Boşanma Davasında Deliller

İçindekiler

Boşanma Davasında Deliller

Boşanma davasında deliller, tarafların iddia ve savunmalarının hukuken denetlenebilir hâle gelmesini sağlayan ve kusurun niteliği ile boşanmanın ferilerine ilişkin değerlendirmeyi doğrudan etkileyen temel unsurlardır. Türk Medeni Kanunu’nun 184. maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ispat rejimi birlikte uygulandığında, boşanma yargılamasında delillerin toplama yöntemi, hukuka uygunluk denetimi, hâkimin vicdani kanaat oluşturma süreci ve delillerin ağırlık sırası bakımından klasik hukuk davalarından ayrılan özgün bir yapı ortaya çıkar. Bu bölümde, boşanma davalarında delil sisteminin hukuki dayanakları, delil serbestisi, ispat yükü, hukuka uygunluk kriterleri ve aile mahkemesi hâkiminin delilleri değerlendirme yetkisinin kapsamı ayrıntılı şekilde ele alınmaktadır.

Boşanma Davasında Delil Kavramı, Hukuki Çerçeve ve İspat İlkeleri

Boşanma yargılaması, taraflar arasındaki özel yaşam ilişkisi sebebiyle vakıaların çoğu zaman kapalı bir ortamda gerçekleştiği, maddi olayların üçüncü kişiler tarafından gözlemlenmesinin her zaman mümkün olmadığı ve bu nedenle delillerin serbestçe takdir yetkisinin son derece önem kazandığı bir dava türüdür. TMK m.184, hakim tarafından gözlemlenemeyen olayların ispatında her türlü delilin ileri sürülebileceğini ve hâkimin delilleri vicdani kanaatine göre serbestçe değerlendireceğini öngörür. Bu düzenleme, boşanma davalarının hem ispat hukuku hem de usul hukuku bakımından farklı bir konumda olduğunu açık biçimde ortaya koyar.

1. Normatif Çerçeve: TMK m.184 ve HMK'nın Boşanma Davalarına Etkisi

TMK m.184'te yer alan “Hâkim, boşanma veya ayrılık davalarında tarafların ikrarıyla bağlı değildir ve delilleri serbestçe takdir eder.” hükmü, boşanma yargılamasının en karakteristik yönünü oluşturur. Bu hüküm iki önemli sonucu beraberinde getirir:

  • İkrarın bağlayıcı olmaması: Tarafın kendisine zarar verecek nitelikteki ikrarı dahi hâkimi bağlamaz; hâkim ikrarı diğer delillerle birlikte değerlendirir.
  • Vicdani kanaate göre takdir: Deliller arasında kesin ispat–takdiri ispat gibi klasik ayrımlar önemini kaybeder; hâkim tüm delillerden ulaştığı kanaate göre kusuru ve vakıaları belirler.

HMK’nın genel ispat kuralları boşanma davalarına uygulanmakla birlikte, hâkimin takdir yetkisinin genişliği nedeniyle bu kurallar boşanma yargılamasında daha esnek bir şekilde yorumlanır. Örneğin, HMK m.190 uyarınca “iddiasını ispat yükü iddia edene aittir” kuralı, boşanma davalarında evlilik birliğinin yapısı gereği karine oluşturabilen davranışlar ve dolaylı deliller ışığında farklı bir sonuca götürebilir.

2. Boşanma Davalarında Delil Serbestisi ve Delil Türlerinin Kapsamı

Boşanma davasında hâkim, tarafların sunduğu tüm delilleri hukuka uygunluk ve inandırıcılık kriteri çerçevesinde değerlendirme yetkisine sahiptir. Delil serbestisi ilkesi, özellikle kapalı alanda gerçekleşen aile içi olayların aydınlatılabilmesi için kaçınılmazdır. Bu kapsamda boşanma davasında ileri sürülebilecek deliller sınırlı sayıda değildir ve uygulamada sıkça başvurulan deliller şunlardır:

  • Tanık anlatımları,
  • WhatsApp–SMS mesajlaşmaları, sosyal medya içerikleri ve dijital yazışmalar,
  • Ses kayıtları ve görüntü kayıtları,
  • Hastane kayıtları, adli tıp raporları ve darp raporları,
  • Ceza soruşturması ve kovuşturma dosyalarındaki beyanlar, HTS kayıtları ve bilirkişi raporları,
  • Banka kayıtları, finansal hareket dökümleri, ortak hesap işlemleri.

Bununla birlikte delil serbestisi mutlak değildir; delilin hukuka uygun elde edilmiş olması zorunludur. Aksi hâlde delil değerlendirmeye alınamaz.

3. İspat Yükü, Kusur İddiaları ve Delillerin Sunulma Zorunluluğu

Boşanma davasında ispat yükü kural olarak iddia eden tarafa aittir. Aldatma iddiasını ileri süren eş zina vakıasını; şiddet iddiasında bulunan eş fiziksel veya psikolojik şiddeti; ekonomik baskı iddiasında bulunan taraf ise bu baskıyı ortaya koyan maddi vakıaları ispatlamakla yükümlüdür. Ancak Yargıtay içtihatları, evlilik birliğinin niteliği gereği bazı durumlarda karine doğuran davranışların kusura karine teşkil edebileceğini kabul etmektedir. Örneğin eşin günlerce eve gelmemesi, aldatma şüphesi doğuran yoğun mesajlaşmalar veya ekonomik harcamaların aile birliği yükümlülükleriyle bağdaşmaması gibi fiillerde ispat yükü dolaylı şekilde karşı tarafa geçebilmektedir.

4. Delillerin Hukuka Uygun Elde Edilmiş Olması

Anayasa’nın özel hayatın gizliliğini koruyan hükümleri ve Türk Ceza Kanunu’ndaki düzenlemeler gereği, bir delilin yargılamada kullanılabilmesi için hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması şarttır. Aşağıdaki deliller kural olarak hukuka aykırı delil niteliğindedir:

  • Eşin özel alanına gizlice yerleştirilen kamera görüntüleri,
  • Karşı tarafın haberi olmaksızın yapılan ortam dinlemeleri,
  • Şifre kırılarak elde edilen dijital yazışmalar,
  • İzinsiz şekilde alınan telefon kayıtları veya e-posta içerikleri.

Bununla birlikte Yargıtay, bazı olağanüstü durumlarda “meşru savunma amacı” ile alınmış ve suçu önlemeye yönelik kayıtların kullanılabileceğini kabul etmektedir. Bu istisna dar yorumlanmakta olup, her olayda ayrı değerlendirme yapılır.

5. Hâkimin Vicdani Kanaati ve Delillerin Ağırlık Sırası

Boşanma davalarında hâkim, tüm delilleri bir arada değerlendirerek vicdani kanaatine ulaşır. Deliller arasında kesin nitelikte bir hiyerarşi bulunmamakla birlikte bazı delillerin ispat gücü uygulamada daha yüksektir. Örneğin;

  • Adli tıp raporları ve hastane kayıtları, fiziksel şiddetin ispatında yüksek ağırlık taşır.
  • Sosyal medya içerikleri ve yazışmalar, aldatma iddialarında önemli bir tamamlayıcı delil niteliğindedir.
  • Tanık beyanları, özellikle kapalı alan olaylarında çoğu zaman belirleyici etkiye sahiptir.

Hâkim, deliller arasında çelişki olması hâlinde, delilin elde ediliş şekli, güvenilirliği, üçüncü kişiler tarafından doğrulanabilirliği ve hayatın olağan akışına uygunluğu gibi kriterlere göre değerlendirme yapar.

Tanık Delili: Kusurun, Şiddetin, Hakaretin ve Aile İçi İletişimin İspatında Tanığın Rolü

Boşanma davalarında tanık delili, aile mahkemesinin kapalı alanda gerçekleşen olaylara ilişkin değerlendirme yapabilmesini sağlayan en önemli ispat araçlarından biridir. Evlilik birliğine ilişkin çoğu vakıa, tarafların mahrem alanında gerçekleştiğinden, tanık anlatımları vakıanın doğruluğunun ortaya konulmasında kritik bir role sahiptir. Türk Medeni Kanunu’nun 184. maddesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun genel delil rejimi birlikte değerlendirildiğinde, tanık delilinin boşanma yargılamasındaki ağırlığının diğer hukuk dallarına kıyasla daha belirgin olduğu görülür. Bu bölümde tanık delilinin hukuki niteliği, değerlendirme ölçütleri, tanıklığın kapsamı, aile bireylerinin tanıklığının delil değerine etkisi ve Yargıtay içtihatları ışığında tanık beyanlarının ispat gücü ayrıntılı şekilde ele alınmaktadır.

1. Tanık Delilinin Hukuki Niteliği ve İspattaki Yeri

Boşanma davalarında olayların çoğu “iki kişi arasında yaşanan özel vakıalar” niteliğinde olduğundan, tanık delili yargılamanın bel kemiğini oluşturur. Tanık beyanları, hâkimin vicdani kanaat oluşturmasında belirleyici rol üstlenir; zira en güçlü dijital deliller dahi çoğu zaman olay bütünlüğü içerisinde tanık beyanlarıyla desteklendiğinde anlam kazanır. HMK m.240–266 arasında düzenlenen tanık deliline ilişkin usul hükümleri, boşanma davalarında TMK m.184’ün sağladığı geniş takdir yetkisiyle birlikte uygulanır. Bu nedenle tanık anlatımları, diğer hukuk davalarında olduğu gibi sınırlı bir ispat gücüne sahip değildir; aksine boşanma davalarında çoğu kez delillerin merkezinde yer alır.

2. Tanıkların Görgüye Dayalı Anlatım Zorunluluğu

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre tanıkların, duyuma değil görgüye dayalı beyanlarda bulunması esastır. Tanıklık, bizzat gözlemlenen veya doğrudan algıyla edinilen olaylara ilişkin anlatım niteliğinde olmalıdır. Duyuma dayalı tanıklık, ancak olayın genel çerçevesinin anlaşılmasına katkı sağladığı ölçüde dikkate alınabilir. Bu nedenle tanıkların;

  • olayın yerini,
  • zamanını,
  • tarafların davranışlarını,
  • vakıanın gerçekleşme şeklini

somut biçimde ortaya koyması gerekir. Soyut, genel geçer, tarafın aktardığı içeriklerden ibaret tanıklıklar ispat gücünü önemli ölçüde zayıflatır.

3. Aile Bireylerinin Tanıklığı ve Yargıtay’ın Değerlendirme Ölçütleri

Boşanma davalarında tarafların anne, baba, kardeş gibi yakın aile bireylerinin tanıklığı sıkça gündeme gelir. Aile bireylerinin tanıklığında tarafsızlık sorunu teorik olarak tartışılsa da Yargıtay uygulamasında bu kişilerin tanıklığı baştan itibaren değersiz kabul edilmez. Aksine, aile bireyleri, tarafların evlilik sürecindeki davranışlarını yakından gözlemleme imkânı bulunan kişiler olduğundan, beyanlarının ispat gücü yüksektir. Ancak bu tanıkların anlatımlarında:

  • olayın kronolojisi,
  • zaman–mekân doğruluğu,
  • taraf davranışlarının tutarlılığı,
  • anlatımın taraf yararına aşırı özenle biçimlendirilip biçimlendirilmediği

dikkatle incelenir. Yargıtay, aile bireylerinin tanıklığını tamamen dışlamamakta; fakat bu tanıkların beyanlarının destekleyici başka delillerle güçlendirilmesini aramaktadır.

4. Tanık Beyanlarının Tutarlılık ve Hayatın Olağan Akışına Uygunluk Kriteri

Hâkim, tanık beyanlarının doğruluğunu değerlendirirken iki temel kritere dayanır: (i) İç tutarlılık ve (ii) Hayatın olağan akışına uygunluk. Tanık anlatımının kendi içerisinde çelişki barındırması, olayın gerçekleşme biçimini açıklayamaması veya somut tarih–yer ilişkisini kuramaması hâlinde beyanın ispat gücü düşer. Aynı şekilde, anlatılan olayın yaşamın olağan akışıyla bağdaşmaması durumunda, hâkim tanık beyanına ihtiyatla yaklaşır.

Örneğin eşin sürekli olarak hakaret ettiği, şiddet uyguladığı veya eve dönmediği iddiası tanık anlatımlarıyla destekleniyorsa, tanığın bu davranışların hangi tarihlerde ve ne şekilde meydana geldiğini somut şekilde açıklaması gerekir. Muğlak ifadeler hâkimin vicdani kanaati yönlendirmez.

5. Tanık Delilinin Kusur Tespitindeki Rolü

Tanık delili, kusurun varlığını, niteliğini ve ağırlığını ortaya koyan en etkili araçlardan biridir. Özellikle şu alanlarda tanık beyanları belirleyicidir:

  • Fiziksel şiddet iddiaları: Komşular, akrabalar, ev içinde veya ev dışında tartışmaya tanıklık eden kişiler olayı doğrulayabilir.
  • Psikolojik şiddet, hakaret, tehdit: Tanıklar taraflar arasındaki iletişim biçimini ve uzun süreli davranış kalıplarını aktarmak suretiyle hâkimin kanaatine katkı sağlar.
  • Aldatma şüphesi: Doğrudan zina fiilini gözlemleme zorunluluğu olmadığından, tanıkların şüphe uyandıran davranışlara ilişkin anlatımları tamamlayıcı delil niteliğindedir.
  • Ekonomik şiddet ve evlilik birliğinin yükümlülüklerinin ihlali: Tanıklar, tarafın eve para bırakmaması, harcamalarını saklaması veya aileyi ekonomik zorluklara sürüklemesi gibi vakıaları aktarabilir.

6. Tanık Listesi, Süreler ve Usulî Zorunluluklar

Tanık delilinden yararlanılabilmesi için tanık listesinin usulüne uygun şekilde ve süresinde sunulması zorunludur. HMK m.240 uyarınca tanık listesi, delillerin sunulması için verilen usulî süre içerisinde mahkemeye sunulmalıdır. Süresinde sunulmayan tanık listeleri dikkate alınmaz ve taraf tanık dinletme hakkını kaybeder. Bu durum, özellikle kusur tespiti ve nafaka–tazminat taleplerinin değerlendirilmesinde ciddi hak kayıplarına yol açabilir.

7. Tanık Anlatımlarının Diğer Delillerle Birlikte Değerlendirilmesi

Yargıtay, tanık beyanlarının tek başına çoğu durumda yeterli olmayacağını; tanık anlatımlarının dijital deliller, mesajlaşmalar, sosyal medya içerikleri, hastane kayıtları veya ceza dosyası unsurlarıyla desteklenmesi hâlinde tam ispat gücüne ulaşacağını kabul etmektedir. Bu nedenle uygulamada tanık anlatımları:

  • WhatsApp–SMS yazışmaları,
  • fotoğraf–video kayıtları,
  • adli raporlar,
  • HTS kayıtları,
  • polis başvuruları

ile birlikte ele alınır ve hâkim, deliller arasında uyum olup olmadığına bakarak kusurun derecesine ilişkin karar verir.

8. Hâkimin Takdir Yetkisi Çerçevesinde Tanık Beyanlarının Değeri

Tanık beyanlarının ispat gücü konusunda nihai değerlendirme hâkimin vicdani kanaatine tabidir. Aile mahkemesi hâkimi, tanıkların:

  • olayı ne kadar yakından gözlemlediğini,
  • taraflarla olan yakınlık derecesini,
  • beyanların tutarlılığını,
  • diğer delillerle ilişkisini,
  • ifadenin zamanında ve baskı altında verilip verilmediğini

dikkate alarak tanık beyanının ispat gücünü belirler. Bu değerlendirme her dava özelinde yapılır ve aynı tür iddiada tanık beyanının ağırlığı her somut olayda farklı sonuçlar doğurabilir.

Dijital Deliller: WhatsApp, Sosyal Medya, Kamera Kaydı, Ses Kaydı, E-posta ve Fotoğraf Delillerinin Boşanma Davasındaki Yeri

Dijital iletişimin günlük yaşamın merkezinde yer alması, boşanma davalarında dijital delillerin ispat fonksiyonunu olağanüstü derecede artırmıştır. Evlilik birliğinin sarsılmasına yol açan birçok davranış, günümüzde çoğu zaman dijital ortamda iz bırakmakta; eşler arasındaki iletişimin önemli bölümü yazılı veya görsel içeriklerle belgelenmektedir. Bu nedenle WhatsApp yazışmaları, sosyal medya paylaşımları, kamera görüntüleri, e-posta kayıtları ve ses kayıtları, kusurun tespitinde en etkili delil gruplarından biri hâline gelmiştir. Bu bölümde dijital delillerin hukuki niteliği, geçerlilik şartları, hukuka uygunluk standartları, ispat gücü ve Yargıtay’ın dijital delillere yaklaşımı ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

1. Dijital Delillerin Hukuki Niteliği ve Uygulamadaki Önemi

Dijital deliller, HMK’nın yazılı delil serbestisi ilkesi çerçevesinde değerlendirilen ve boşanma yargılamasında çoğu zaman doğrudan delil niteliği taşıyan içeriklerdir. Özellikle aldatma, tehdit, hakaret, psikolojik şiddet, ekonomik şiddet ve evlilik birliği yükümlülüklerinin ihlali gibi vakıalarda, dijital veriler olayın kronolojisini, tarafların iradesini, davranış biçimlerini ve kusurun derecesini ortaya koymaktadır.

Yargıtay, dijital delillerin ispat gücünü kabul etmekte; ancak delilin elde ediliş yöntemini hukuka uygunluk açısından titizlikle incelemektedir. Bu nedenle, hukuka aykırı şekilde elde edilen dijital içerikler, ne kadar ispat gücüne sahip olursa olsun yargılamaya dâhil edilemez.

2. WhatsApp, SMS ve Dijital Mesajlaşmaların Delil Niteliği

WhatsApp, SMS ve diğer dijital mesajlaşma uygulamaları boşanma davalarında en sık başvurulan delillerdendir. Bu yazışmalar, tarafların birbirlerine yönelik tutumlarını, duygusal ilişkilerini, hakaret ve tehdit içerikli davranışları ve aldatma şüphesini gösteren en önemli ispat araçlarından biridir.

Yargıtay kararlarına göre:

  • Mesaj içerikleri, ekran görüntüsü veya eksiksiz yazışma dökümü ile sunulduğunda delil değerine sahiptir.
  • Mesajların taraflardan biri tarafından karşı tarafla yapılan yazışmalar olması hâlinde, hukuka aykırılık söz konusu değildir.
  • Üçüncü bir kişinin hesabından izinsiz alınan yazışmalar hukuka aykırıdır ve kullanılamaz.

Bu nedenle mesaj delilleri, hukuka uygun elde edilme şartı sağlandığı sürece kusur tespitinde önemli ağırlığa sahiptir.

Mesajların Bütünlüğü ve Güvenilirlik Analizi

Mesaj içerikleri sunulurken:

  • tarih–saat bilgilerinin silinmemiş olması,
  • yazışmanın sadece belirli bölümlerinin seçilmemiş olması,
  • karşı tarafın mesajlarının da eksiksiz gösterilmiş olması

delilin güvenilirliğini artırır. Aksi hâlde hâkim, manipüle edilmiş içerik ihtimaliyle karşılaşabilir.

3. Sosyal Medya Paylaşımları: Instagram, Facebook, X ve Diğer Platformlar

Sosyal medya delilleri, aldatma iddiası başta olmak üzere evlilik birliğini sarsan birçok davranışın somutlaştırılmasında etkili bir araçtır. Sosyal medya paylaşımları, beğeniler, mesaj kutuları, fotoğraflar, konum bildirimleri ve takip ilişkileri Yargıtay tarafından delil olarak kabul edilmektedir.

Örneğin:

  • Eşin başka bir kişiyle yakın ilişkiyi doğrulayan fotoğrafları,
  • Gece geç saatlerde yapılan karşılıklı mesajlaşmalar,
  • Flört niteliğindeki paylaşımlar,
  • Birlikte zaman geçirilen mekânlara ilişkin konum bildirimleri

aldatma şüphesini güçlendiren ve zina vakiasına ilişkin karine oluşturan delillerdir. Ancak bu deliller doğrudan zina ispatı olarak kabul edilmez; başka delillerle birlikte bir bütün olarak değerlendirilir.

Hukuka Uygunluk Ölçütü

Sosyal medya paylaşımlarının açık profilden elde edilmesi hukuka uygundur. Ancak:

  • eşin şifresini kırarak hesaba giriş yapılması,
  • özel mesaj kutularına izinsiz erişim,
  • hesabın gizlice ele geçirilmesi

hukuka aykırı delil niteliğindedir.

4. Kamera Kayıtları ve Görüntü Delilleri

Kamera görüntüleri, özellikle fiziksel şiddet, terk, eve gelmeme, bar–kafe gibi mekânlarda başka kişilerle yakın görüntüler gibi iddiaların ispatında yüksek ispat gücüne sahiptir. Ancak kamera görüntülerinin hukuka uygunluğu, kaydın yapıldığı yer ve yönteme bağlıdır.

Şöyle ki:

  • Güvenlik kameralarının açık alan görüntüleri kullanılabilir.
  • Ortak yaşam alanındaki görüntüler (ör. ev salonu) hukuka uygun kabul edilebilir.
  • Özel alan niteliğindeki yatak odasına gizli kamera yerleştirilmesi hukuka aykırıdır.

Görüntü kaydı delilleri, özellikle aldatmaya ilişkin kuvvetli şüphe oluşturan vakıalarda tamamlayıcı nitelikte kabul edilir.

5. Ses Kayıtları: Hukuka Uygunluk ve Sınırları

Ses kayıtları, uygulamada en çok tartışma yaratan delil türlerinden biridir. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, tarafın kendisine yönelen haksız bir fiili ispatlayabilmek için başvurduğu ve anlık olarak alınan kayıtlar hukuka uygun kabul edilebilir. Ancak sürekli, gizli ve sistematik biçimde yapılan kayıtlar hukuka aykırıdır.

Bu nedenle:

  • Eşin ağır hakaretini veya tehdidini kanıtlamak amacıyla anlık yapılan bir kayıt hukuka uygundur.
  • Uzun süreli ortam dinlemeleri hukuka aykırıdır.

Ses kayıtları, özellikle psikolojik şiddet ve tehdit vakalarında büyük ispat gücüne sahiptir.

6. E-posta ve Elektronik İletiler

E-posta delilleri, aldatma şüphesini gösteren iletişimlerin veya ekonomik şiddet kapsamındaki iş–para ilişkilerinin ortaya konulmasında kullanılabilir. E-postanın tarafın kendi hesabından elde edilmesi hukuka uygundur; ancak eşin şifresini kırarak hesaba erişim hukuka aykırıdır.

7. Fotoğrafların ve Görsel İçeriklerin İspattaki Rolü

Fotoğraflar, özellikle aldatma şüphesi uyandıran görüşmelerde, eşin alkol veya madde bağımlılığı iddialarında, şiddet sonrası yaralanma tespitinde veya aile yükümlülüklerinin ihlalinde güçlü delil niteliğindedir. Ancak tarih–konum gibi meta verilerin doğrulanabilir olması delilin ağırlığını artırır.

8. Dijital Delillerin Diğer Delillerle Birlikte Değerlendirilmesi

Dijital deliller tek başına çoğu zaman yeterli olmakla birlikte, Yargıtay uygulamasında dijital içeriklerin tanık anlatımları, ceza dosyası bulguları ve yazılı belgelerle birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Böylece hem delilin güvenilirliği artar hem de kusur tespiti daha sağlam temellere oturur.

Aldatma (Zina) İddiasında Delil Standartları ve Yargıtay İçtihatları

Aldatma, Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesinde “zina” olarak düzenlenmiş olup, boşanma davalarında en ağır kusur türlerinden biri kabul edilir. Zina, mutlak boşanma sebebidir ve gerçekleştiğinin ispatı hâlinde hâkimin boşanmaya hükmetmesi zorunludur. Bu sebeple zina iddiası, hem maddi hem de hukuki sonuçları itibarıyla boşanma yargılamasında en yoğun delil incelemesine tabi tutulan vakıalar arasındadır. Aldatma iddiasında delil standartlarının yüksek olması; özel hayatın gizliliği, kişisel verilerin korunması ve hukuka uygunluk ilkeleri ile doğrudan bağlantılıdır. Bu bölümde zina iddiasının hukuki çerçevesi, delil standardı, kullanılabilecek delil türleri, Yargıtay’ın ispat kriterleri ve kusurun sonuçlarına ilişkin değerlendirmeler ayrıntılı şekilde ele alınmaktadır.

1. Zina (Aldatma) Kavramı ve Hukuki Niteliği

Zina, evli bir kişinin eşi dışında biriyle bilerek ve isteyerek cinsel ilişkiye girmesi olarak tanımlanır. Ancak boşanma yargılamasında zina vakiasının doğrudan ispatı çoğu zaman mümkün olmadığından, Yargıtay “kuvvetli belirti” ve “kuvvetli şüphe” kriterlerini geliştirmiştir. Buna göre, zina fiilinin bizzat gerçekleştiğini gösteren açık ve kesin bir delil bulunmasa dahi, tarafın davranışlarının zina yapıldığına ilişkin güçlü bir kanaat uyandırması durumunda kusur tespiti yapılabilir.

TMK m.161’de düzenlenen zina, “mutlak boşanma sebebi” olup, gerçekleştiğinin ispatı hâlinde kusurun ağırlığı nedeniyle nafaka, tazminat ve velayet taleplerine doğrudan etki eder. Bu nedenle iddianın ispatında sunulan delillerin hem hukuka uygun hem de yüksek inandırıcılık düzeyine sahip olması gerekir.

2. Zina İddiasında Delil Standardı: Kesin İspat – Kuvvetli Belirti Ayrımı

Zina, doğrudan cinsel ilişkiyi konu edinen bir fiil olduğundan, çoğu zaman üçüncü kişiler tarafından gözlemlenemeyen ve kapalı alanda gerçekleşen bir eylemdir. Bu nedenle zina iddiasında “kesin ispat” aranması uygulamada neredeyse imkânsızdır. Yargıtay içtihatlarına göre zina, “her türlü delille” ispat edilebilir ve hâkimin vicdani kanaati esastır.

Bu çerçevede Yargıtay, iki delil standardını benimsemiştir:

  • Kesin ispat: Tarafların bir otel odasında birlikte bulunmaları, görüntü kayıtları, açık cinsel birliktelik içeren yazışmalar gibi deliller.
  • Kuvvetli belirti / kuvvetli şüphe: Çok yakın ilişkiyi gösteren iletişimler, gizli buluşmalar, geceyi birlikte geçirdiklerine dair otel kayıtları, samimi fotoğraflar.

Hâkim bu delillerden hareketle zina fiilinin gerçekleştiğine vicdani kanaat getirirse kusur tespiti yapılır. Dolayısıyla aldatma iddiasında delil serbestisi son derece geniş olmakla birlikte, ispat gücünün yüksek olması zorunludur.

3. Zina İddiasında Sık Kullanılan Delil Türleri ve İspat Güçleri

a) Otel Kayıtları ve Konaklama Bilgileri

Otel giriş–çıkış kayıtları, zina iddiasında en güçlü deliller arasında yer alır. Tarafın karşı cinsle aynı odada veya aynı konaklama biriminde bulunduğuna dair kayıtlar, doğrudan cinsel birliktelik ispatı olmasa bile Yargıtay tarafından “zina karinesi” olarak değerlendirilir.

Özellikle:

  • Geceyi birlikte geçirme,
  • Aynı oda numarasının görülmesi,
  • İki kişilik rezervasyonlar,
  • Kısa süreli konaklamalarda tekrarlayan girişler

kusur tespitinde belirleyici kabul edilir.

b) WhatsApp, SMS ve Sosyal Medya Mesajlaşmaları

Zina iddiasında yazışma içerikleri büyük önem taşır. Tarafların başka bir kişiyle duygusal veya cinsel içerikli mesajlaşmaları, buluşma organizasyonları, fotoğraf gönderimleri ve yakın ilişkiyi ortaya koyan iletişim geçmişi, Yargıtay tarafından güçlü delil olarak kabul edilmektedir.

Bu yazışmalar:

  • samimi hitaplar,
  • gizli buluşma planları,
  • ilişkinin süresine ilişkin ifadeler,
  • tarafların duygusal birlikteliklerini açıkça gösteren içerikler

içerdiğinde, zina fiilinin kuvvetle muhtemel olduğunu gösterir.

c) Fotoğraf ve Video Kayıtları

Tarafların bir başka kişiyle uygunsuz yakınlık içerisindeki görüntüleri, aynı konutta veya otelde çekilmiş fotoğraflar, samimi temas içeren görüntüler ve birlikte yapılan tatil kayıtları zina delili niteliği taşır. Fotoğraf ve videoların zaman damgası, konum bilgisi ve doğrulanabilirliği delilin ağırlığını artırır.

d) Kamera Görüntüleri ve Tanık Anlatımları

Kamera görüntüleri, tarafların birlikte eve giriş–çıkış yaptıklarını veya uzun süre kapalı bir mekânda baş başa kaldıklarını ortaya koyarsa, zina şüphesini güçlendirir. Tanıkların tarafları birlikte görmesi, buluşmalara tanıklık etmesi veya ilişkiyi doğrulayan davranışları aktarması hâlinde delil bütünlüğü sağlanmış olur.

4. Zina Delilinde Hukuka Uygunluk Şartı

Zina iddiasında kullanılan delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması zorunludur. Şifre kırarak mesajlara erişme, gizli kamera yerleştirme, özel alanın izinsiz kaydedilmesi, hukuka aykırı ses kaydı gibi yöntemlerle elde edilen deliller kullanılamaz. Yargıtay, hukuka aykırı delillerin zina gibi ağır vakıalarda dahi geçerli olmayacağını açıkça ifade etmektedir.

Dolayısıyla delil serbestisi geniş olmakla birlikte, özel hayatın gizliliği sınırlarını aşan her türlü delil yargılamada tamamen dışlanır.

5. Yargıtay’ın Zina İddialarına Yaklaşımı ve İçtihatların Ortak Noktaları

Yargıtay’ın zina konusundaki yaklaşımında üç temel ilke öne çıkar:

  • Kesin ispat aranmaz; kuvvetli belirti yeterlidir.
  • Deliller bir bütün hâlinde değerlendirilir.
  • Hâkim vicdani kanaatle kusuru belirler.

Yargıtay Hukuk Daireleri, özellikle şu tür delillerde zina karinesi oluştuğunu kabul etmektedir:

  • Tarafların başka biriyle otelde birlikte konaklaması,
  • Gecenin geç saatlerinde samimi mesajlaşmalar,
  • Birlikte tatil kayıtları ve çift fotoğrafları,
  • Uzun süreli duygusal ilişkiyi gösteren yazışmalar.

Bu içerikler, doğrudan cinsel birliktelik ispatlanamasa bile, zina fiilinin gerçekleştiğine dair hâkimin kanaat oluşturmasına yeterli kabul edilir.

6. Zina Kusurunun Sonuçları

Zinanın ispatı hâlinde:

  • Eşin ağır kusorlu olduğu kabul edilir.
  • Karşı taraf lehine manevi tazminat koşulları kolaylaşır.
  • Yoksulluk nafakası talep eden taraf kusur nedeniyle nafaka hakkını kaybedebilir.
  • Velayet değerlendirmesinde tarafın ahlaki tutumu dikkate alınabilir.

Dolayısıyla zina iddiasının ispatı, boşanma davasının tüm fer’î sonuçlarını doğrudan etkileyen güçlü bir hukuki sonuç doğurur.

Fiziksel Şiddet, Psikolojik Şiddet, Hakaret ve Tehdit İddialarında Delil Türleri

Boşanma davalarında en sık karşılaşılan vakıalar arasında fiziksel şiddet, psikolojik şiddet, hakaret ve tehdit yer almakta olup, bu tür eylemler hem evlilik birliğini temelden sarsmakta hem de kusurun ağırlığı bakımından belirleyici rol oynamaktadır. Aile içi şiddet olguları çoğu zaman kapalı alanda gerçekleştiği için delil tespiti zor olsa da Türk Medeni Kanunu m.184 ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ispat hükümleri çerçevesinde çok çeşitli delil türleriyle ispatlanabilir. Bu bölümde şiddet iddialarının ispatında kullanılan adli raporlar, hastane kayıtları, HTS verileri, dijital mesajlaşmalar, ses kayıtları, tanık anlatımları ve polis başvuruları gibi delillerin hukuki niteliği, ispat gücü ve Yargıtay yaklaşımı ayrıntılı şekilde incelenmektedir.

1. Fiziksel Şiddet ve Adli Tıp Raporlarının İspattaki Önemi

Fiziksel şiddetin ispatında en güçlü deliller adli tıp raporları, hastane acil servis kayıtları ve doktor muayene bilgileridir. Bu tür kayıtlar, yaralanmanın niteliğini, darp izlerini, zamanını ve ağırlığını ortaya koyduğundan doğrudan delil niteliği taşır. Adli tıp raporlarında yer alan “darp–cebri izler”, “ekimoz”, “yumuşak doku zedelenmesi”, “basit tıbbi müdahale ile giderilebilir/giderilemez” gibi ibareler, hâkimin kusur değerlendirmesinde belirleyici rol oynar.

Yargıtay uygulamasında fiziksel şiddet iddialarında adli raporun varlığı, kusurun ağır olduğu yönünde güçlü karine oluşturur. Raporda yaralanmanın şiddeti ve travmanın niteliği ne kadar yüksekse, kusurun ağırlığı da o denli artar. Bu raporların doğruluğu genellikle başka delillerle desteklenir; örneğin tanık anlatımları, polis çağrı kayıtları veya mesajlaşmalar.

2. Hastane Kayıtları ve Tıbbi Belgeler

Fiziksel şiddet çoğu zaman eşin acil servise başvurması sonucu kayıt altına alınır. Hastane başvurularındaki muayene notları, travma izleri ve yaralanma tutanakları boşanma davalarında yüksek ispat gücüne sahiptir. Tıbbi belgelerin hukuki değeri, belgenin resmi nitelik taşıması ve taraf beyanından bağımsız olarak uzman hekimlerce düzenlenmiş olması nedeniyle oldukça yüksektir.

Hastane kayıtları yalnızca fiziksel yaralanmayı değil, psikolojik travmayı da gösterebilir. Örneğin yoğun stres, panik atak, kaygı bozukluğu gibi şikâyetlerle yapılan başvurular psikolojik şiddetin doğrulanmasında tamamlayıcı delil niteliğindedir.

3. Psikolojik Şiddet, Süreklilik Unsuru ve Mesajlaşmalar

Psikolojik şiddet; hakaret, küçük düşürme, tehdit, baskı, aşağılama, sosyal izolasyon, ekonomik bağımlılık yaratma gibi davranışlarla ortaya çıkabilir ve çoğu zaman fiziksel şiddetten daha derin etkiler doğurur. Bu tür davranışların ispatı dijital delillerle büyük ölçüde mümkündür.

WhatsApp mesajları, SMS içerikleri, sosyal medya paylaşımları ve e-postalar psikolojik şiddet iddiasının en önemli delillerindendir. Özellikle aşağılayıcı ifadeler, sistematik hakaretler, kişiyi tehdit eden mesajlar, evden uzaklaştıran baskıcı ifadeler ve süreklilik gösteren olumsuz tutumlar ciddi kusur sayılmaktadır.

Mesajlaşmaların Değerlendirilmesinde Dikkate Alınan Unsurlar

  • İfadelerin açık ve somut şekilde hakaret veya tehdit içermesi,
  • Mesajların düzenli ve süreklilik arz etmesi,
  • İletişimin karşı taraf üzerinde yaratığı baskının mesaj içeriğinden anlaşılması,
  • İletişim geçmişinin manipüle edilmemiş olması.

Yargıtay, tehdit ve hakaret içerikli mesajların kusur tespitinde doğrudan delil niteliğinde olduğunu kabul etmektedir.

4. Hakaret ve Tehdit İddialarında Ses Kayıtlarının Rolü

Ses kayıtları, hakaret ve tehdit vakıalarında uygulamada en çok başvurulan delil türlerindendir. Ancak ses kaydının delil olarak kullanılabilmesi için hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması şarttır. Yargıtay’a göre kişi, kendisine yönelen ve inkâr edilmesi muhtemel olan ağır hakaret ve tehdit içerikli davranışı ispatlamak amacıyla anlık olarak ses kaydı almışsa bu kayıt hukuka uygun kabul edilir.

Buna karşın eşin haberi olmaksızın sürekli şekilde ortam dinlemesi yapılması, gizli cihazlar yerleştirilmesi veya özel alanların sistematik şekilde kaydedilmesi hukuka aykırıdır.

Ses Kayıtlarında Dikkat Edilen Hususlar

  • Sesin kişiye ait olup olmadığı,
  • Kayıt içeriğinin kesilip biçilmediği,
  • Kayıt sırasında tarafın zor durumda kalıp kalmadığı,
  • Kayıt içeriğinin tehdit veya hakaretin ağırlığını açıkça ortaya koyup koymadığı.

Ses kayıtları, özellikle tehdit, şiddet ve ağır hakaret içeren ifadelerin doğrudan tespitini sağladığı için boşanma davalarında yüksek ispat gücüne sahiptir.

5. HTS Kayıtları, İletişim Verileri ve Şiddet Davranışlarıyla Bağlantısı

HTS verileri (arama–mesaj trafiği) doğrudan şiddet fiilini ortaya koymasa da psikolojik şiddet ve tehdit iddialarında tamamlayıcı delil niteliğindedir. Özellikle:

  • tekrar eden ısrarlı aramalar,
  • tehdit içerikli arama yoğunluğu,
  • izleme veya takip şüphesi oluşturan iletişim kayıtları

Yargıtay tarafından psikolojik baskı ve tehdit davranışını destekleyici nitelikte kabul edilmektedir.

Ayrıca HTS kayıtları, taraflardan birinin aldatma şüphesi doğuran kişiyle yoğun iletişim içinde olduğunu gösterdiğinde, kusur tespitinde dolaylı delil olarak kullanılabilir.

6. Polis Başvuruları, 6284 Sayılı Kanun Kapsamındaki Tedbirler ve Resmi Tutanaklar

Fiziksel şiddet, tehdit veya ağır hakaret olaylarında kolluk kuvvetlerine yapılan başvurular ve düzenlenen tutanaklar boşanma davalarında çok güçlü delil niteliğindedir. Polis çağrı kayıtları, aile içi şiddet bildirim formları, ifade tutanakları ve olay yeri krokileri, vakıanın gerçekliği konusunda hâkimin kanaatini büyük ölçüde güçlendirir.

6284 sayılı Kanun kapsamında alınmış uzaklaştırma, iletişim yasağı veya koruma tedbirleri de tarafın kusurunun ağırlığını ortaya koyan önemli belgelerdir. Bu tür tedbirlerin verilebilmesi için ciddi derecede şiddet riski veya vakıa bulunduğundan, bu kararlar mahkemece güçlü delil olarak kabul edilir.

7. Tanık Anlatımlarıyla Şiddet Delillerinin Desteklenmesi

Şiddet iddialarında tanık anlatımları çoğu zaman kritik önem taşır. Komşuların, aile bireylerinin veya olaya tanık olan üçüncü kişilerin beyanları, özellikle psikolojik şiddetin ispatında tamamlayıcı delil niteliğindedir. Tanık anlatımlarının:

  • görgüye dayanması,
  • olayı zaman–mekân ilişkisi içinde açıklaması,
  • diğer delillerle çelişmemesi

yüksek ispat gücü sağlar.

8. Şiddet Delillerinin Diğer Delillerle Birlikte Değerlendirilmesi

Boşanma davalarında şiddet iddiaları hiçbir zaman tek bir delille değerlendirilmez; deliller bir bütün hâlinde ele alınır. Adli raporlar, dijital deliller, tanık beyanları, polis kayıtları ve HTS verileri birbiriyle uyumlu olduğunda, hâkim şiddetin varlığına ve kusurun ağırlığına ilişkin vicdani kanaatini güçlendirmiş olur.

Bu nedenle şiddet iddiası içeren davalarda delil stratejisi, yalnızca tek bir güçlü delile dayanmaktan ziyade, olayın tüm yönlerini aydınlatan kapsamlı bir delil seti oluşturmaya dayanmalıdır.

Ekonomik Şiddet, Mal Kaçırma, Aile Konutu, Banka Kayıtları ve Mali Deliller

Boşanma davalarında ekonomik şiddet, mal kaçırma girişimleri, aile konutu üzerindeki tasarruflar ve mali kayıtların manipülasyonu, tarafların kusur değerlendirmesinde önemli rol oynar. Ekonomik şiddet, klasik fiziksel veya psikolojik şiddet türlerinden farklı olarak çoğu zaman sessiz, süreklilik arz eden ve mağduru uzun vadede ciddi ekonomik zorluklara sürükleyen bir davranış biçimi olarak karşımıza çıkar. Bu nedenle ekonomik şiddet, HMK ve TMK bağlamında geniş bir delil incelemesini gerektirir. Bu bölümde ekonomik şiddetin hukuki tanımı, mal kaçırma vakalarının boşanma davasındaki etkileri, aile konutu şerhinin koruyucu işlevi, banka kayıtlarının incelenmesi ve mali delillerin ispat gücü ayrıntılı şekilde incelenmektedir.

1. Ekonomik Şiddetin Hukuki Niteliği ve Kapsamı

Ekonomik şiddet, eşin ekonomik kaynakları kontrol etmesi, diğer tarafı ekonomik açıdan bağımlı hâle getirmesi, eve düzenli olarak para bırakmaması, aşırı kısıtlama veya borçlandırma suretiyle baskı oluşturması, maddi varlıkları tek taraflı olarak tüketmesi ve mali kaynaklara erişimi engellemesi gibi eylemlerle ortaya çıkar. Türk hukukunda ekonomik şiddet doğrudan tanımlanmış olmamakla birlikte, Yargıtay uygulaması ve TMK’nın evlilik birliğinin yükümlülükleriyle ilgili hükümleri ekonomik şiddeti kusur olarak kabul etmektedir.

Ekonomik şiddet, özellikle şu hâllerde ortaya konulabilir:

  • eşin eve düzenli nafaka niteliğinde katkı sağlamaması,
  • aile giderlerine katılmaktan kaçınması,
  • eşinin çalışmasını engellemesi veya işten ayrılmaya zorlaması,
  • birlikte kullanılan banka hesaplarının tek taraflı kapatılması,
  • evin geçimini sağlayan gelirlerin sistematik olarak saklanması,
  • eşe yönelik tehdit veya baskı içeren ekonomik kısıtlamalar,
  • kredi kartlarının iptali veya kullanımın kısıtlanması.

Bu tür davranışlar TMK m.185’te düzenlenen “birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak” yükümlülüğünün ihlali niteliğindedir ve boşanma davasında kusur olarak kabul edilir.

2. Ekonomik Şiddetin İspatında Kullanılan Deliller

Ekonomik şiddetin ispatı için mali verilerin bütüncül biçimde değerlendirilmesi gerekir. Uygulamada ekonomik şiddetin ispatında kullanılan başlıca deliller şunlardır:

  • banka hesap dökümleri ve hareket kayıtları,
  • kredi kartı ekstresi ve harcama kalıpları,
  • ortak hesabın tek taraflı kapatıldığına ilişkin banka yazışmaları,
  • eşin çalışmasını engellediğini gösteren mesaj ve e-postalar,
  • borçlandırma girişimlerine ilişkin belgeler,
  • evin ihtiyaçlarının karşılanmadığını gösteren tanık anlatımları,
  • polis veya sosyal hizmet başvuruları.

Banka kayıtları, harcama yoğunlukları ve gelir–gider dengesizliği çoğu zaman ekonomik şiddetin somutlaşmasını sağlar. Örneğin eşin kendi kişisel harcamalarını artırırken aile giderlerine hiç katkı sağlamaması veya tüm gelirini başka kişilere aktarması, mal kaçırma veya ekonomik baskı karinesi doğurur.

3. Mal Kaçırma Girişimleri ve Boşanma Davasına Etkisi

Mal kaçırma, eşlerden birinin boşanma ihtimalini öngörerek ortak malvarlığını üçüncü kişilere devretmesi, üzerinde tasarrufta bulunması, malvarlığını azaltması veya malı kendi üzerinde gösterme girişimidir. Mal kaçırma doğrudan TMK m.185 ve m.186 kapsamındaki yükümlülüklerin ihlali niteliğinde olup, boşanma davasında ağır kusur oluşturabilir.

Mal kaçırma iddialarında şu deliller önemlidir:

  • tapudan alınan tarihli kayıtlar,
  • yapılan satışların piyasa değerine aykırı olması,
  • yakın hısımlara yapılan bedelsiz veya düşük bedelli devirler,
  • kredi çekilerek malvarlığının başka kişi üzerine geçirilmesi,
  • bankadaki birikimlerin boşanma öncesi hızla azaltılması,
  • ticari defter ve şirket kayıtları.

Yargıtay uygulamasında mal kaçırma, kusur olarak değerlendirilmekle kalmaz; aynı zamanda mal rejiminin tasfiyesi aşamasında eşe ek koruma sağlar. Örneğin, mal kaçırma şüphesi doğuran bir satış işlemi “muvazaalı işlem” olarak kabul edilirse, diğer eşin denkleştirme ve değer artış payı talepleri güçlenir.

4. Aile Konutu Şerhi ve Tasarruf Kısıtı

Aile konutu, eşlerin birlikte yaşamlarını sürdürdükleri ve ekonomik–sosyal düzenlerini kurdukları temel yaşam alanıdır. TMK m.194 uyarınca aile konutuna ilişkin tasarruflar diğer eşin rızasına bağlıdır. Bu nedenle aile konutu şerhi konulmuş taşınmazda yapılan:

  • satış işlemleri,
  • kira sözleşmesi değişiklikleri,
  • ipotek tesis edilmesi,
  • tasarrufu kısıtlayan diğer hukuki işlemler

eşin rızası olmadan geçerli değildir.

Aile konutuna yönelik tasarruf girişimleri çoğu zaman mal kaçırma şüphesi doğurur ve kusur olarak değerlendirilir. Şerh olmasa bile aile konutunun satılması, aileyi evsiz bırakacak ölçüde ekonomik baskı oluşturduğundan ağır kusur niteliğinde kabul edilebilir.

5. Banka Kayıtları ve Mali Belgelerin Değerlendirilmesi

Banka kayıtları boşanma davalarında hem ekonomik şiddetin hem de mal kaçırma girişimlerinin tespitinde en objektif deliller arasındadır. Banka hareketlerinin ani şekilde artması veya azalması, para transferlerinin belirli kişilere yoğunlaşması, hesaptaki birikimlerin boşanma süreci öncesinde çekilmesi gibi hususlar hâkimin dikkatle incelediği vakıalardır.

Özellikle:

  • gelire kıyasla aşırı yüksek harcama kalıpları,
  • eşin kişisel hesaplarını gizlemesi,
  • aile giderlerine hiç katkı yapılmaması,
  • hesapların üçüncü kişilere devri,
  • şirket hesaplarından eşin şahsi harcamalarının yapılması

kusurun derecesine doğrudan etki eder.

6. Mali Delillerin Hukuka Uygunluk Denetimi

Mali deliller, bankalardan resmi yazıyla istenmişse veya eşin kendi hesabına ilişkin belgeleri kendi iradesiyle sunmuşsa hukuka uygundur. Buna karşılık:

  • eşin şifresini kırarak banka hesaplarına erişilmesi,
  • hesap ekstrelerinin izinsiz kopyalanması,
  • şirket kayıtlarının gizlice alınması

hukuka aykırı delil niteliğindedir.

7. Ekonomik Şiddet ve Mal Kaçırmanın Kusura Etkisi

Ekonomik şiddet veya mal kaçırma vakaları hâkimin kusur değerlendirmesinde ağır kusur olarak kabul edilir. Bu durum:

  • maddi tazminat miktarının artmasına,
  • manevi tazminat talebinin güçlenmesine,
  • yoksulluk nafakası taleplerinin değerlendirilmesinde eşin aleyhine sonuç doğmasına,
  • mal rejimi tasfiyesinde hakkaniyete uygun paylaştırmanın önem kazanmasına

neden olur.

8. Mali Delillerin Diğer Delillerle Birlikte Değerlendirilmesi

Boşanma davalarında ekonomik şiddet ve mal kaçırma iddiaları yalnızca banka kayıtlarına dayanılarak ispatlanmaz; tanık anlatımları, dijital deliller, mesajlaşmalar, şirket belgeleri ve aile içi yazışmalarla desteklenmesi hâlinde delilin ağırlığı artar. Hâkim tüm delilleri birlikte değerlendirerek tarafların mali davranışlarının evlilik birliği üzerindeki etkisini ortaya koyar.

Ceza Soruşturmaları, HTS Kayıtları, Adli Tıp Raporları ve Bilirkişi İncelemeleri

Boşanma davalarında ceza soruşturmaları, HTS kayıtları, adli tıp raporları ve bilirkişi incelemeleri, olayın teknik ve hukuki boyutunu aydınlatan delil türleridir. Bu deliller, özellikle fiziksel şiddet, tehdit, hakaret, aldatma, mal kaçırma, takip/saplantı davranışları ve dijital manipülasyon iddialarında yüksek ispat gücüne sahiptir. Ceza dosyalarındaki ifadeler, tutanaklar ve raporlar, boşanma davasında doğrudan bağlayıcı olmamakla birlikte hâkimin kusur tespitinde önemli yönlendirici etkiye sahiptir. Bu bölümde ceza soruşturmalarının aile hukukuna etkisi, HTS dosyalarının özel delil fonksiyonu, adli tıp raporlarının hukuki ağırlığı ve bilirkişi incelemelerinin ispat sistemindeki yeri ayrıntılı şekilde ele alınmaktadır.

1. Ceza Soruşturmalarının Boşanma Davasına Etkisi

Ceza soruşturmaları, boşanma davasına konu olan fiillerin çoğu zaman paralel şekilde incelendiği süreçlerdir. Fiziksel şiddet, tehdit, hakaret, darp, konut dokunulmazlığının ihlali, kişisel verilerin hukuka aykırı elde edilmesi, aldatma nedeniyle tehdit veya baskı gibi eylemler hem ceza hukuku hem de aile hukuku bakımından değerlendirilir. Ceza yargılamasında verilen kararlar, boşanma davasında hâkimi bağlamamakla birlikte, hâkimin vicdani kanaatine önemli katkı sağlar.

Ceza soruşturmasında bulunan aşağıdaki unsurlar boşanma yargılamasında güçlü delil niteliğindedir:

  • mağdur–şüpheli ifadeleri,
  • olay yeri tutanakları,
  • doktor raporları ve adli tıp muayene sonuçları,
  • tanık ifadeleri,
  • polis müdahale kayıtları,
  • olaya ilişkin ses veya görüntü kayıtları,
  • HTS analiz raporları.

Ceza davalarında verilen mahkûmiyet kararları, kusur tespitinde doğrudan etkili olup ağır kusur sonucunu doğurur. Beraat kararı ise boşanma davasında mutlak anlamda kusursuzluk anlamına gelmez; hâkim delilleri bağımsız olarak değerlendirir.

2. Ceza Dosyasında Yer Alan Beyanların Boşanma Davasında Kullanılabilirliği

Ceza dosyasındaki ifadeler, boşanma davasında delil olarak ileri sürülebilir. Özellikle mağdurun kollukta verdiği ifadeler, olayın sıcaklığı nedeniyle daha ayrıntılı ve samimi olduğundan yüksek delil değerine sahiptir. Tarafların ceza soruşturmasındaki çelişkili beyanları ise boşanma yargılamasında kusur tespiti açısından önem taşır.

Yargıtay uygulamasında ceza dosyasındaki bilgi ve belgeler, özellikle:

  • fiziksel şiddet,
  • tehdit,
  • hakaret,
  • kişisel verilerin hukuka aykırı elde edilmesi,
  • eve izinsiz giriş,
  • cinsel saldırı veya taciz

gibi vakıalarda belirleyici kabul edilmektedir.

3. HTS Kayıtlarının Delil Niteliği

HTS kayıtları (Historical Traffic Search), tarafların iletişim trafiğine ilişkin teknik verilerdir. HTS kayıtları doğrudan konuşma içeriklerini göstermese de arama sıklığı, zamanlama, konum bilgisi ve iletişim yoğunluğu gibi unsurları ortaya koyar. Bu nedenle HTS verileri, aldatma, tehdit, takip, ısrarlı arama veya şiddete hazırlık niteliğinde davranışları ortaya koymakta güçlü bir araçtır.

HTS Verilerinin Kullanıldığı Başlıca Alanlar

  • Aldatma şüphesi: Şüpheli kişiyle yoğun ve süreklilik arz eden iletişim kayıtları.
  • Tehdit ve taciz: Aynı zaman diliminde ardı ardına yapılan çok sayıda arama.
  • Takip davranışı: Tarafların aynı bölge veya hücreye bağlı olduklarını gösteren konum sinyalleri.
  • Şiddet olayının kronolojisi: Olay sırasında yapılan acil aramalar veya mesajlaşmalar.

HTS kayıtları, hâkimin olayların zamanlamasını anlamasını ve kusurun derecesini belirlemesini kolaylaştırır. Özellikle aldatma iddiasında HTS kayıtları, diğer dijital delilleri destekleyen güçlü tamamlayıcı delillerdir.

4. Adli Tıp Raporlarının Hukuki Ağırlığı

Adli tıp raporları, fiziksel şiddetin en güçlü delil türlerinden biri olup objektif nitelikleri nedeniyle boşanma davalarında yüksek ispat gücüne sahiptir. Adli tıp uzmanlarınca düzenlenen raporlar, yaralanmanın niteliğini, tarihi, travmanın oluş şekline ilişkin tıbbi değerlendirmeyi ve olayın ciddiyetini ortaya koyar.

Adli Tıp Raporlarında Değerlendirilen Bulgular

  • travmanın yeri ve özelliği,
  • yaralanmanın derecesi (basit tıbbi müdahale ile giderilebilir/giderilemez),
  • darbeye ilişkin teknik değerlendirmeler,
  • şikâyetin zamanlama ile uyuşup uyuşmadığı,
  • başka bir sebeple meydana gelme ihtimali.

Adli tıp raporları, tanık beyanları ve hastane kayıtlarıyla birlikte değerlendirildiğinde kusurun ağırlığını somutlaştırır. Özellikle tekrarlayan fiziksel şiddet vakalarında rapor zinciri, hâkimin kusur değerlendirmesinde kesin kanaat oluşturabilir.

5. Bilirkişi İncelemeleri ve Dijital Delillerin Teknik Analizi

Boşanma yargılamasında dijital delillerin sıklıkla kullanılması, bilirkişi incelemesini de önemli hâle getirmiştir. Ses kayıtlarının orijinalliği, görüntülerin manipüle edilip edilmediği, konum verilerinin doğruluğu, cihaz kimlik bilgileri, mesajlaşma içeriklerinin teknik bütünlüğü ve sosyal medya verilerinin gerçeğe uygunluğu bilirkişi tarafından incelenir.

Bilirkişinin İncelediği Başlıca Konular

  • ses kaydının kesinti, montaj veya manipülasyon içerip içermediği,
  • fotoğraf veya videoda oynama olup olmadığı,
  • dijital mesajların teknik zaman damgası doğruluğu,
  • telefon IMEI bilgileri ile kaydın eşleşip eşleşmediği,
  • bilgisayar veya telefon yedeklerinde yapılan değişiklikler.

Teknik inceleme özellikle taraflardan birinin dijital delilin sahte olduğunu iddia ettiği durumlarda kritik öneme sahiptir. Bu incelemeler sayesinde hâkim, dijital delilin güvenilirliğini objektif biçimde değerlendirebilir.

6. Ceza Dosyası ve Aile Davası Arasındaki Etkileşim

Boşanma davası ile ceza davası tamamen bağımsız süreçler olsa da olayların ortaklığı nedeniyle biri diğerinden etkilenebilir. Ceza davasındaki mahkûmiyet kararı boşanma davasında ağır kusur olarak değerlendirilir. Buna karşılık ceza davasında verilen beraat kararı, boşanma davasında kusurun bulunmadığı anlamına gelmez; çünkü ispat standartları farklıdır.

Hâkim, ceza dosyasında yer alan teknik delilleri, ifade tutanaklarını, raporları ve bilirkişi değerlendirmelerini vicdani kanaat oluşturmak için kullanabilir.

7. Delillerin Birlikte Değerlendirilmesi ve Kusura Etkisi

Ceza soruşturmaları, HTS kayıtları, adli tıp raporları ve bilirkişi incelemeleri hiçbir zaman tek başına değerlendirilmez; boşanma davalarında deliller bir bütün hâlinde ve karşılıklı ilişki çerçevesinde yorumlanır. Bu nedenle teknik bir rapor, tanık anlatımıyla desteklendiğinde daha güçlü hâle gelebilir; dijital delil, HTS kaydıyla örtüştüğünde daha yüksek inandırıcılık taşıyabilir.

Sonuç olarak teknik delillerin boşanma davasındaki rolü, hâkimin maddi olayları somutlaştırmasına ve kusur değerlendirmesini objektif temellere oturtmasına yardımcı olmasıdır. Bu deliller, evlilik birliğini derinden sarsan vakıaların hukuki niteliğini açıklığa kavuşturur ve fer’î taleplerin belirlenmesinde önemli etki doğurur.

Delillerin Hâkim Tarafından Değerlendirilmesi, Kusura ve Tazminata Etkisi, Delil Stratejisi Oluşturma

Boşanma davalarında delillerin değerlendirilmesi, aile mahkemesi hâkiminin Türk Medeni Kanunu m.184 kapsamında sahip olduğu geniş takdir yetkisi çerçevesinde yapılır. Deliller arasında önceden belirlenmiş bir hiyerarşi bulunmamakla birlikte, delillerin hukuka uygunluk, güvenilirlik, tutarlılık ve olay örgüsü ile uyumluluk kriterlerine göre değerlendirilmesi zorunludur. Bu nedenle boşanma davalarında delil sunma süreci, yalnızca teknik bir işlem değil; aynı zamanda stratejik ve sistematik bir hazırlık gerektirir. Bu son bölümde delillerin hâkim tarafından değerlendirilme yöntemi, delillerin kusur tespitine ve tazminat taleplerine etkisi, ayrıca boşanma davalarında doğru delil stratejisinin nasıl oluşturulacağı ayrıntılı şekilde ele alınmaktadır.

1. Hâkimin Delilleri “Birlikte ve Bir Bütün Olarak” Değerlendirme İlkesi

Boşanma davalarında hâkim, tüm delilleri tek tek değil, olayların bütününe göre değerlendirmek zorundadır. Her delilin ispat gücü tek başına sınırlı olabileceği gibi, başka bir delille birlikte yorumlandığında büyük ağırlık kazanabilir. Örneğin aldatma şüphesine ilişkin mesaj kayıtları tek başına kesin ispat sağlamasa da, otel kayıtları, kamera görüntüleri veya HTS verileriyle desteklendiğinde hâkimi güçlü kanaate ulaştırabilir.

Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre hâkim;

  • vakıaların zaman içindeki akışını,
  • delillerin birbirini tamamlayıcı veya destekleyici niteliğini,
  • deliller arasında çelişki olup olmadığını,
  • hayatın olağan akışına uygunluğu

dikkate alarak kusur tespitini yapmalıdır. Bu nedenle deliller, sistematik, kronolojik ve olay örgüsüne uygun şekilde sunulmalıdır.

2. Delillerin Hukuka Uygunluk Denetiminin Kusur Tespitine Etkisi

Hukuka aykırı şekilde elde edilen deliller, boşanma davasında hiçbir şekilde dikkate alınamaz. Bu durum, özel hayatın gizliliği ilkesinin ve Anayasa’nın koruma alanının doğal bir sonucudur. Dolayısıyla şifre kırma, gizli kamera yerleştirme, özel alanda izinsiz ses kaydı alma gibi yöntemlerle elde edilen deliller sunulsa bile tamamen dışlanır.

Hukuka aykırı delillerin dışlanması hâkim açısından iki önemli sonuç doğurur:

  • Hâkim, delilin içeriğini görse bile kararını buna dayandıramaz.
  • Bu tür delil sunulması, delili sunan tarafın kötü niyetli olduğu yönünde değerlendirilip kusura etkide bulunabilir.

Bu nedenle boşanma davasında delil stratejisi oluşturulurken delillerin elde edilme yöntemi titizlikle değerlendirilmelidir.

3. delillerin Kusur Tespiti Üzerindeki Belirleyici Etkisi

Boşanma davasında kusurun ağırlığı, sunulan delillerin niteliği ile doğrudan bağlantılıdır. Aşağıdaki delil türleri, kusur tespitinde yüksek belirleyiciliğe sahiptir:

  • Adli tıp raporları → fiziksel şiddette ağır kusur.
  • Otel kayıtları → zina karinesi.
  • Dijital yazışmalar → aldatma, hakaret, tehdit ve psikolojik şiddet delili.
  • Tanık anlatımları → kapalı alanda gerçekleşen olayları somutlaştırma.
  • HTS kayıtları → aldatma veya tehdit davranışlarının kronolojisi.
  • Banka kayıtları → ekonomik şiddet ve mal kaçırma karinesi.

Bu deliller birlikte değerlendirildiğinde, hâkim kusurun varlığına ve derecesine ilişkin güçlü kanaat oluşturabilir. Kusurun ağırlığı ise tazminat ve nafaka taleplerinde belirleyici rol oynar.

4. Maddi ve Manevi Tazminat Taleplerinin Delillerle Desteklenmesi

TMK m.174 uyarınca maddi ve manevi tazminat talepleri, diğer eşin kusurlu davranışı nedeniyle mağdur olan taraf lehine hükmedilir. Bu nedenle tazminat taleplerinde delillerin niteliği doğrudan önem taşır.

Maddi Tazminat Açısından Deliller

Maddi tazminat taleplerinde ekonomik şiddet, mal kaçırma, nafaka yükümlülüğünün ihlali, ortak yaşamın ekonomik varlığının taraflardan biri tarafından zayıflatılması gibi vakıalar delil önem taşır. Bu tür deliller, mağdur eşin ekonomik geleceğinin tehlikeye atıldığını gösterdiğinde tazminat miktarını artırır.

Manevi Tazminat Açısından Deliller

Manevi tazminat taleplerinde özellikle aldatma, ağır hakaret, fiziksel veya psikolojik şiddet gibi eylemler belirleyicidir. Adli raporlar, mesaj içerikleri, sosyal medya paylaşımları ve tanık anlatımları manevi tazminatın hukuki temelini güçlendirir.

5. Delil Stratejisinin Önemi ve Davanın Gidişatına Etkisi

Boşanma davalarında delil stratejisi, davanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen unsurdur. Hangi delilin ne zaman sunulacağı, hangi tanığın hangi vakıayı doğrulayacağı, dijital delillerin nasıl sıralanacağı ve deliller arasındaki tutarlılığın nasıl sağlanacağı profesyonel bir planlama gerektirir. Stratejisiz delil sunumu hâkimin kanaatini zayıflatabilir.

Delil Stratejisinde Temel İlkeler

  • Delillerin olay örgüsüne uygun şekilde kronolojik sunulması,
  • Her bir iddia için en az iki tür delilin bulunması (örneğin mesaj + tanık),
  • Hukuka aykırı delillerin tamamen dışlanması,
  • Kritik delillerin erken aşamada mahkemeye sunulması,
  • Tanık ifadelerinin dijital delillerle uyumlu hâle getirilmesi,
  • Ceza dosyasındaki belgelerin boşanma dosyasına aktarılması.

6. Deliller Arasında Çelişki Olması Hâlinde Hâkimin Yaklaşımı

Delillerin birbiriyle çeliştiği durumlarda hâkim, öncelikle delilin güvenilirliğini ve elde ediliş yöntemini dikkate alır. Resmî belgeler ile tanık beyanları arasında çelişki bulunması hâlinde resmî belgeler üstün tutulur. Dijital deliller arasındaki çelişkilerde ise bilirkişi incelemesi belirleyici olur.

Hâkim deliller arasında çelişki olması hâlinde şu kriterlere göre değerlendirme yapar:

  • delilin hukuka uygun elde edilip edilmediği,
  • delilin üçüncü kişi tarafından doğrulanabilir olup olmadığı,
  • delilin kronolojik tutarlılığı,
  • delilin taraf davranışlarıyla uyumu.

Bu değerlendirme sonucunda hâkim kusuru belirler ve boşanmanın fer’î sonuçlarını buna göre şekillendirir.

7. Delillerin Velayet, Nafaka ve Mal Rejimi Üzerindeki Dolaylı Etkisi

Deliller yalnızca boşanmanın gerçekleşmesine değil; velayet, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası ve mal rejimi tasfiyesi gibi konulara da etki eder. Özellikle şiddet, aldatma, bağımlılık, ekonomik istikrarsızlık veya çocukla ilgilenme yükümlülüğünün ihlali gibi vakıalar velayet değerlendirmesinde kritik rol oynar.

Örneğin:

  • psikolojik şiddeti gösteren mesaj delilleri,
  • alkol veya madde kullanımını gösteren polis kayıtları,
  • çocuğun bakımını ihmal eden davranışlara ilişkin tanık anlatımları

velayet kararında belirleyici olabilmektedir.

8. Sonuç: Boşanma Davasında Delil Sisteminin Stratejik Önemi

Boşanma davalarında delil sistemi, yalnızca iddiaların doğruluğunu ispatlayan araçlardan ibaret değildir; aynı zamanda kusurun ağırlığını, tazminat taleplerinin dayanağını ve aile birliğinin geleceğini belirleyen temel unsurdur. Delillerin hukuka uygun şekilde toplanması, sistematik biçimde sunulması ve birbirini tamamlayacak stratejik düzende organize edilmesi hâkimin vicdani kanaatini güçlendirir.

Bu nedenle boşanma yargılamasında başarı, yalnızca delil sunmakla değil; doğru delili, doğru zamanda, doğru yapı içinde sunmakla mümkün olur.

İletişim

Avukat İnanç Eker Hukuk Bürosu
Boşanma hukuku, aile hukuku, tazminat ve yüksek değerli uyuşmazlıklarda profesyonel hukuki destek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Telefon: 0532 245 74 66
WhatsApp: 0532 245 74 66
E-posta: info@inanceker.av.tr

Adres:
Barbaros Mahallesi, Mor Menekşe Sokak,
Deluxia Suites Sitesi, No: 3A, Kat: 12, Daire: 155
Ataşehir / İstanbul

Google Maps:
https://maps.app.goo.gl/1nZJdn395W1W8CTC6

LinkedIn:
Av. İnanç Eker LinkedIn Profili

Merhaba. Telefon Yardım Hattımıza Hoşgeldiniz. Nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Bize haritadan kolayca ulaşabilirsiniz.