önemlidir. Tahliye tarihi hafta sonuna veya resmî tatile denk geliyorsa genel süre kuralları uygulanır. İstanbul uygulamasında yoğunluk nedeniyle tebligat gecikmeleri yaşanabilmekte; bu nedenle işlemlerin gecikmeksizin yapılması gerekir.
Bir aylık sürenin kaçırılması, kiraya verenin yeniden tahliye taahhüdü almasına engel değildir. Ancak yeni bir taahhüt alınması da yine kanuni şartlara tabidir.
8. Sonuç: İstanbul’da Tahliye Taahhüdü Uygulamasına İlişkin Genel Değerlendirme
Tahliye taahhüdü, kira hukukunda kiraya verene tanınmış istisnai ve şekle sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Geçerliliği; kiralananın tesliminden sonra düzenlenmiş olmasına, yazılı şekil şartına, belirli bir tahliye tarihi içermesine ve süresinde başvuru yapılmasına bağlıdır.
İstanbul’da kira piyasasının yoğunluğu, tahliye taahhüdüne dayalı uyuşmazlıkların sayısını artırmıştır. Ancak uygulamada yapılan şekil ve süre hataları nedeniyle birçok taahhüt geçersiz sayılmaktadır. Bu nedenle tahliye taahhüdü düzenlenirken ve bu belgeye dayanılarak işlem yapılırken kanuni çerçeve titizlikle gözetilmelidir.
Her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi, taahhüdün geçerliliği ve başvuru sürecinin doğru yürütülmesi bakımından önem taşır. Tahliye taahhüdü, kira ilişkisinin sona erdirilmesinde güçlü bir araç olmakla birlikte, yalnızca kanunun öngördüğü şartlar altında sonuç doğurur.
9. Tahliye Taahhüdünde İspat Sorunları ve Yargısal Denetim
Tahliye taahhüdüne dayalı tahliye taleplerinde uyuşmazlık çoğu zaman belgenin geçerliliği noktasında yoğunlaşmaktadır. Özellikle İstanbul’daki uygulamada, kiracılar sıklıkla imza inkârında bulunmakta veya belgenin baskı altında imzalatıldığını ileri sürmektedir. Bu durumda mahkeme, öncelikle belgenin usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediğini, imzanın kiracıya ait olup olmadığını ve belgenin düzenlenme tarihini incelemektedir.
İmza inkârı hâlinde grafolojik bilirkişi incelemesine başvurulabilir. Ancak yalnızca imzanın kiracıya ait olması, taahhüdün geçerliliği için yeterli değildir. Belgenin kira sözleşmesiyle aynı tarihte düzenlenip düzenlenmediği, kiralananın fiilen teslim edilip edilmediği ve tahliye tarihinin açık şekilde yazılıp yazılmadığı da ayrıca değerlendirilir.
Boş tarihli belge imzalatılması ve tarihin sonradan doldurulması iddiaları uygulamada en sık karşılaşılan savunmalardandır. Bu tür iddialarda belgenin fiziksel bütünlüğü, yazı karakterleri ve düzenleme biçimi önem kazanır. Eğer tarih kısmının sonradan ve kiracının bilgisi dışında doldurulduğu ispatlanırsa taahhüt geçersiz sayılabilir.
İstanbul’daki sulh hukuk mahkemelerinde görülen tahliye taahhüdü davalarında, belgenin düzenlenme koşulları ayrıntılı biçimde incelenmektedir. Mahkeme, yalnızca belgeye değil; tarafların ekonomik ve sosyal durumuna, kira sözleşmesinin imzalanma sürecine ve taşınmazın teslim tarihine de bakmaktadır. Bu yönüyle tahliye taahhüdü uyuşmazlıkları salt şekli değil, maddi denetimi de içermektedir.
10. Tahliye Taahhüdünün Yenilenmesi ve Uygulamadaki Özel Durumlar
Bir aylık başvuru süresinin geçirilmesi hâlinde tahliye taahhüdü hükümsüz hâle gelir. Bu durumda kiraya verenin aynı belgeye dayanarak tahliye talep etmesi mümkün değildir. Ancak taraflar yeni bir tahliye taahhüdü düzenleyebilir. Yeni taahhüdün de yine kiralananın tesliminden sonra ve serbest iradeyle düzenlenmiş olması gerekir.
Uygulamada kira sözleşmesinin yenilenmesi sırasında yeni bir tahliye taahhüdü alınması sık karşılaşılan bir durumdur. Bu hâlde de düzenleme tarihi ve teslim şartı önem taşır. Özellikle İstanbul’da uzun süreli kira ilişkilerinde, kira süresinin uzatılması sırasında alınan yeni taahhütlerin geçerliliği, belgenin düzenlenme koşullarına bağlıdır.
Bir diğer özel durum, tüzel kişi kiracılar bakımından ortaya çıkar. Şirket adına düzenlenen tahliye taahhüdünün yetkili temsilci tarafından imzalanmış olması gerekir. Yetki belgesinin bulunmaması veya temsil yetkisinin aşılması hâlinde geçerlilik sorunu gündeme gelebilir.
11. Tahliye Taahhüdünde Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması
Her ne kadar tahliye taahhüdü kanuni bir hak sağlasa da, bu hakkın dürüstlük kuralına aykırı şekilde kullanılması mümkün değildir. Örneğin kiraya verenin, kiracıyı yanıltarak veya ekonomik baskı kurarak taahhüt imzalatması durumunda, hakkın kötüye kullanılması iddiası ileri sürülebilir.
Mahkemeler, özellikle kira sözleşmesinin kurulma aşamasındaki koşulları ve tarafların pazarlık gücünü dikkate almaktadır. Tahliye taahhüdü, kiracının makul değerlendirme yapma imkânı bulamadığı bir ortamda imzalatılmışsa, geçerliliği tartışma konusu olabilir.
İstanbul gibi kira piyasasının yoğun olduğu bir şehirde, taşınmaz bulma güçlüğü kiracılar üzerinde fiilî baskı oluşturabilmektedir. Ancak bu durumun her somut olayda ayrıca ispatlanması gerekir. Dürüstlük kuralı, her iki taraf bakımından da geçerlidir.
12. Sonuç ve Genel Değerlendirme
Tahliye taahhüdü, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya verene tanınmış özel bir tahliye imkânıdır. Ancak bu imkân, sıkı şekil şartlarına ve süre rejimine bağlıdır. Kiralananın tesliminden sonra düzenlenmiş olması, yazılı şekil şartına uyulması, tahliye tarihinin açıkça belirtilmesi ve bir aylık başvuru süresinin kaçırılmaması geçerliliğin temel unsurlarıdır.
İstanbul’da kira uyuşmazlıklarının yoğunluğu, tahliye taahhüdüne dayalı işlemleri artırmış; buna paralel olarak geçerlilik şartlarına ilişkin yargısal denetim de sıkılaşmıştır. Uygulamada yapılan küçük bir şekil hatası, tahliye talebinin reddine yol açabilmektedir.
Bu nedenle tahliye taahhüdü düzenlenirken ve bu belgeye dayanılarak icra veya dava yoluna başvurulurken kanuni çerçevenin dikkatle değerlendirilmesi gerekir. Her somut olayın özellikleri farklı olduğundan, hukuki sürecin planlanması ve sürelere riayet edilmesi hak kaybının önlenmesi bakımından belirleyicidir.
13. Tahliye Taahhüdüne İlişkin Uygulamada Sık Sorulan Sorular
Tahliye taahhüdü noter aracılığıyla yapılmak zorunda mıdır?
Kanun noter şartı öngörmemiştir. Yazılı şekil yeterlidir. Ancak noter aracılığıyla düzenlenmesi veya en azından noter ihtarnamesi ile teyit edilmesi ispat kolaylığı sağlar. İstanbul uygulamasında imza inkârı sık görüldüğünden, noter düzenlemesi pratikte avantajlıdır.
Kira sözleşmesinden yıllar sonra alınan tahliye taahhüdü geçerli midir?
Kiralananın tesliminden sonra ve serbest iradeyle düzenlenmiş olması koşuluyla geçerli olabilir. Taahhüdün kira sözleşmesinden hemen sonra alınması zorunlu değildir. Ancak düzenleme koşulları ve irade serbestisi ayrıca değerlendirilir.
Tahliye taahhüdünde yazan tarihten önce icra takibi başlatılabilir mi?
Hayır. Tahliye taahhüdünde belirtilen tarih gelmeden başlatılan icra takibi hukuki sonuç doğurmaz. Süre, belirtilen tahliye tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Bir aylık başvuru süresi kaçırılırsa ne olur?
Bir aylık süre hak düşürücü niteliktedir. Süre geçirildiğinde aynı taahhüde dayanılarak tahliye talep edilemez. Ancak yeni bir tahliye taahhüdü alınması mümkündür.
Kiracı tahliye taahhüdünü imzaladığını inkâr ederse ne olur?
İmza inkârı hâlinde mahkeme imza incelemesi yaptırabilir. Belgenin kiracı tarafından imzalandığı ispatlandığında, diğer geçerlilik şartları da incelenir.
14. İstanbul’da Tahliye Taahhüdü Uyuşmazlıklarının Genel Çerçevesi
İstanbul’da kira piyasasının büyüklüğü ve taşınmaz değerlerindeki değişim, tahliye taahhüdüne dayalı uyuşmazlıkları artırmaktadır. Özellikle merkezi ilçelerde ve yüksek kira bedelli bölgelerde kiraya verenler, sözleşme sürecinde tahliye taahhüdü almaya yönelmektedir.
Ancak uygulamada görülen dosyaların önemli bir kısmında, şekil şartlarına uyulmaması nedeniyle tahliye talepleri reddedilmektedir. Kira sözleşmesiyle aynı tarihli belgeler, boş bırakılan tarih alanları veya süresinde başvuru yapılmaması en sık rastlanan sorunlardır.
Bu nedenle tahliye taahhüdü, yalnızca imzalanmış bir belge olarak değil; kanuni çerçevede değerlendirilmesi gereken teknik bir hukuki araç olarak ele alınmalıdır. İstanbul’daki icra ve mahkeme uygulamaları, belgenin düzenlenme sürecini ayrıntılı biçimde incelemektedir.
15. İletişim ve Randevu
Tahliye taahhüdünün geçerliliği ve buna dayalı tahliye süreci, süreye bağlı ve teknik bir hukuki değerlendirme gerektirir. Somut olayın özelliklerine göre belgenin incelenmesi ve başvuru sürecinin planlanması önem taşır.
Detaylı bilgi ve randevu için aşağıdaki iletişim kanallarından ulaşabilirsiniz:
Av. İnanç Eker Hukuk Bürosu
Barbaros Mahallesi Mor Menekşe Sokak Deluxia Suites Sitesi No: 3A Kat:12 Daire:155
Ataşehir / İstanbul
Telefon: 0216 514 74 04
E-posta: info@inanceker.av.tr
Web: https://inanceker.av.tr