Sağlık Turizminde Aracı Kuruluş Sorumluluğu ve Malpraktiste Kusur Dağılımı

İçindekiler
Sağlık Turizminde Aracı Kuruluş Sorumluluğu ve Malpraktiste Kusur Dağılımı | Av. İnanç Eker

Sağlık Turizminde Aracı Kuruluşların (Acentelerin) Hukuki Sorumluluğu ve Malpraktis Uyuşmazlıklarında Kusur Dağılımı

Uluslararası sağlık turizmi uygulamasında hukuki ilişki, çoğu dosyada üçlü bir yapı üzerinden kurulur: uluslararası hasta (sağlık turisti), aracılık hizmetini sunan aracı kuruluş ve teşhis/tedavi hizmetini fiilen sunan sağlık tesisi (ve sağlık meslek mensupları). Bu üçlü yapı; sözleşmesel bağın nasıl kurulduğu, tanıtım-bilgilendirme sürecinin hangi aktör tarafından yürütüldüğü, aydınlatılmış onamın dil ve içerik bakımından yeterliliği, kayıt ve ispat düzeni ile sigorta–rücu mekanizmaları üzerinden birlikte değerlendirilmedikçe doğru şekilde çözümlenemez.

Bu makale; sağlık turizminde aracı kuruluşların sorumluluğunu “yalnızca lojistik hizmet” düzeyine indirgeyen yaklaşımların neden yetersiz kaldığını, malpraktis iddialarında kusur dağılımının hangi hukuki ölçütlerle kurulduğunu ve “sağlık hizmeti” ile “aracılık hizmeti” arasındaki ayrımın sorumluluk mimarisine etkisini, mevzuat ve genel borçlar hukuku ilkeleri çerçevesinde akademik bir düzlemde incelemeyi amaçlamaktadır.

I. Normatif Çerçeve: Sağlık Turizmi Ekosisteminde Yetkilendirme, Denetim ve Sorumluluğun Kuruluşu

1. 26.04.2025 tarihli Yönetmelik ve sistematiği

Uluslararası sağlık turizmi alanında 26.04.2025 tarihli düzenleme ile sağlık turizmi faaliyeti, asgari hizmet standartları ile yetkilendirme ve denetim prosedürleri bakımından daha belirgin bir çerçeveye bağlanmıştır. Düzenlemenin kurduğu temel yaklaşım, uluslararası sağlık turisti bakımından Türkiye’de sunulan sürecin iki ayrı hizmet kümesine ayrılmasıdır: (i) sağlık hizmeti ve (ii) aracılık hizmeti. Bu ayrım, sorumluluğun tayininde yalnızca aktörün “kim” olduğu değil, somut olayda “hangi hizmeti” sunduğu sorusunu merkeze taşır.

Bu sistematikte, uluslararası sağlık turistinin ülkede bulunduğu süre içerisinde aldığı sağlık hizmeti ile aracılık hizmetlerinden, sağlık tesisi ve aracı kuruluşun “sunulan hizmetin türüne bağlı olarak” sorumlu tutulduğu kabul edilmiştir. Bu ifade, uyuşmazlıkların çözümünde iki yönden belirleyicidir: Birincisi, sorumluluğun otomatik olarak tek bir aktörde toplanmasını engeller; ikincisi, her bir aktörün kendi hizmet alanı bakımından özen ve organizasyon yükümlülüğünün sınırlarını somutlaştırır.

2. Yetki belgesi rejimi ve hukuki anlamı

Sağlık turizmi faaliyeti bakımından yetkilendirme, yalnızca idari bir prosedür değil; hizmetin kurumsal standardı, izlenebilirlik ve denetlenebilirlik hedefleriyle bağlantılı bir “uyum yükümlülüğü” alanıdır. Bu kapsamda sağlık tesisinin yetki belgesi yükümlülüğü ile aracı kuruluşun yetki belgesi yükümlülüğü birbirinden ayrıştırılmış; aracı kuruluşların yetki belgesi süreçlerinin USHAŞ üzerinden yürütülmesi öngörülmüştür. Yetki belgesi rejimi, uyuşmazlık değerlendirmesinde doğrudan tazminat sebebi olarak değil; özen borcunun ve kurumsal organizasyon standartlarının belirlenmesinde normatif bir referans noktası olarak önem taşır.

Uygulamada özellikle aracı kuruluş bakımından kritik olan husus, aracı kuruluşun rolünü “sağlık tesisi gibi konumlanma” yönünde genişletmesi hâlinde sorumluluk alanının fiilen büyümesidir. Yetki belgesi rejimi, aracı kuruluşun sınırlarını idari düzlemde çizmekle birlikte; özel hukuk uyuşmazlıklarında sorumluluk, somut olayda üstlenilen edimler ve yaratılan güven/algı üzerinden kurulacaktır.

3. Geçiş hükümleri ve uygulamada uyum takvimi

Yeni düzenleme, daha önce yetkilendirilmiş aktörler bakımından geçiş ve uyum süreleri öngörmüş; ayrıca belirli yükümlülüklerin (örneğin ameliyathane ortamındaki cerrahi ve girişimsel işlemler bakımından risk yönetimi araçları) bakımından yürürlük ve uyum takvimini kademelendirmiştir. Sağlık turizmi uyuşmazlıklarında bu geçiş hükümleri, “öngörülebilirlik”, “kurumsal hazırlık” ve “yükümlülüğün ihlal edilip edilmediği” tartışmalarında somut olaya bağlanan bir değerlendirme unsuru olarak ortaya çıkar.

4. Önceki düzenlemenin yürürlükten kaldırılması ve terminolojideki dönüşüm

2025 tarihli düzenlemenin yürürlüğe girmesi ile önceki tarihli yönetmelik yürürlükten kaldırılmış; özellikle “aracı kuruluş” kavramı ve aracı kuruluşların sektördeki konumlanmasına ilişkin bazı yapısal kabuller güncellenmiştir. Bu güncelleme, uygulamada sıkça görülen “aracı kuruluşun hangi hizmet alanından sorumlu olduğu” tartışmasını, terminoloji ve fonksiyon üzerinden daha görünür hale getirmiştir.


II. Kavramsal Ayrımlar: Sağlık Hizmeti – Aracılık Hizmeti ve Sorumluluğun Kurulma Mantığı

1. Sağlık hizmetinin çekirdeği: tıbbi müdahale standardı ve organizasyon

Sağlık hizmeti, malpraktis değerlendirmesinin merkezinde yer alan tıbbi müdahale standardı ile sağlık tesisinin organizasyonel yapısı üzerinden ele alınır. Burada kusur değerlendirmesi; endikasyon, uygulama tekniği, komplikasyon yönetimi, kayıt düzeni ve aydınlatılmış onam gibi tıbbi–hukuki kesişim alanlarında yoğunlaşır. Özellikle özel sağlık tesislerinde sorumluluk, yalnızca hekim davranışına indirgenemeyecek; ekip organizasyonu, hasta güvenliği protokolleri, kayıt–dokümantasyon ve taburculuk planlaması gibi işletmesel bileşenleri de içerecektir.

2. Aracılık hizmetinin çekirdeği: organizasyon, bilgilendirme, iletişim ve yönlendirme

Aracılık hizmeti, tıbbi müdahalenin bizzat icrası değil; uluslararası hastanın sağlık hizmetine erişimini kuran, süreç yönetimini ve iletişim akışını sağlayan edimler bütünüdür. Bu edimler somut olayda farklı yoğunlukta ortaya çıkabilir. Ancak genel olarak aracı kuruluş bakımından sorumluluk, “özen borcu” ve “doğru/eksiksiz bilgilendirme” ekseninde değerlendirilir. Uygulamada kusur tartışmasını büyüten tipik alanlar; tanıtım-bilgilendirme diliyle yaratılan beklenti, tercüme ve iletişim zincirindeki hatalar, kriz anında yönlendirme ve koordinasyon eksiklikleri ile “hizmetin kim tarafından hangi kapsamda sunulduğunun” belirsiz bırakılmasıdır.

3. “Hizmet türüne göre sorumluluk” yaklaşımının özel hukuk bakımından sonucu

Mevzuatın “hizmet türüne göre sorumluluk” yaklaşımı, özel hukuk uyuşmazlıklarında şu metodolojik sonucu doğurur: Önce, somut olayda aracı kuruluşun fiilen hangi edimleri üstlendiği ve bunların sözleşme, yazışma, teklif dokümanı, web içeriği ve süreç kayıtlarıyla nasıl görünür hale geldiği tespit edilir. Ardından, sağlık tesisinin tıbbi hizmet alanındaki kusur iddiaları ile aracı kuruluşun aracılık hizmeti alanındaki kusur iddiaları ayrı ayrı analiz edilir. Son aşamada ise iki kusur alanı arasında illiyet bağı, zarar türleri ve zarar büyümesi (örneğin komplikasyonun yönetimindeki gecikmenin zararı ağırlaştırması) bakımından bütüncül bir değerlendirme yapılır.

4. Tanıtım ve bilgilendirme rejimine sistematik atıf

Sağlık alanında tanıtım ve bilgilendirme faaliyetleri, ayrı bir düzenleme alanı olarak ele alınmakta; sağlık hizmeti sunanlar ve sağlık turizmi ekosistemindeki aktörler bakımından temel ilke ve ölçütler belirlenmektedir. Bu alanın sağlık turizmi uyuşmazlıklarına etkisi, çoğu olayda doğrudan “tıbbi müdahale” ile değil; “yanıltıcı/eksik bilgilendirme”, “garanti algısı yaratma”, “riskleri görünmez kılma” gibi iddialar üzerinden aracı kuruluşun sorumluluğunun kurulmasında ortaya çıkar. Bu nedenle tanıtım-bilgilendirme rejimi, ilerleyen bölümlerde hem kusur değerlendirmesi hem de delil mimarisi bakımından ayrıca ele alınacaktır.


III. Bölümün Sonuç Cümlesi: İnceleme Yöntemi

Sağlık turizminde sorumluluk tartışması, “kim ameliyat etti?” sorusuna indirgenemez; “kim hangi hizmeti, hangi vaat ve bilgilendirme diliyle, hangi organizasyon standardıyla sundu?” sorusu üzerinden kurulmalıdır. Bir sonraki bölümde, üçlü ilişkiyi belirleyen sözleşmesel mimari modelleri ve bu modellerin malpraktis uyuşmazlıklarında pasif husumet, ispat düzeni ve kusur paylaştırmasına etkisi ayrıntılı biçimde değerlendirilecektir.

IV. Sözleşmesel Mimari: Üçlü İlişkinin Kuruluş Biçimleri ve Uyuşmazlığa Etkisi

Sağlık turizmi uyuşmazlıklarında sorumluluğun tayini, çoğu kez “tek bir sözleşme” üzerinden değil; birbiriyle bağlantılı bir sözleşme seti ve bu seti tamamlayan yazışma/teklif/tanıtım dokümantasyonu üzerinden yapılır. Bu nedenle ilk adım, taraflar arasındaki ilişkiyi kuran belgelerin hangi aktör tarafından üretildiğini ve hastaya hangi aktörün hangi kapsamda taahhütte bulunduğunu tespit etmektir.

1. İlişkiyi kuran belge seti: sözleşme, teklif, yazışma, fatura ve portal kayıtları

Uygulamada uyuşmazlığın “sözleşmesel mimarisini” belirleyen başlıca veri kaynakları şunlardır:

  • Hizmet sözleşmesi / paket sözleşme: Hasta ile aracı kuruluş arasında veya hasta ile sağlık tesisi arasında imzalanan metinler; ek protokoller.
  • Teklif dokümanı ve ödeme planı: Ücret kalemlerinin hangi hizmete karşılık geldiği (tıbbi işlem, konaklama, transfer, refakat, tercüme vb.).
  • Tanıtım ve bilgilendirme içerikleri: Web sayfası metinleri, broşür, e-posta, WhatsApp/DM yazışmaları, “başarı oranı/sonuç” algısı doğuran ifadeler.
  • Tıbbi aydınlatma/onam seti ve hasta dosyası: Dil, kapsam ve risklerin anlatımı; imza ve tercüme zinciri.
  • Fatura/irsaliye/ödeme kanıtı: Ödemenin kime yapıldığı (aracıya mı tesise mi), kimin tahsilatçı olduğu ve bunun “asıl edim üstlenimi” ile ilişkisi.
  • Yetkilendirme ve kayıt altyapısı: Aracı kuruluş yetkilendirmesi ve portal süreçleri (uyum/izlenebilirlik).

Bu veri seti, pasif husumetin (kimlere dava yöneltileceği) ve kusur dağılımının (kimin hangi edim alanında kusurlu olduğu) kurulacağı ispat omurgasını oluşturur.

2. Model A: Hasta – Sağlık Tesisi doğrudan ilişkisi (aracının tali rolü)

Bu modelde hasta, sağlık hizmetini esasen sağlık tesisiyle kurduğu ilişki üzerinden alır; aracı kuruluş ise çoğu zaman tanıtım/iletişim/ön görüşme gibi sınırlı bir aracılık icra eder. Ancak bu durum, aracı kuruluşun sorumluluğunu otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Zira aracı kuruluşun:

  • yanıltıcı veya eksik bilgilendirme ile hastada belirli bir güven/beklenti oluşturması,
  • tercüme ve iletişim zincirinde hatalı aktarımla riskleri görünmez kılması,
  • kriz/komplikasyon anında sevk ve koordinasyonda gecikmeye neden olması,

gibi olgular, tıbbi müdahalenin çekirdeği dışında kalan bir “aracılık hizmeti kusuru” alanı doğurabilir. Dolayısıyla Model A’da dahi aracı kuruluşun sorumluluğu, fiilen üstlenilen edimler üzerinden ayrıca analiz edilir.

3. Model B: Aracı kuruluş merkezli “paket/organizasyon” ilişkisi

Bu modelde hasta, süreci “tek elden yönetim” algısıyla aracı kuruluş üzerinden yürütür. Aracı kuruluşun edimleri yalnızca yönlendirme değil; çoğu zaman konaklama, transfer, refakat, tercüme ve randevu organizasyonu gibi kalemleri de içerir. Bu noktada iki kritik ayrım ortaya çıkar:

  • Aracı kuruluşun sağlık turizmi yetkilendirmesi (sağlık turizmi aracılık faaliyeti yönünden),
  • Seyahat/konaklama/transfer kalemlerinin “seyahat acentacılığı” kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği (1618 sayılı rejim ve ikincil düzenlemeler bağlamında).

Model B’de sorumluluk analizi, aracı kuruluşun “paket” içindeki kalemleri nasıl tanımladığına; özellikle ücret kalemlerini ayrıştırıp ayrıştırmadığına ve tıbbi sonuçlar bakımından “sonuç taahhüdü” izlenimi veren bir tanıtım dili kullanıp kullanmadığına bağlı olarak genişleyebilir.

4. Model C: Üçlü sözleşme seti (hasta–aracı / hasta–tesis / aracı–tesis)

Bu model, kurumsal yapısı güçlü ve uyum mimarisi geliştirmiş organizasyonlarda daha sık görülür. Hasta ile aracı kuruluş arasında ayrı bir “aracılık/organizasyon sözleşmesi”, hasta ile sağlık tesisi arasında ayrı bir “sağlık hizmeti / hastaneye kabul sözleşmesi” ve aracı kuruluş ile sağlık tesisi arasında ayrıca “iş birliği/hizmet çerçeve protokolü” bulunur. Bu kurgu, teorik olarak rol dağılımını netleştirmeye elverişlidir; ancak pratikte yalnız metinler değil, uygulamadaki davranış biçimi belirleyicidir. Örneğin ödeme aracı üzerinden toplanıyor, tüm bilgilendirme aracı üzerinden yapılıyor ve hasta tesisi hiç muhatap almıyorsa, rol dağılımı fiilen yeniden şekillenebilir.


V. Hukuki Nitelendirme: Aracı Kuruluş Sözleşmesi, Hastaneye Kabul Sözleşmesi ve Karma Yapı

1. Aracı kuruluş – hasta ilişkisinin çekirdek nitelendirmesi: iş görme ve özen borcu

Aracı kuruluşun hastaya karşı üstlendiği edimler, çoğu olayda bir “iş görme” borcu doğurur. Bu borcun tipik görünümü, Türk Borçlar Kanunu’ndaki vekâlet ilişkisine yaklaşan bir çerçevede; sadakat ve özen borcu ile bilgilendirme/organizasyon yükümlülükleri üzerinden kurulur. Aracı kuruluşun, hizmetin niteliği gereği kullandığı yardımcı kişilerin (tercüman, hasta danışmanı, transfer sağlayıcı vb.) fiillerinden doğan sorumluluk da ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle sözleşme metinlerinde, aracının “sadece aracı” olduğu yönündeki soyut ifadeler, fiilen yürütülen organizasyon ve iletişim ağı karşısında tek başına belirleyici kabul edilemez.

2. Sağlık tesisi – hasta ilişkisi: hastaneye kabul sözleşmesi ve karma sözleşme yaklaşımı

Özel sağlık tesisleri bakımından hasta ile tesis arasındaki ilişki, çoğu zaman klasik bir “tek tip sözleşme” olarak değil; tıbbi müdahale yönünden vekâlet benzeri unsurlar, barındırma/otelcilik yönünden başka sözleşme tiplerine yaklaşan unsurlar ve yan hizmetler yönünden farklı edimlerden oluşan karma bir sözleşme olarak ele alınır. Bu yaklaşımın pratik sonucu şudur: Kusur değerlendirmesi yalnızca hekimin tıbbi uygulamasına indirgenemez; tesisin organizasyon kusuru, kayıt düzeni, hasta güvenliği ve aydınlatma süreçleri de sorumluluk alanına dahil olur.

3. Tüketici hukuku perspektifi: nitelendirmeyi etkileyen ikinci katman

Sağlık hizmetinin ücret karşılığı sunulduğu özel hukuk ilişkilerinde, öğretide ve uygulamada “tüketici işlemi” nitelendirmesinin gündeme geldiği; bunun da görevli mahkeme, zamanaşımı ve ayıplı hizmet rejimi gibi alanlarda tartışma yarattığı bilinmektedir. Sağlık turizmi dosyalarında bu tartışma, yabancı hastanın “tüketici” niteliği ve sözleşmenin dili/kuruluş yeri gibi unsurlarla daha da karmaşık hale gelebilir. Bu nedenle sözleşmesel mimari kurulurken, hem TBK’nın genel hükümleri hem de tüketici hukuku parametreleri birlikte gözetilmelidir.

4. Genel işlem koşulları ve sorumsuzluk kayıtları: sınırların belirlenmesi

Sağlık turizmi alanında aracı kuruluşların ve sağlık tesislerinin kullandığı standart sözleşmeler, çoğu kez “genel işlem koşulları” niteliği taşır. Bu durumda sözleşmeye tek taraflı konulan hükümler; yürürlük, yorum ve içerik denetimine tabi olur. Özellikle yabancı hastaya sunulan, yabancı dilde ve çoğu zaman müzakere edilmeyen standart metinlerde:

  • risklerin ve hizmet kapsamının açıkça anlatılmaması,
  • yetki/uygulanacak hukuk/sorumluluk sınırlaması gibi kayıtların şeffaf olmaması,
  • tıbbi risklerin “garanti dışı” gibi muğlak ifadelerle görünmez kılınması,

uyuşmazlık halinde sözleşme hükümlerinin geçerliliği ve yorumlanması bakımından belirleyici hale gelir. Ayrıca “sorumsuzluk” veya “sorumluluğu kaldırma/daraltma” yönündeki kayıtlar, TBK’nın emredici sınırları ve hizmetin niteliği (uzmanlık gerektiren alanlar; yardımcı kişi kullanımı) bakımından ayrıca incelenmelidir.


VI. Sözleşmesel Mimari ile Kusur Dağılımı Arasındaki Teknik Bağ

Malpraktis iddiası tıbbi müdahaleye ilişkin olsa dahi; aracı kuruluşun bilgilendirme ve organizasyon alanındaki kusuru, zararın doğmasına veya artmasına etkili olabilir. Bu nedenle kusur dağılımı yapılırken “tıbbi kusur” ile “aracılık hizmeti kusuru” kategorileri ayrıştırılmalı; ancak illiyet zincirinin ortaklaştığı noktalar (örneğin komplikasyonun yönetiminde gecikme, yanlış bilgilendirmeye dayalı onam, yanlış beklenti oluşturma) ayrıca gösterilmelidir.

Bir sonraki bölümde, aracı kuruluşun sorumluluğunu doğuran tipik kusur türleri; seçim/organizasyon kusuru, bilgilendirme kusuru, tercüme ve iletişim zinciri kusuru ile “hizmetin kim tarafından sunulduğunun” belirsiz bırakılması gibi başlıklar altında sistematik biçimde ele alınacaktır.

VII. Sağlık Turizminde “Aracı Kuruluş” Kavramı ve Sorumluluğun Normatif Çerçevesi

Uluslararası sağlık turizminde aracı kuruluş; hastayı sağlık tesisine “bağlayan” ve sürecin tıbbi olmayan (iletişim, organizasyon, seyahat/konaklama, tercüme, ödeme/ön bilgilendirme, şikâyet yönetimi) katmanlarını fiilen yürüten organizatör aktördür. Uygulamada aracı kuruluşun rolü; yalnızca yönlendirme ile sınırlı kalmayıp, çoğu zaman paket hizmet mantığıyla “uçtan uca” süreç yönetimine evrilmektedir. Bu evrim, sorumluluğun da salt bir “aracılık” tartışması olmaktan çıkıp, hangi edimin kim tarafından ifa edildiği ve zararın hangi edim kusurundan doğduğu ekseninde değerlendirilmesini zorunlu kılar.

1. Yönetmelik Yaklaşımı: “Hizmetin Türüne Bağlı Sorumluluk” ve Kapsamın Genişliği

Uluslararası sağlık turizmi alanındaki ikincil mevzuat, sorumluluğu “sunulan hizmetin türüne bağlı” bir modele oturtmaktadır. Buna göre uluslararası sağlık turistinin ülkemizde bulunduğu süre içinde aldığı sağlık hizmeti ve aracılık hizmetleri bakımından sağlık tesisi ile aracı kuruluş, kendi sundukları edimler ve süreci fiilen yönettikleri alanlar itibarıyla sorumludur. Düzenlemenin kritik yanı, sunulan sağlık hizmeti sonrası ortaya çıkabilecek komplikasyon ve tıbbi kötü uygulamaların da bu sorumluluk kapsamına dâhil edildiğinin açıkça belirtilmesidir.

Bu yaklaşım, davacı taraf açısından (özellikle yabancı hastalarda) “tek muhatap arama” refleksini güçlendirir; ancak hukuki değerlendirmede otomatik bir kusur karinesi veya doğrudan doktor kusurunun aracı kuruluşa izafesi şeklinde yorumlanmamalıdır. Doğru okuma şudur: komplikasyon/malpraktis iddiası doğduğunda, olayın organizasyon, bilgilendirme, yönlendirme, seçim, koordinasyon, kayıt/izleme ve şikâyet yönetimi katmanlarında aracı kuruluşun edimleri “zararın doğumuna veya büyümesine” katkı sağladıysa, aracı kuruluş da sorumluluk tartışmasının içinde kalır.

2. Aracı Kuruluşun Edimleri: Hizmet Kusurunun Tipik Görünüm Alanları

Aracı kuruluş sorumluluğunu, “doktorun tıbbi kusurunu üstlenmek” gibi indirgemeci bir çerçeveye sıkıştırmak yerine; aracı kuruluşun kendi edimlerinin kapsamını somutlaştırarak değerlendirmek gerekir. Uygulamada hizmet kusurunun sıklaştığı alanlar aşağıdaki başlıklarda toplanır:

2.1. Bilgilendirme ve Beyanların Doğruluğu

  • Hizmet içeriği (hangi işlem, kaç gün, hangi kontroller),
  • Beklenen sonuç ve “sonuç garantisi” algısı yaratabilecek ifadeler,
  • Riskler/komplikasyon ihtimali ve sınırları,
  • Toplam maliyet (paket kapsamı, hariç kalemler, revizyon/ek işlem maliyetleri),
  • İade/iptal koşulları ve masraf kalemleri.

Bu kalemlerde gerçek dışı, eksik veya yönlendirici beyanlar; sözleşmesel sorumluluğu (ayıplı/eksik ifa, kusurlu ifa) ve şartları oluştuğunda haksız fiil sorumluluğunu gündeme getirir. Özellikle “komplikasyon gerçekleştiğinde ek ücret çıkmayacağı” veya “revizyonun garanti olduğu” gibi vaatler, sözleşme metni ile çelişiyorsa uyuşmazlığın merkezine oturur.

2.2. Yönlendirme ve Sağlık Tesisi Seçiminde Özen

Aracı kuruluşun, yönlendirdiği sağlık tesisinin yetkilendirme, akreditasyon/sertifikasyon, organizasyon kapasitesi ve süreç güvenliği bakımından makul bir özenle değerlendirilmesi beklenir. “Sadece randevu aldım” savunması, fiili rol paket hizmete dönüştükçe zayıflar; zira aracı kuruluş çoğu zaman tesis seçimini pazarlama anlatısının merkezine koyar ve hastayı belirli bir tesise ikna eder. Bu noktada sorumluluk, tıbbi tekniğin denetiminden ziyade; uygun sağlayıcı seçimi, doğru bilgilendirme, güvenilir organizasyon özeninin ihlalinden doğar.

2.3. 7/24 Çok Dilli İletişim, Tercüme ve Koordinasyon

Mevzuat, aracı kuruluşun uluslararası çağrıları karşılamak üzere en az iki yabancı dilde ve 7/24 hizmet verebilecek bir altyapıya sahip olmasını veya bu altyapıyı sağlayacak bir çağrı merkezi ile sözleşme yapmasını zorunlu tutmaktadır. Bu yükümlülük, yalnızca “telefon açabilmek” değildir; komplikasyon veya acil durumlarda hızlı yönlendirme, doğru bilgi akışı ve klinik koordinasyonunun sürekliliği bakımından belirleyicidir. İletişim/tercüme hataları; aydınlatmanın anlaşılmaması, rıza sürecinin sakatlanması, taburculuk sonrası bakımın yanlış uygulanması gibi zincirleme sonuçlar doğurabilir.

2.4. Ulaşım–Konaklama–Transfer Organizasyonu ve 1618 Uyum Alanı

Aracı kuruluşun konaklama, ulaşım ve transfer hizmetlerini 1618 sayılı Seyahat Acentaları Kanunu kapsamında yetkili seyahat acentaları vasıtasıyla yürütmesi esastır (aracı kuruluşun bizzat yetkili acenta olması hâli saklıdır). Bu alan, klasik “tıbbi malpraktis” tartışmasının dışında görülse de, yabancı hastalarda zararın doğumu bakımından kritik bir risk havuzudur: gecikme nedeniyle tedavi planının bozulması, yanlış transfer/yanlış otel, steril koşullara aykırı organizasyon, acil durumda ulaşım gecikmesi gibi iddialar çoğu dosyada tazminat kalemlerine eklemlenir.

2.5. Şikâyet Yönetimi, Kayıt ve Delil Ekonomisi

Sağlık tesisi ve aracı kuruluşların, sağlık turizmi alanında yapılan şikâyetleri değerlendirerek düzeltici/önleyici faaliyet yürütmesi ve gerekli iyileştirmeleri yerine getirmesi beklentisi, uyuşmazlık çıktığında “kurumsal tepki” standardını tartışmaya açar. Ayrıca portal üyeliği ve veri girişlerinin tam/doğru/güncel tutulması yükümlülüğü; uyuşmazlıkta hem idari yaptırım riskini hem de delil tartışmasını etkiler. Kayıtların eksikliği, çelişkili yazışmalar, sözlü vaatlerin yazılı teyide bağlanmaması gibi unsurlar; kusur değerlendirmesinde aleyhe sonuçlar doğurabilir.

3. Borçlar Hukuku Dayanakları: Sözleşmesel Sorumluluk, Yardımcı Kişi ve Genel İşlem Koşulları

Aracı kuruluş ile hasta arasındaki ilişki, tek bir “isimlendirilmiş” sözleşme tipine her zaman oturmaz; çoğu olayda karma nitelikli bir sözleşme (organizasyon + danışmanlık + aracılık + lojistik) görünümü verir. Buna rağmen sorumluluğun hukuki dayanakları, üç ana eksende sistematikleşir:

3.1. Özen ve Sadakat Borcu

Aracı kuruluşun, üstlendiği iş ve hizmetleri hastanın haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmesi beklenir. Bu, özellikle yönlendirme ve bilgilendirme faaliyetlerinde “basiretli organizatör” standardını gündeme getirir: riskleri gizlememek, yetkinlik/akreditasyon gibi temel hususları çarpıtmamak, organizasyonun başarısızlığını hastaya yüklememek, tercüme/iletişim süreçlerini güvence altına almak gibi.

3.2. Yardımcı Kişilerin Fiilinden Sorumluluk

Aracı kuruluş, borcun ifasını veya sözleşmeden doğan hakkın kullanılmasını; çağrı merkezi, tercüman, transfer şirketi, müşteri temsilcisi gibi yardımcılarına bıraktığında, bu kişilerin işi yürüttükleri sırada verdikleri zararlardan kural olarak sorumlu olur. Sağlık turizmi pratiklerinde kusur çoğu zaman “doktor” katmanında değil; işte bu yardımcı personel ağında (yanlış bilgilendirme, yanlış yönlendirme, gecikme, veri ihlali, uygunsuz iletişim) ortaya çıktığı için, bu hüküm aracı kuruluş dosyalarında merkezi bir işleve sahiptir.

3.3. Genel İşlem Koşulları Denetimi

Sağlık turizmi sözleşmelerinde “sorumluluğun tamamen kaldırılması”, “her türlü tıbbi sonuçtan aracı kuruluşun sorumlu olmadığı”, “iade yoktur” gibi hükümler sıklıkla standart metin olarak kullanılır. Ancak çok sayıda sözleşmede kullanılmak üzere tek taraflı hazırlanan hükümler genel işlem koşulları denetimine tabidir. Dürüstlük kuralına aykırı, karşı tarafın aleyhine ve durumunu ağırlaştırıcı hükümler bakımından içerik denetimi gündeme gelebilir. Bu nedenle, risk azaltma amacıyla hazırlanan sözleşmelerin “tam koruma” sağlaması için, yalnızca sorumsuzluk cümleleri değil; edimlerin açık tarif edildiği, bilgilendirmenin kayıt altına alındığı, süreç yönetimi standartlarının belirlendiği bir kurgu gerekir.

4. Tanıtım/Bilgilendirme Rejimi ve Dijital Pazarlama Kaynaklı Sorumluluk Riski

Sağlık turizmi aracı kuruluşları bakımından “tanıtım ve bilgilendirme” alanı, doğrudan sorumluluk doğuran bir risk üretim hattıdır. Yeni düzenlemeler, uluslararası sağlık turizmi aracı kuruluşlarını da kapsam içine almış; örtülü/açık reklam yasağı, doğrulanmamış yöntemlerin tanıtımı, memnuniyet/teşekkür paylaşımları üzerinden reklam, yönlendirici içerik, kampanya/indirim bilgisi gibi unsurlara ilişkin sınırları açıklaştırmıştır. Ayrıca sosyal medya ve internet sitelerinde aykırı paylaşım yapanlar ile paylaşanların aynı derecede sorumlu tutulacağı belirtilmektedir.

Uluslararası sağlık turizmi özelinde ise, tanıtımın yurt dışına yönelik ayrı bir platform üzerinden yürütülmesi ve belirli şartlarla (Türkçe hariç diğer resmî dillerde) sponsorlu tanıtıma izin verilmesi; buna karşılık Türkiye’de yaşayan kişiler nezdinde talep oluşturmaya yönelik tanıtım yapılmasının yasaklanması gibi spesifik kurallar, reklam faaliyetlerinin “kusur” tartışmasına doğrudan etki edebilen bir boyutunu oluşturur. Uyuşmazlık dosyalarında sık görülen iddia şu şekilde formüle olur: “Beni şu vaatlerle ikna ettiler; gerçek süreç/sonuç böyle çıkmadı.” Bu nedenle pazarlama dili ile sözleşme dili arasındaki uyumsuzluk, aracı kuruluşun hukuki pozisyonunu zayıflatır.

5. Ara Sonuç: Aracı Kuruluş Sorumluluğu, “Tıbbi Sonuç”tan Çok “Süreç Yönetimi” Üzerinden İnşa Olur

Aracı kuruluş sorumluluğunu doğru konumlandıran temel cümle şudur: Aracı kuruluş, tıbbi işlemi bizzat yapmasa da; tedavinin gerçekleştiği uluslararası süreçte hastanın kararını şekillendiren, organizasyonu kuran ve krizi yöneten aktör olarak, kendi edimleri bakımından sorumluluk riski taşır. Komplikasyon veya malpraktis iddiası ortaya çıktığında aracı kuruluş açısından belirleyici soru, “doktor ne yaptı?” kadar, “aracı kuruluş sürecin hangi noktasında neyi eksik/yanlış yönetti?” sorusudur.

Bir sonraki bölümde bu çerçevenin dava pratiğine yansıması ele alınacaktır: aracı kuruluş–sağlık tesisi–hekim üçgeninde kusur dağılımının hangi parametrelerle yapıldığı, “müteselsil sorumluluk / rücu” tekniklerinin sağlık turizmi uyuşmazlıklarında nasıl çalıştığı ve sigorta kurgularının (komplikasyon sigortası dâhil) uyuşmazlık ekonomisini nasıl dönüştürdüğü.

VIII. Malpraktis Davalarında Hukuki Nitelendirme ve Kusurun Dağıtımı: Sağlık Tesisi–Hekim–Aracı Kuruluş Üçgeni

1. Sağlık Turizmi İlişkisinin Çekirdeği: “Tıbbi Müdahale” ve Çok Katmanlı Edim Yapısı

Uluslararası sağlık turizmi uygulamalarında hasta ile temas eden aktörler çoğunlukla tek bir sözleşme ilişkisi kurmaz; süreç, birbirine bağlı fakat hukuken ayrı nitelendirilebilecek edimlerden oluşur. Tıbbi müdahalenin kendisi (teşhis–tedavi–cerrahi işlem–takip), sağlık tesisinin organizasyon ve işletme yükümlülükleri (hasta kabul, kayıt, bilgilendirme, tercüman/koordinasyon, taburculuk, komplikasyon yönetimi), aracı kuruluşun aracılık ve koordinasyon edimleri (danışmanlık, sağlık tesisi organizasyonu, iletişim ve yönlendirme; çoğu durumda konaklama/ulaşım/transfer organizasyonuna ilişkin hizmet alımı ve koordinasyon) birlikte yürür.

Bu çerçevede “malpraktis” iddiası yalnızca hekimin teknik uygulamasına indirgenemez. Uyuşmazlığın doğru nitelendirilmesi; (i) tıbbi müdahalenin tıbbi standartlara uygunluğu, (ii) aydınlatma ve rıza sürecinin geçerliliği, (iii) süreç yönetimi ve komplikasyon izleminde kurumsal özen, (iv) aracı kuruluşun beyan/taahhütleri ile yönlendirme ve organizasyon kusurunun bulunup bulunmadığı gibi başlıklarda ayrı ayrı yapılmalıdır.

2. “Hizmetin Türüne Bağlı Sorumluluk” Yaklaşımı ve Sağlık Turizmi Yönetmeliğinin Kusur Analizine Etkisi

Uluslararası sağlık turizmi mevzuatı, sağlık tesisi ile aracı kuruluşun sunduğu edimlerin niteliğine göre sorumluluğun kapsamını vurgulayan bir yaklaşım benimser. Nitekim Yönetmelik, uluslararası sağlık turistinin ülkemizde bulunduğu süre içinde alacağı sağlık hizmeti ve aracılık hizmetlerinden “sunulan hizmetin türüne bağlı olarak” sağlık tesisi ve aracı kuruluşun sorumlu olduğunu; sunulan sağlık hizmeti sonrası ortaya çıkabilecek komplikasyon ve tıbbi kötü uygulamaların da bu sorumluluk kapsamında değerlendirildiğini açıkça belirtir.

Bu normatif çerçeve, pratikte iki sonuç doğurur: (i) uyuşmazlıkta “sorumluluk dışı alan” yaratma girişimlerinin, hizmetin fiilen kim tarafından hangi kalite standardıyla ifa edildiği üzerinden denetlenmesi; (ii) özellikle sağlık turizmi gibi güven ilişkisi ve bilgi asimetrisinin yüksek olduğu alanlarda, organizasyon/koordinasyon kusurunun bağımsız bir sorumluluk başlığı olarak ele alınması.

Ancak önemle belirtilmelidir ki bu düzenleme, klasik borçlar hukuku sorumluluk rejimlerini (sözleşmeye aykırılık, haksız fiil, adam çalıştıranın sorumluluğu, yardımcı kişinin fiilinden sorumluluk vb.) ortadan kaldırmaz; aksine “olgu” düzeyindeki hizmet zincirini tarif ederek kusur analizinin eksenini belirginleştirir. Dolayısıyla mahkeme ve bilirkişi incelemesinde, olayın; hangi edimin kim tarafından üstlenildiği, hangi bilginin kim tarafından verildiği, hangi risklerin hangi dilde ve hangi kapsamda açıklandığı, komplikasyon geliştiğinde hangi aktörün nasıl hareket ettiği gibi somut kriterlerle çözülmesi gerekir.

3. Komplikasyon–Malpraktis Ayrımı: Tazminat Sorumluluğunun Kuruluşu Bakımından Eşik Tartışma

Tıbbi komplikasyon, tıbbi müdahalenin doğası gereği öngörülebilen, tıbben kabul edilebilir risk alanı içinde kalabilen ve özen yükümlülüğünün ihlali olmaksızın da ortaya çıkabilen olumsuz sonuçları ifade eder. Buna karşılık “tıbbi kötü uygulama (malpraktis)”, tıbbi standartlardan sapma, özen borcuna aykırılık, endikasyona aykırı işlem, hatalı teknik, yetersiz takip/izlem, geç müdahale, sterilizasyon/hijyen ihlali, uygun konsültasyonun yapılmaması, kayıt ve bilgilendirme süreçlerindeki ağır eksiklikler gibi kusurlu davranışlarla zarar arasında uygun illiyet bağı kurulabilen durumlarda gündeme gelir.

Sağlık turizmi uyuşmazlıklarında komplikasyon–malpraktis ayrımı, sıklıkla “aydınlatılmış onam” tartışmasıyla iç içe geçer. Zira komplikasyonun tıbben mümkün olması, her durumda sorumluluğu ortadan kaldırmaz; riskin makul ölçüde açıklanıp açıklanmadığı, alternatiflerin sunulup sunulmadığı, müdahale sonrası izlem/komplikasyon yönetiminin tıbbi gerekliliklere uygun yürütülüp yürütülmediği ayrı bir değerlendirme başlığıdır. Bu nedenle, yalnızca “komplikasyon” etiketine dayanılarak sorumluluktan kaçınma yaklaşımı, ispat ve bilirkişilik aşamasında kırılgan bir savunma zeminine dönüşebilir.

4. Aydınlatılmış Onam, Tercüme ve Belgelenebilirlik: Yabancı Hastada İspat Standardı Neden Yükselir?

Hasta rızasının geçerliliği, yalnızca imza alınmasıyla değil; hastanın veya kanuni temsilcisinin tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilip aydınlatılmasıyla kurulur. Bu ilke, hasta hakları mevzuatının temel kabullerindendir. Sağlık turizmi dosyalarında ise “anlaşılırlık” unsuru belirgin şekilde önem kazanır: Yabancı hastanın tıbbi riskleri, alternatifleri, başarı olasılıklarını, muhtemel komplikasyonları ve müdahale sonrası bakım yükümlülüklerini fiilen anlayabildiği; dil bariyerinin giderildiği; aydınlatmanın yalnızca formal bir evrak sürecine indirgenmediği somut verilerle ortaya konulmalıdır.

Bu noktada sağlık tesisinin uluslararası sağlık turizmi birimi ve tercümanlık/koordinasyon fonksiyonu kritik rol oynar. Aracı kuruluş bakımından ise, çağrıların karşılanması için en az iki yabancı dilde ve 7/24 hizmet verebilecek altyapıya sahip olma veya bu altyapıyı sağlayacak çağrı merkeziyle sözleşme yapma zorunluluğu, yalnızca operasyonel bir şart değil; hasta iletişimi ve bilgilendirme zincirinin sürekliliği bakımından “özen standardı”nın bir parçası olarak değerlendirilmelidir.

Uygulamada, onam formunun yabancı dilde veya çift dilli düzenlenmesi tek başına yeterli görülmemelidir. Özellikle estetik cerrahi ve elektif işlemlerde, beklenti yönetimi ve “sonuç taahhüdü” algısının oluşmasını engelleyecek bir bilgilendirme dili kurulmalı; hasta ile yapılan görüşmelerin tarih/saat/katılımcı bilgileri, tercümanın kimliği, kullanılan dil, risk–alternatif anlatımının kapsamı, soru-cevap kayıtları, ameliyat öncesi ve sonrası talimatların tebliği gibi hususlar dosyalanabilir nitelikte kayıt altına alınmalıdır. Bu kayıt disiplini, hem tıbbi uygulamanın hukuka uygunluk şartlarını güçlendirir hem de aracı kuruluşun pazarlama ve yönlendirme beyanlarının sınırını somutlaştırır.

5. Kusur Dağılımının Kriterleri: Kim, Hangi Aşamada, Hangi İhlal Nedeniyle Sorumlu Tutulur?

Malpraktis tazminat davalarında kusur dağılımı, “zararın tek bir nedene indirgenmesi” yaklaşımıyla değil; hizmet zincirinin aşamalarına göre yapılır. Sağlık turizmi bağlamında pratik bir çerçeve şu şekilde kurulabilir:

  • Hekimin kusuru: Endikasyon–kontrendikasyon değerlendirmesi, teknik uygulama, tıbbi standartlara uyum, intraoperatif/ postoperatif takip, komplikasyona zamanında ve uygun müdahale, konsültasyon, kayıt düzeni gibi alanlarda özen borcuna aykırılık.
  • Sağlık tesisinin kusuru: Kurumsal organizasyon, yeterli ekipman ve personel, sterilizasyon ve enfeksiyon kontrol süreçleri, hasta güvenliği, kayıt–arşiv sistemi, bilgilendirme/tercümanlık mekanizması, taburculuk sonrası izlem ve şikâyet yönetimi, komplikasyon sigortası gibi yükümlülüklerde hizmet kusuru; ayrıca hekim ve yardımcı personelin fiillerinden doğan sorumluluk bağlamında işletme kusuru tartışmaları.
  • Aracı kuruluşun kusuru: Yanıltıcı/abartılı tanıtım veya “sonuç garantisi” algısı oluşturan beyanlar, sağlık tesisini seçme ve yönlendirme süreçlerinde gereken özenin gösterilmemesi, hastanın tıbbi koşullarını ve risk profilini doğru aktarmama, bilgilendirme zincirinde dil ve iletişim altyapısını kurmama, süreç yönetiminde gecikme/ihmal, şikâyet ve koordinasyon mekanizmasında atalet gibi organizasyon kusurları.

Bu çerçevenin en kritik noktası, aracı kuruluşun sorumluluğunun “tıbbi müdahaleyi bizzat yapma” şartına bağlanmamasıdır. Aracı kuruluş, sağlık hizmeti üretmiyor olsa dahi; sağlık hizmetine erişimi organize eden, hastayı belirli bir tesise yönlendiren, çoğu zaman pazarlama dilini kuran ve hasta deneyimini yöneten bir aktör olarak, kendi edim alanında kusurlu davranış sergilerse tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir. Buna karşılık aracı kuruluşun sorumluluğu, tıbbi standardın teknik denetimini üstlenmeye zorlanacak şekilde genişletilmemeli; “hizmetin türü” kriteriyle, kendi faaliyet alanındaki özen standardı üzerinden temellendirilmelidir.

Son olarak, kusur dağılımı değerlendirilirken illiyet bağının somutlaştırılması zorunludur: Hangi kusurlu davranış hangi zarara yol açmıştır? Zararın tamamı mı, bir kısmı mı bu davranışla bağlantılıdır? Müdahale öncesi bilgilendirme eksikliği ile müdahale tekniğindeki hata farklı hukuki sonuçlar doğurabilir; aynı şekilde, organizasyon kusuru ile tıbbi hata arasında, zarar kalemleri bakımından ayrıştırma yapılması gerekebilir.

Bir sonraki bölümde; aracı kuruluşların “tanıtım ve bilgilendirme” faaliyetleri, sözleşmesel risk yönetimi, sonuç taahhüdü (garanti) algısı ve bu alanın malpraktis dosyalarına kusur ve illiyet bağı üzerinden nasıl taşındığı akademik ölçekte ele alınacaktır.

IX. Birlikte Sorumluluk, Kusur Paylaştırması ve Rücu: Dış İlişki–İç İlişki Ayrımı

Sağlık turizmi kaynaklı malpraktis uyuşmazlıklarında uygulama, çoğu zaman “tek bir sorumlu” üzerinden ilerlemez. Zira zarar doğuran olgu, tıbbi müdahale ile sınırlı olmayıp; karar verme sürecinin yönlendirilmesi, bilgilendirme zinciri, tercüme ve iletişim, organizasyon, taburculuk sonrası takip ve komplikasyon yönetimi gibi katmanların birleşimiyle ortaya çıkabilir. Bu nedenle sorumluluk analizi, metodolojik olarak iki ayrı düzlemde yürütülmelidir: dış ilişki (zarar görene karşı sorumluluk) ve iç ilişki (sorumlular arasında nihai yükün paylaştırılması ve rücu).

1. Dış İlişki: Zarar Görene Karşı Birlikte Sorumluluğun Kuruluş Mantığı

Dış ilişkide temel soru şudur: Uluslararası hastanın uğradığı zarardan dolayı, sağlık tesisi, hekim ve aracı kuruluşun her biri, kendi faaliyet alanıyla bağlantılı bir kusurla zarara katkıda bulunmuş mudur? Bu soru, “doktor kusurlu mu?” şeklinde tek eksenli değildir. Olayın kurgusu aşağıdaki ihtimallerden birine (veya birden fazlasının birleşimine) oturabilir:

  • Tıbbi kusur çekirdekli uyuşmazlık: Tıbbi standarttan sapma iddiası tıbbi müdahalenin merkezindedir; aracı kuruluşun rolü tali kalır.
  • Bilgilendirme/vaat çekirdekli uyuşmazlık: Müdahale teknik olarak standart olmakla birlikte, risklerin açıklanmaması veya “sonuç garantisi” algısı yaratılması iddiası uyuşmazlığın merkezine oturur.
  • Organizasyon/koordinasyon çekirdekli uyuşmazlık: Komplikasyonun yönetiminde gecikme, yanlış yönlendirme, taburculuk sonrası takip planının bozulması, acil durum koordinasyonunun işletilmemesi gibi süreç kusurları belirleyicidir.
  • Karma uyuşmazlık: Tıbbi kusur ile süreç kusuru birlikte ileri sürülür; zarar kalemleri bu iki eksen arasında paylaştırma gerektirir.

Bu sınıflama, dış ilişkide “kime karşı hangi iddiayla dava açılacağı” tartışmasının iskeletini oluşturur. Sağlık turizmi pratiklerinde, uluslararası hastanın çoğu kez “tek bir deneyim” yaşaması, dış ilişkide pasif husumetin geniş tutulmasına yol açabilir. Ancak akademik düzlemde doğru yaklaşım; her bir davalının sorumluluğunu, kendi edim alanı ve bu edim alanındaki özen standardı üzerinden kurmaktır. Bu, hem hakkaniyete uygun bir sorumluluk dağılımını hem de iç ilişkide rücu mekanizmasının sağlıklı işlemesini temin eder.

2. Müteselsil Sorumluluk İhtimali: “Aynı Zarar”a Birden Fazla Kusurun Etkisi

Bir zarar, birden fazla kişinin kusurlu davranışıyla doğmuş veya ağırlaşmış olabilir. Sağlık turizmi uyuşmazlıklarında bu olgu özellikle üç noktada sık görülür:

  • Aydınlatılmış onamın sakatlanması: Risk anlatımı tıbbi aktörlerce eksik yapılmış, tercüme/iletişim zinciri aracı kuruluşça hatalı işletilmiş ve hasta fiilen yeterince aydınlanmamış olabilir.
  • Komplikasyon yönetiminde gecikme: Sağlık tesisi izlem protokolünde yetersiz kalmış, aracı kuruluş hastayı doğru merkez yerine yanlış kanala yönlendirmiş veya koordinasyonu geciktirmiş olabilir.
  • Yanıltıcı vaat ve beklenti yönetimi: Aracı kuruluşun tanıtım dili ile sağlık tesisinin bilgilendirme dili çelişmiş; hasta, müdahaleye “garanti” algısıyla razı olmuş olabilir.

Bu senaryolarda dış ilişkide, zarar görenin tazminatını etkin biçimde temin etmesi bakımından birlikte sorumluluk rejimleri gündeme gelebilir. Bununla birlikte, birlikte sorumluluk kabul edilse dahi, bu durum “kusur oranı”nın otomatik olarak eşit olduğu anlamına gelmez. Kusur oranı tartışması, esasen iç ilişki bakımından nihai yükün paylaştırılmasında belirleyici olacaktır.

3. İç İlişki: Nihai Yükün Paylaştırılması ve Rücu Mantığı

Dış ilişkide zarar görene karşı ödeme yapan (veya hükümle sorumlu tutulan) taraf ile diğer sorumlular arasındaki iç ilişki, rücu üzerinden kurulur. İç ilişkide temel prensip şudur: Her bir sorumlu, nihai olarak kendi kusuru oranında yük taşır. Bu prensibin somutlaştırılması ise “kusurun ağırlığı” ve “zarara katkı derecesi” ölçütleriyle yapılır.

3.1. Kusurun ağırlığı ve rol alanı

Sağlık turizmi dosyalarında kusurun ağırlığı değerlendirilirken, yalnızca hata sayısı veya ihlalin görünürlüğü değil; ihlalin sistemik niteliği ve risk yaratma kapasitesi de dikkate alınır. Örneğin:

  • Tıbbi standarda ağır aykırılık (endikasyona aykırı müdahale, ciddi takip eksikliği, belirgin teknik hata) genellikle yüksek kusur ağırlığı taşır.
  • Kurumsal organizasyon kusuru (sterilizasyon/hasta güvenliği protokollerindeki yapısal eksiklik, kayıt sisteminin işlevsizliği, tercüme mekanizmasının güvence altına alınmaması) “süreç kusuru” olup, zarar gerçekleştiğinde geniş rücu baskısı doğurabilir.
  • Tanıtım ve bilgilendirme kusuru (sonuç garantisi algısı, risklerin görünmez kılınması, maliyet kalemlerinin belirsizliği) özellikle illiyet bağının “karar verme süreci” üzerinden kurulduğu dosyalarda kusur oranını yükseltebilir.

3.2. Zarara katkı ve zarar büyümesi (aggravation) ayrımı

Sağlık turizmi uyuşmazlıklarında zararın tamamı tek bir eylemden doğmayabilir. Bazı ihlaller zararı doğurur; bazı ihlaller ise zararı ağırlaştırır. Örneğin tıbbi müdahale sonrası ortaya çıkan komplikasyon, tıbben öngörülebilir bir risk alanında kalmış olabilir; ancak komplikasyonun yönetimindeki gecikme, yanlış yönlendirme veya taburculuk sonrası bakım talimatlarının yanlış aktarılması, zararı ağırlaştırabilir. Bu durumda kusur analizi, “zararın doğumu” ile “zararın büyümesi”ni ayrıştırmalı; zarar kalemleri mümkün olduğunca bu ayrım üzerinden rasyonelleştirilmelidir.

3.3. Rücu zinciri: sağlık tesisi–hekim–aracı kuruluş–üçüncü sağlayıcılar

İç ilişkide rücu, çoğu zaman doğrusal değildir. Sağlık turizmi pratiğinde aracı kuruluş; çağrı merkezi, tercüman, transfer şirketi, konaklama sağlayıcısı gibi üçüncü kişilerle çalışır. Sağlık tesisi ise hekimler ve diğer sağlık personeliyle farklı istihdam/çalışma modelleri üzerinden ilişki kurabilir. Bu nedenle rücu zinciri şu alt sorulara ayrılarak kurulmalıdır:

  • Aracı kuruluş kusuru, yardımcı kişinin fiili üzerinden mi doğdu? (tercüme hatası, çağrı merkezi gecikmesi, yanlış yönlendirme)
  • Sağlık tesisi kusuru, organizasyon kusuru mu yoksa belirli bir personelin kişisel kusuru mu?
  • Sözleşmesel çerçevede tazminat yükünün hangi kalemlerde kime ait olacağı kararlaştırılmış mı; bu hükümler genel işlem koşulları denetimi bakımından geçerli mi?

Akademik açıdan burada kritik olan, rücunun “otomatik” bir sonuç olmadığıdır. Rücu, kusur paylaştırması ve iç ilişkinin hukukî temelinin kurulmasına bağlıdır. Bu temel, somut olayda hangi aktörün hangi yükümlülüğü ihlal ettiği ve bu ihlalin zarara nasıl etki ettiği üzerinden inşa edilir.

4. Sigorta Katmanı: Komplikasyon Sigortası, Mesleki Sorumluluk ve Regres Dinamiği

Sağlık turizmi uyuşmazlıklarının ekonomik boyutu, çoğu kez sigorta ilişkileri üzerinden şekillenir. Bu noktada iki düzlem ayrılmalıdır:

  • Dış ilişkide tazminatın karşılanması: Sigorta teminatı, zarar görenin alacağını fiilen tahsil etmesi bakımından önem taşır.
  • İç ilişkide regres/rücu: Sigortacı ödeme yaptıktan sonra, kusurlu tarafa veya sözleşmesel olarak sorumlu kabul edilen aktöre yönelme (regres) stratejisi geliştirebilir.

Özellikle “komplikasyon” ile “malpraktis” ayrımı, sigorta teminatının devreye girip girmeyeceği tartışmalarında belirleyici olabilir. Ayrıca aracı kuruluşlar bakımından; faaliyet alanı sigortalanırken “yalnızca turizm lojistiği” bakışıyla değil, sağlık turizmi aracılık hizmetinin doğası dikkate alınarak, bilgilendirme/iletişim/organizasyon kusuru risklerini kapsayan bir teminat mimarisi kurulmalıdır. Aksi halde, dış ilişkide ödeme yapılsa dahi iç ilişkide rücu baskısı kurumsal risk haline dönüşebilir.

5. Ara Sonuç: Kusur Dağılımında Anahtar Kavramlar

Sağlık turizminde malpraktis uyuşmazlıkları, “tek kusur–tek sorumlu” şemasına nadiren uyar. Bu nedenle metodoloji, aşağıdaki kavramlar etrafında kurulmalıdır:

  • Hizmet türüne göre sorumluluk: Sağlık hizmeti ile aracılık hizmetinin ayrıştırılması ve her aktörün kendi edim alanında değerlendirilmesi.
  • Dış ilişki–iç ilişki ayrımı: Zarar görene karşı sorumluluk ile sorumlular arasında nihai yükün paylaştırılmasının farklı teknikler gerektirmesi.
  • İlliyet bağının somutlaştırılması: Hangi ihlalin hangi zarar kalemine yol açtığının rasyonel biçimde gösterilmesi.
  • Zararın doğumu–zararın büyümesi ayrımı: Komplikasyon yönetimi ve kriz koordinasyonu dosyalarında merkezi öneme sahip olması.
  • Sigorta ve regres dinamiği: Teminat tartışmalarının kusur dağılımını ve rücu zincirini doğrudan etkilemesi.

Bir sonraki bölümde, sağlık turizmi aracı kuruluşları bakımından sorumluluğu en sık tetikleyen alan olan tanıtım ve bilgilendirme faaliyetleri, “sonuç taahhüdü” algısı, dijital içeriklerin uyuşmazlıklarda delil değeri ve sözleşmesel risk yönetimi teknikleri, akademik ölçekte sistematikleştirilecektir.

X. Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri: “Reklam Yasağı”nın Sağlık Turizmi Aracı Kuruluşlarına Yansıması ve Malpraktis Dosyalarında Delil Değeri

Sağlık turizmi uyuşmazlıklarında aracı kuruluş sorumluluğunun en sık tetiklendiği alan, tıbbi müdahaleden ziyade tanıtım–bilgilendirme–beklenti yönetimi eksenidir. Çünkü yabancı hastanın Türkiye’ye gelme kararı, çoğu zaman yüz yüze hekim değerlendirmesinden önce, dijital içerikler (web sitesi, sosyal medya, sponsorlu reklam), mesajlaşmalar ve aracı kuruluşun sözlü/yazılı beyanları üzerinden şekillenir. Bu nedenle, tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerine ilişkin düzenlemeler yalnızca idari bir “uyum” başlığı değil; malpraktis davalarında kusur ve illiyet bağının kurulduğu temel zemindir.

1. Normatif Çerçeve: Yönetmeliğin Kapsamı ve “Paylaşan da Sorumlu” İlkesi

12.11.2025 tarihli düzenleme, sağlık hizmetlerinde tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerinin temel ilke ve ölçütlerini belirlerken; kapsamı yalnızca sağlık tesisleri ve sağlık meslek mensuplarıyla sınırlı tutmamış, uluslararası sağlık turizmi aracı kuruluşlarını da açıkça kapsam içine almıştır. Bu, aracı kuruluşların dijital görünürlüğünün artık “serbest pazarlama” alanı olarak değil, hasta güvenliği ve hasta hakları merkezli bir denetim alanı olarak ele alındığını gösterir.

Daha önemlisi, sosyal paylaşım ve internet ortamındaki içeriklerde, Yönetmelikte öngörülen ilkelere uyma yükümlülüğü yalnızca “içeriği üretene” değil; aykırı içeriği paylaşana da bağlanmıştır. Bu yaklaşım, pratikte şu sonucu doğurur: Aracı kuruluş, “başkasının içeriğini paylaştım” veya “influencer paylaştı” savunmasıyla otomatik olarak sorumluluktan uzaklaşamaz; tersine içerik tedarik zincirini kontrol etme özeni aranmaya başlar.

2. Sağlık Turizmine Özgü Tanıtım Rejimi: Yurt Dışına Yönelik Ayrı Platform, Dil, Hedefleme ve Yetki Belgesi Zorunluluğu

Sağlık turizmi tanıtımında genel reklam yasağı yaklaşımı korunmakla birlikte, uluslararası pazarda rekabetin gerekleri nedeniyle “uluslararası hedefli” tanıtım bakımından özel hükümler getirilmiştir. Bu özel rejimin ana hatları, aracı kuruluşlar bakımından şu teknik yükümlülükleri doğurur:

  • Yurt dışına yönelik ayrı platform şartı: Uluslararası sağlık turizmi tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerinin, yurt dışına yönelik ayrı bir sosyal medya platformu veya internet sitesi üzerinden yürütülmesi gerekir. Bu platformlarda sağlık turizmi kapsamında hizmet sunulduğu açıkça beyan edilmelidir.
  • Dil rejimi: Bu ayrı platformlarda, Türkçe hariç diğer resmî dillerde sponsorlu tanıtım ve bilgilendirme faaliyetine izin verilmektedir. Bu kural, “Türkçe içerik = yurt içi talep oluşturma” riskini azaltmaya yöneliktir.
  • Yurt içi hedef kitle yasağı: Türkiye’de yaşayan kişiler nezdinde talep oluşturmaya yönelik tanıtım ve bilgilendirme faaliyeti yasaktır. Bu nedenle sosyal medya reklamlarında yurt içi hedef kitle seçilemez; ayrıca otomatik hedef kitle tanımlamalarının devre dışı bırakılması zorunludur.
  • Yetki belgesinin yayınlanması: Sağlık turizmi yetki belgesinin, uluslararası sağlık turizmi hizmeti sunan sağlık tesisi veya aracı kuruluşun internet sitesinde ya da sosyal medya platformunda yayınlanması zorunlu tutulmuştur.
  • “Sağlık tesisi izlenimi verme” yasağı (aracı kuruluş bakımından): Aracı kuruluş sponsorlu tanıtım yaparken, kendi mevzuatında tanımlanan aracı kuruluş hizmetleriyle sınırlı kalmalı; sağlık hizmet sunumuna yönelik faaliyetleri çağrıştırmamalı ve sağlık tesisi izlenimi vermemelidir.
  • Protokol ilişkisini açıkça belirtme: Aracı kuruluş, protokol imzaladığı sağlık hizmetinin ilgili sağlık tesisi tarafından verildiğini ve kendisinin sağlık tesisi olmadığını belirterek; aracılık ettiği sağlık hizmetini, sağlık tesisi isimlerini ve ilgili tesisin resmî internet sitesini bilgi amaçlı paylaşabilmelidir.
  • URL/marka–ticari unvan uyumu: Aracı kuruluşa ait internet sitesinin URL adresinin ticari unvanı/işletme adını (veya bunların kısaltmasını) taşıması; marka tescilinin URL’de kullanımı halinde ilgili belgelerin bildirilmesi gibi kurallar öngörülmüştür.

Bu çerçeve, tanıtım faaliyetinin hukuki riskini “içeriğin estetiği” değil, hedefleme ayarları, platform ayrımı, dil seçimi ve rol beyanı belirler hâle getirmiştir. Sağlık turizmi aracı kuruluşlarının, reklam paneli ekran görüntülerini (hedef ülke/konum, dil, otomatik hedef kitle kapalı, bütçe/format) dosyalayacak bir iç kontrol sistemi kurması, uyuşmazlıkta “uyum ispatı” bakımından stratejik önem taşır.

3. “Sonuç Garantisi” Algısı, Öncesi–Sonrası İçerikler ve Memnuniyet Paylaşımları: Kusurun İnşa Edildiği Alan

Malpraktis uyuşmazlıklarının önemli bir kısmı, tıbbi teknik tartışmasından önce şu iddiayla başlar: “Bana vaat edilen sonuç ile gerçekleşen sonuç arasında açık fark var; riskler anlatılmadı; komplikasyon ihtimali görünmez kılındı.” Bu iddiayı besleyen dijital unsurlar; kullanılan dilin mutlaklık içermesi (“kesin sonuç”, “garanti”, “%100 memnuniyet”), seçilmiş hasta hikâyeleri, agresif vaatler, karşılaştırmalı üstünlük iddiaları ve memnuniyet ifadelerinin reklam mahiyetinde kurgulanmasıdır.

Bu noktada aracı kuruluş sorumluluğu, çoğu kez “tıbbi fiil”e değil; yanıltıcı bilgilendirme ve beklenti yönetimi kusuruna bağlanır. Özellikle şu teknik riskler, kusur ve illiyet bağı tartışmalarında öne çıkar:

  • Revizyon/ek işlem maliyetinin belirsiz bırakılması (paket kapsamı dışında sürpriz ücretler),
  • Komplikasyon halinde izlenecek yolun önceden yapılandırılmaması (7/24 iletişim ve yönlendirme zafiyeti),
  • Hangi işlemin hangi hekim/tesiste yapılacağının muğlaklaştırılması (rol karmaşası),
  • Risklerin tercüme zincirinde “yumuşatılması” veya eksiltilmesi (anlaşılırlık sorunu).

4. Türkiye’de Uygulama İzni Olmayan Yöntemlerin Tanıtımı: İdari Riskten Sivil Sorumluluğa

Uluslararası hedefli tanıtım dahi, Türkiye’de uygulama izni bulunmayan tıbbi işlem ve yöntemlerin tanıtımına kapalıdır. Bu tür içerikler yalnızca idari yaptırım riski yaratmakla kalmaz; tazminat uyuşmazlığında “özen standardına aykırılık” ve “yanıltıcı beyan” yönünden kusur tartışmasını güçlendirebilir. Zira hasta kararının, hukuken izin verilmeyen veya denetim dışı bir yöntem vaat edilerek şekillendirildiği iddiası, sözleşmesel güven ilişkisinin temeline yönelir.

5. Uyuşmazlıklarda Delil Mimarisinin Kurulması: Dijital İzler, Yazışmalar ve İç Onay Süreci

Sağlık turizmi malpraktis dosyalarında “delil”, çoğu zaman tıbbi dosyanın ötesine taşar. Aracı kuruluş ve sağlık tesisi açısından kritik delil havuzu şu başlıklarda toplanır:

  • Tanıtım içerikleri: Web sayfası sürümleri, sosyal medya paylaşımları, reklam kreatifleri, influencer iş birlikleri, kampanya metinleri.
  • Reklam hedefleme kayıtları: Ülke/konum hedeflemesi, dil, otomatik hedef kitle ayarlarının kapatıldığına dair ekran görüntüleri.
  • İletişim zinciri: WhatsApp/DM/e-posta yazışmaları, risk anlatımı, fiyat kalemleri, revizyon/komplikasyon planı, tercüme kayıtları.
  • Rol beyanı ve protokol şeffaflığı: “Aracı kuruluş–sağlık tesisi” ayrımının metinlerde ve sayfalarda görünür kılındığı kayıtlar.

Bu nedenle, kurumsal risk yönetimi bakımından “sözleşme” tek başına yeterli değildir. Etkin model; içerik onay zinciri (hukuk–uyum filtresi), standart bilgilendirme metinleri, risk–komplikasyon iletişim protokolü ve tanıtım dili ile onam/bilgilendirme dilinin tutarlılığı üzerine kurulmalıdır.

Bir sonraki bölümde; aracı kuruluşların sözleşme setini nasıl kurgulaması gerektiği (edimlerin ayrıştırılması, rol beyanı, yardımcı kişi ve taşeron yönetimi, uyuşmazlık çözümü/uygulanacak hukuk ve yetki kayıtları) ve bu sözleşme mimarisinin “rücu ve sigorta” boyutuyla nasıl bağlandığı, akademik sistematik içinde ele alınacaktır.

XI. Sözleşmesel Mimari ve Milletlerarası Boyut: Uygulanacak Hukuk, Yetki, Tebligat ve Delil Yönetimi

Sağlık turizminde “aracı kuruluş (acente)” ile “sağlık hizmeti sunucusu (hekim/hastane/klinik)” arasındaki sorumluluk tartışması çoğu kez maddi hukuk (TBK, hasta hakları, tıbbi standartlar) zemininde yürür. Ancak yabancı unsur bulunan dosyalarda uyuşmazlığın kaderini, en az kusur tartışması kadar, milletlerarası özel hukuk (uygulanacak hukuk) ve milletlerarası usul hukuku (yetki, tebligat, delil) belirler. Bir başka ifadeyle “haklılık” ile “tahsil edilebilirlik” aynı düzlem değildir; doğru sözleşmesel mimari, doğru yetki/hukuk seçimi ve disiplinli kayıt yönetimi olmaksızın en güçlü esasa ilişkin iddia dahi pratikte zayıflayabilir.

7.1. Uygulanacak hukukun iki katmanı: sözleşme sorumluluğu ile haksız fiil sorumluluğunun ayrıştırılması

Sağlık turizmi dosyalarında tipik olarak birden çok hukuki ilişki aynı olayın içinde iç içe geçer:

  • Hasta–Acente ilişkisi: paket organizasyon, konaklama/transfer, randevu planlama, tercümanlık, bilgilendirme, “ön değerlendirme” içerikleri, fiyat/ödeme planı.
  • Hasta–Hastane/Klinik/Hekim ilişkisi: teşhis, tedavi, cerrahi/işlem, aydınlatılmış onam, tıbbi kayıt, komplikasyon yönetimi.
  • Acente–Hastane/Klinik ilişkisi: yönlendirme/komisyon, reklam ve tanıtım materyali, lead yönetimi, hasta kabul protokolü, veri paylaşımı.
  • Sigorta ilişkileri: mesleki sorumluluk sigortası, işletme sorumluluğu, yabancı sigortacı/koasürans, reasürans.

Bu çok katmanlı yapı, uygulanacak hukuk bakımından da iki temel ekseni zorunlu kılar:

  • Sözleşmeden doğan borç ilişkileri (organizasyon/taahhüt/ödeme/ayıp-hizmet kusuru): MÖHUK m.24 kapsamında tarafların hukuk seçimi serbestisi ve hukuk seçimi yoksa “en sıkı ilişkili hukuk” rejimi devreye girer. :contentReference[oaicite:0]{index=0}
  • Haksız fiilden doğan borç ilişkileri (tıbbi müdahale nedeniyle beden bütünlüğü ihlali, kişilik hakkı, tazminat): MÖHUK m.34 uyarınca kural olarak fiilin işlendiği yer hukuku; fiil yeri ile zararın meydana geldiği yer farklıysa zarar yeri hukuku; daha sıkı ilişkili hukuk istisnası gündeme gelir. :contentReference[oaicite:1]{index=1}

Pratik sonuç şudur: Aynı dosyada acenteye yöneltilecek “hizmet kusuru / yanlış yönlendirme / eksik bilgilendirme” iddiaları sözleşmesel zeminde değerlendirilirken, klinik ve hekim yönünden “tıbbi standarttan sapma / komplikasyon yönetimi / aydınlatılmış onam eksikliği” iddiaları haksız fiil veya sözleşme (somut ilişkiye göre) ekseninde tartışılır. Dolayısıyla tek bir “genel sözleşme maddesi” ile tüm riskleri kapatmak çoğu dosyada mümkün değildir; sözleşme seti rol ayrımını ve edim ayrıştırmasını açık biçimde kurmalıdır.

7.2. Hukuk seçimi ve sözleşme seti: “rol beyanı + edim ayrıştırması” olmadan hukuk seçimi tek başına korumaz

MÖHUK m.24, sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde hukuk seçimini kabul eder; seçim açık olabileceği gibi sözleşme hükümlerinden veya hâlin şartlarından tereddütsüz anlaşılabilen zımnî seçim de geçerli sayılır. :contentReference[oaicite:2]{index=2} Bu çerçevede sağlık turizmi acentelerinin sık yaptığı hata, “uygulanacak hukuk ve yetki maddesi” koymayı yeterli görüp, sözleşmenin gövdesinde edimleri karıştırmasıdır. Oysa uyuşmazlık çıktığında mahkeme, etiketlere değil fiili edim dağılımına bakar.

Bu nedenle sözleşme setinde, hukuk seçimi maddesinden önce şu yapı kurulmalıdır:

  • Rol beyanı: Acente, sağlık hizmeti sunmadığını; teşhis/tedavi/tıbbi karar üzerinde yetki ve kontrolünün bulunmadığını; sağlık hizmeti sunucusunun bağımsızlığı ilkesini açıkça ortaya koymalıdır.
  • Edim ayrıştırması: Transfer/konaklama/tercüme/randevu/evrak koordinasyonu ile tıbbi işlem (muayene, tetkik, cerrahi, bakım) kalemleri sözleşmede ayrı ayrı tanımlanmalı; bedeller ayrıştırılmalı; iptal/iade kuralları ayrı yazılmalıdır.
  • Bilgilendirme protokolü: “Ön bilgilendirme” ile “aydınlatılmış onam” arasındaki fark netleştirilmeli; acentenin bilgilendirmesinin tıbbi onam yerine geçmediği açıkça belirtilmelidir.
  • Çok dilli metin disiplini: Hasta ile yabancı dilde akdedilen metnin Türkçe metinle çelişmesi, delil ve yorum krizine yol açar. Bu yüzden “baskın dil” maddesi, çeviri zinciri ve imza/tarih düzeni standardize edilmelidir.

Ek olarak, yabancı hasta ile kurulan ilişki çoğu zaman “tüketici” niteliği tartışmalarını doğurabileceğinden, MÖHUK m.24 yanında tüketici sözleşmelerine ilişkin özel hükümlerin varlığı da sözleşme tasarımında gözetilmelidir. :contentReference[oaicite:3]{index=3} Bu, özellikle hukuk seçimi/yetki maddelerinin her somut uyuşmazlıkta aynı sonucu doğurmayabileceği anlamına gelir.

7.3. Milletlerarası yetki: iç hukuk yetki kurallarına atıf ve yetki anlaşmasının sınırları

MÖHUK m.40, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini “iç hukukun yer itibariyle yetki kurallarına” bağlar. :contentReference[oaicite:4]{index=4} Bu atıf, davanın Türkiye’de açılması halinde (acentenin/hastanenin Türkiye’de olması gibi) yetki analizinin HMK’daki genel/özel yetki kuralları üzerinden kurgulanacağı anlamına gelir. Sağlık turizmi dosyalarında bu teknik görünse de kritik bir sonuç üretir: yanlış yetki kurgusu, davanın esasına girilmeden uzun zaman kaybına veya usulî risklere yol açabilir.

Tarafların yabancı bir devlet mahkemesini yetkilendirmesi ise MÖHUK m.47’de öngörülen şartlar çerçevesinde mümkündür; münhasır yetki halleri dışlanmalı, yabancılık unsuru bulunmalı, uyuşmazlık borç ilişkilerinden doğmalı ve anlaşma yazılı delille ispat edilebilir olmalıdır. :contentReference[oaicite:5]{index=5} Aynı maddede, tüketici ve sigorta gibi bazı alanlarda belirlenen yetkilerin taraf anlaşmasıyla bertaraf edilemeyeceği de açıkça ifade edilir. :contentReference[oaicite:6]{index=6}

Bu nedenle “tek satırlık yetki maddeleri” yerine, sağlık turizmi sözleşmelerinde şu iki katmanlı yaklaşım daha rasyoneldir:

  • B2B katmanı (acente–klinik/hastane, acente–yurtdışı partner): m.47 çerçevesinde yetki ve uygulanacak hukuk maddeleri, tazminat/rücu riskini yönetecek şekilde ayrıntılı kurulabilir. :contentReference[oaicite:7]{index=7}
  • B2C katmanı (hasta–acente / hasta–klinik): tüketici/hasta koruması tartışmalarını tetiklemeyecek, açıklık ve şeffaflık odaklı, uyuşmazlık çözümünün uygulanabilirliğini artıran (özellikle delil ve tebligat pratiklerini kolaylaştıran) bir metin tercih edilmelidir.

7.4. Tebligat gerçekliği: sınır aşan yargılamada “usulî maliyet” ve “zaman maliyeti”nin yönetimi

Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda tebligat, çoğu zaman dosyanın görünmeyen maliyet merkezidir. Özellikle taraflardan birinin yurtdışında bulunması halinde usul, ikili/çok taraflı sözleşmelere (ör. Lahey Tebligat rejimi) ve ülke uygulamalarına göre şekillenir. Nitekim Adalet Bakanlığı birimlerinin yayımladığı ülke bazlı esaslar dokümanları, 1965 tarihli Lahey Tebligat Sözleşmesi çerçevesinde uygulanacak pratik farklılıkların önemine işaret eder. :contentReference[oaicite:8]{index=8}

Türk vatandaşlarına yurtdışında tebligat bakımından Tebligat Kanunu m.25/a uygulamasına ilişkin Adalet Bakanlığı açıklamalarında, dış temsilcilik aracılığıyla tebligat prosedürü ve bu hatta tercüme gerekmeyebileceği yönünde bilgilendirme yer almaktadır. :contentReference[oaicite:9]{index=9} Bu bilgi, sağlık turizmi bağlamında doğrudan yabancı hastaya değil; örneğin yurtdışında yaşayan Türk taraflara karşı yürütülecek süreçlerde pratik değer taşır.

Sağlık turizmi acenteleri bakımından “tebligat yönetimi”nin sözleşmeye yansıması şu şekilde kurulabilir:

  • Adres ve iletişim protokolü: hastanın pasaport adresi ile fiili ikamet adresinin ayrıştırılması; e-posta/telefon doğrulaması; değişiklik bildirim yükümlülüğü.
  • Bildirim kanalları: sözleşmede “bildirim” kavramının kapsamı (e-posta, kayıtlı elektronik posta, WhatsApp/mesajlaşma vb.) ve delil değeri bakımından standardizasyon.
  • Çok dilli tebligat/evrak planı: hangi evrakın hangi dilde hazırlanacağı, hangi evrakın noter/apostil zincirine gireceği, hangi noktada yeminli tercüme şartının devreye gireceği.

7.5. Delil dili ve çeviri disiplini: yabancı dil belgelerin yargılamaya “giriş şartı”

Sağlık turizmi uyuşmazlıklarında delillerin önemli bir kısmı yabancı dilde veya çift dilli olur: e-posta zincirleri, hasta şikâyet/geri bildirimleri, yurtdışı hekim raporları, sigorta yazışmaları, reklam metinleri, web sayfası içerikleri, sosyal medya mesajları. Bu noktada HMK m.223, yabancı dilde yazılmış belgeye dayanan tarafın tercümesini mahkemeye sunmak zorunda olduğunu ve mahkemenin resmî tercüme isteyebileceğini açıkça düzenler. :contentReference[oaicite:10]{index=10}

Uygulamada bu hüküm, acente ve kliniklerin “kayıt yönetimi”ni teknik bir arşiv faaliyeti olmaktan çıkarıp, doğrudan dava stratejisinin çekirdeğine taşır. Etkili bir delil yönetimi için:

  • Belge zinciri: her belgenin “kimden geldiği, ne zaman üretildiği, hangi süreçte kullanıldığı” izlenebilir olmalıdır.
  • Versiyon kontrolü: aynı metnin farklı dil versiyonları arasındaki farklar ayrı bir risk başlığıdır; içerik yönetimi tek merkezden yürütülmelidir.
  • Tıbbi kayıtların bütünlüğü: klinik tarafında kayıtların eksiksizliği; acente tarafında hasta talebi/vaat/garanti izlenimi doğuracak yazışmaların risk analizi.

7.6. Sigortaya doğrudan başvuru ve rücu: milletlerarası bağlamda kritik bir düğüm noktası

Sağlık turizmi dosyalarında en kritik başlıklardan biri “sigorta”dır; çünkü tazminatın fiilen karşılanması, çoğu kez sigorta teminatının kapsamına ve rücu mekanizmasına bağlanır. MÖHUK m.34/4, haksız fiile veya sigorta sözleşmesine uygulanan hukuk izin veriyorsa zarar görenin talebini doğrudan sorumlunun sigortacısına karşı ileri sürebileceğini düzenler. :contentReference[oaicite:11]{index=11} Bu düzenleme, yabancı hastanın stratejisinde sigortacıyı hedefleyen kurguların ve buna karşı “poliçe kurgusu + sözleşmesel risk dağıtımı”nın önemini artırır.

Bu aşamada acente sözleşmelerinde sık görülen bir boşluk şudur: acente, klinikle olan B2B sözleşmesinde rücu ve sorumluluk paylaşımını net kurmadığında, sigortacı ödeme yaptıktan sonra rücu hattı acente yönünden öngörülemez şekilde genişleyebilir. Bu nedenle sözleşme setinde, en azından aşağıdaki üç başlık netleştirilmelidir:

  • Teminat haritası: hangi risk hangi poliçenin kapsamındadır, hangi istisnalar vardır, hangi ülke/para birimi sınırı uygulanır.
  • Bildirim yükümlülüğü: olay bildirimi ve iş birliği yükümlülükleri (bilgi-belge paylaşımı, uzman raporu, savunma koordinasyonu).
  • Rücu kurgusu: kusur dağılımı senaryolarına göre (acentenin hizmet kusuru/kliniğin tıbbi kusuru/karma kusur) rücu ve iç ilişki tazmin rejimi.

Sonuç olarak Bölüm 7’nin ana tezi şudur: Sağlık turizminde acente sorumluluğu ve malpraktis kusur dağılımı tartışması, yalnızca “kim kusurlu” sorusuna indirgenemez. Uygulanacak hukuk ve yetki seçimi, tebligat ve delil yönetimi ile sigorta-rücu kurgusu birlikte ele alınmadıkça, risk yönetimi tamamlanmış sayılmaz.

Bir sonraki bölümde (Bölüm 8), acenteler/klinikler/sigortacılar için uygulanabilir bir uyum-kontrol listesi, tipik risk senaryoları için madde madde sözleşme ve süreç önerileri ile makalenin kısa SSS kısmını ve iletişim bölümünü tamamlayacağım.

XII. Uyum Mimarisı, Risk Yönetimi ve Sonuç: Aracı Kuruluşlar İçin Uygulanabilir Standartlar

Sağlık turizminde aracı kuruluş sorumluluğunu ve malpraktis uyuşmazlıklarında kusur dağılımını “sadece tıbbi hataya” indirgemeyen yaklaşım, aynı zamanda uygulamaya dönük bir uyum mimarisini zorunlu kılar. Zira uyuşmazlıklar çoğu kez, tıbbi müdahaleden önce başlayan tanıtım–bilgilendirme sürecinin dili, rol karmaşası, kayıt eksikliği, tercüme zincirindeki kırılmalar ve komplikasyon yönetimindeki koordinasyon zafiyetlerinden doğar veya bu nedenlerle ağırlaşır. Bu bölümde amaç, mevzuatın öngördüğü çerçeveyle uyumlu; aynı zamanda sözleşmesel ve operasyonel düzeyde uygulanabilir bir risk azaltma standardı ortaya koymaktır.

8.1. Sağlık Turizmi Aracı Kuruluşları İçin “Uyum Kontrol Listesi”

Aşağıdaki kontrol listesi, aracı kuruluşların yalnızca idari yaptırım riskini değil; tazminat uyuşmazlıklarında aleyhe kusur ve illiyet bağı kurulması riskini de azaltmaya yönelik tasarlanmıştır:

  • Yetki belgesi ve görünürlük: Sağlık turizmi yetki belgesinin, aracı kuruluşun yurt dışına yönelik internet sitesi veya sosyal medya platformunda açıkça yayınlanması.
  • Ayrı platform kuralı: Uluslararası tanıtımın, yurt dışına yönelik ayrı bir platform üzerinden yürütülmesi; bu platformda sağlık turizmi kapsamında hizmet sunulduğunun belirtilmesi.
  • Dil rejimi: Sponsorlu tanıtımın Türkçe hariç dillerde yürütülmesi; içerik dilinin hedef ülkeye uygun ve anlaşılır olması.
  • Hedefleme uyumu: Türkiye’de yaşayan kişilere yönelik talep oluşturmama; yurt içi hedef kitle seçmeme; otomatik hedef kitle/otomatik hedefleme ayarlarını kapatma; bu ayarların ekran görüntülerini dosyalama.
  • Rol beyanı ve şeffaflık: Aracı kuruluşun sağlık tesisi olmadığı; tıbbi teşhis/tedavi sunmadığı; sağlık hizmetinin protokol yapılan tesiste verildiği; tesisin adı ve resmî internet sitesinin bilgi amaçlı paylaşıldığı bir şeffaflık standardı.
  • İletişim ve tercüme altyapısı: En az iki yabancı dilde 7/24 erişilebilir çağrı/iletişim altyapısı veya çağrı merkezi sözleşmesi; tercüme zincirinde kimlik ve yetkinlik kayıtları.
  • 1618 uyumu: Konaklama/transfer/ulaşım hizmetlerinin yetkili seyahat acentaları aracılığıyla yürütülmesi (veya aracı kuruluşun kendisinin yetkili olması); taşeron sözleşmelerinde sorumluluk, sigorta ve kayıt hükümleri.
  • Şikâyet yönetimi: Şikâyetlerin kayda alınması, değerlendirilmesi, düzeltici/önleyici faaliyet akışı ve sonuç raporlaması.
  • Veri ve kayıt disiplini: Yazışmaların tek kanaldan yürütülmesi, versiyon kontrolü, web içeriği arşivi, reklam paneli kayıtları, teklif dokümanları, sözleşme seti, onam zinciri ve hasta dosyasıyla entegrasyon.

8.2. Sözleşme Seti Standardı: “Edim Ayrıştırması + Rol Beyanı + Bilgilendirme Protokolü”

Sağlık turizmi alanında aracı kuruluşların kullandığı metinler çoğu kez “tek bir sözleşmeye” yüklenmekte; bu da edimlerin karışması nedeniyle sorumluluğu genişleten bir etki doğurmaktadır. Daha güvenli model, üç katmanlı bir sözleşme setidir:

  • Hasta–Aracı Kuruluş Sözleşmesi (Aracılık/Organizasyon): tıbbi hizmete ilişkin karar ve uygulamanın bağımsız sağlık tesisinde gerçekleştiği; aracı kuruluşun edimlerinin organizasyon ve koordinasyonla sınırlı olduğu; tıbbi onam yerine geçmeyen ön bilgilendirme prosedürünün sınırları.
  • Hasta–Sağlık Tesisi Sözleşmesi (Sağlık Hizmeti / Hastaneye Kabul): aydınlatılmış onam, tıbbi kayıt düzeni, komplikasyon yönetimi, kontrol muayeneleri, revizyon/ek işlem şartları.
  • Aracı Kuruluş–Sağlık Tesisi Protokolü (B2B): komisyon ve yönlendirme sistemi, hasta kabul süreci, bilgilendirme dilinin uyumu, şikâyet ve kriz yönetimi, veri paylaşımı, sigorta ve rücu düzeni.

Bu üç katmanın ortak “çekirdek ilkesi” şudur: Hizmetler ayrıştırılacak, sorumluluk alanları tanımlanacak, bilgilendirme dili ile onam dili tutarlı kılınacak ve kayıt altına alınabilirlik sağlanacaktır. Böyle bir kurgu, hem idari uyum hem de tazminat uyuşmazlığında ispat gücü bakımından en rasyonel zemini oluşturur.

8.3. Tipik Risk Senaryoları ve Kusur–İlliyet Bağı Kurgusu

Sağlık turizmi dosyalarında aracı kuruluşların karşılaştığı tipik senaryolar, kusur dağılımı ve rücu bakımından öngörülebilir örüntüler taşır. Aşağıda, pratikte en sık görülen senaryolar ve hukuki analiz eksenleri özetlenmiştir:

Senaryo 1 — “Sonuç vaat edildi” iddiası

  • Delil odağı: reklam kreatifleri, web sayfası metinleri, WhatsApp/DM yazışmaları, teklif dokümanları.
  • Hukuki eksen: yanıltıcı/eksik bilgilendirme; beklenti yönetimi kusuru; genel işlem koşulları denetimi; tıbbi risklerin görünmez kılınması.
  • Kusur dağılımı: aracı kuruluşun tanıtım dili ve bilgilendirme kusuru ile sağlık tesisinin aydınlatma/onam süreçlerindeki eksikliklerinin birlikte değerlendirilmesi.

Senaryo 2 — Komplikasyon gelişti, yönetimde gecikme oldu

  • Delil odağı: 7/24 iletişim kayıtları, çağrı merkezi logları, yönlendirme yazışmaları, taburculuk talimatları, acil başvuru zaman çizelgesi.
  • Hukuki eksen: zarar büyümesi (aggravation); organizasyon kusuru; uygun merkez/uzman sevkinde gecikme.
  • Kusur dağılımı: sağlık tesisinin tıbbi izlem kusuru ile aracı kuruluşun koordinasyon kusurunun ayrıştırılması; zarar kalemlerinin bu ayrım üzerinden rasyonelleştirilmesi.

Senaryo 3 — Tercüme/iletişim hatası nedeniyle yanlış anlaşılan onam

  • Delil odağı: tercümanın kimliği, kullanılan dil, onam formları, görüşme kayıtları, risk anlatımına dair teyit kayıtları.
  • Hukuki eksen: aydınlatılmış rızanın sakatlanması; bilgilendirme zinciri kusuru; yardımcı kişinin fiilinden sorumluluk.
  • Kusur dağılımı: aracı kuruluşun iletişim altyapısı ve tercüme zinciri; sağlık tesisinin onam sürecini güvence altına alma yükümlülüğü birlikte ele alınır.

Senaryo 4 — Ücret kalemleri ve revizyon politikası belirsiz

  • Delil odağı: ödeme planları, fatura/pos kayıtları, paket kapsamı belgeleri, “hariç kalemler” listeleri.
  • Hukuki eksen: sözleşmeye aykırılık; şeffaflık; genel işlem koşulları; tüketici niteliği tartışmaları.
  • Kusur dağılımı: organizasyon ve bilgilendirme kusuru ağırlıklı; tıbbi kusurdan bağımsız tazminat tartışmaları gündeme gelebilir.

8.4. Sigorta ve Rücu İçin Minimum Standart

Sağlık turizmi tazminat uyuşmazlıklarının parasal ölçeği, sigorta kurgusunu “opsiyonel” olmaktan çıkarır. Kurumsal açıdan asgari standartlar şunlardır:

  • Teminat matrisi: mesleki sorumluluk, işletme sorumluluğu, komplikasyon teminatı, ürün/hizmet kusuru, siber/veri ihlali gibi risklerin hangi poliçede karşılandığının haritalanması.
  • Para birimi ve ülke kapsamı: teminat limitlerinin hedef pazarlara uygun olması (özellikle Euro/Dolar ölçeği), ülke kapsamı ve coğrafi sınırlar.
  • Olay bildirimi protokolü: komplikasyon veya şikâyet çıktığında sigortacıya bildirim süreleri, belge paketleri, savunma koordinasyonu.
  • Rücu maddeleri (B2B protokol): kusur dağılımı senaryolarına göre (tıbbi kusur/organizasyon kusuru/bilgilendirme kusuru) iç ilişkide nihai yükün paylaştırılması.

Bu standartlar, yalnızca tazminatın karşılanması için değil; “kim neyi üstlenecek” tartışmasının uyuşmazlık çıktıktan sonra değil, baştan yönetilmesi için gereklidir.

8.5. Sonuç

Sağlık turizminde aracı kuruluş sorumluluğu, klasik malpraktis anlatısına yeni bir katman ekler: süreç yönetimi sorumluluğu. Mevzuatın “hizmetin türüne bağlı sorumluluk” yaklaşımı; sağlık tesisi, hekim ve aracı kuruluşun her birini kendi edim alanında özen standardına tabi kılar. Bu nedenle uyuşmazlık çıktığında sorumluluğu belirleyen şey, tek başına “ameliyatı kim yaptı” sorusu değil; “hangi aktör, hangi aşamada, hangi yükümlülüğü ihlal etti ve bu ihlal zararı doğurdu mu ya da büyüttü mü?” sorusudur.

Aracı kuruluşların “hukuki zırhı” yalnızca sorumsuzluk cümlelerinden oluşamaz. Etkin zırh; rol beyanı, edim ayrıştırması, tanıtım–bilgilendirme uyumu, 7/24 çok dilli iletişim altyapısı, kayıt/versiyon kontrol disiplini, şikâyet ve kriz yönetimi protokolleri, sigorta–rücu mimarisi ve milletlerarası usul gerçekliğini gözeten bir sözleşme setiyle kurulur. Bu standartlar, hem yabancı hastanın korunmasını hem de sağlık turizmi ekosisteminde öngörülebilir ve adil bir sorumluluk dağılımını destekler.


Sık Sorulan Sorular

1) Sağlık turizmi acentesi, doktorun yaptığı malpraktisten doğrudan sorumlu olur mu?

Aracı kuruluş, tıbbi müdahaleyi bizzat yapmadığı için “otomatik” olarak doktorun teknik kusurundan sorumlu kabul edilmez. Ancak tanıtım-bilgilendirme, yönlendirme, tercüme/iletişim ve komplikasyon yönetimi gibi kendi edim alanında kusuru varsa ve bu kusur zarar ile uygun illiyet bağı içindeyse sorumluluk gündeme gelebilir.

2) Komplikasyon olursa mutlaka tazminat doğar mı?

Komplikasyon, her durumda kusur anlamına gelmez. Ancak risklerin aydınlatılması, onam sürecinin geçerliliği ve komplikasyonun yönetiminde özen standardına uyulup uyulmadığı ayrıca değerlendirilir.

3) Acentenin “ben sadece aracıyım” demesi sorumluluğu kaldırır mı?

Sözleşmede rol beyanı önemlidir; ancak belirleyici olan fiilen üstlenilen edimlerdir. Paket hizmet, tek elden yönetim, 7/24 iletişim ve yönlendirme gibi edimler yoğunlaştıkça aracı kuruluşun sorumluluk alanı genişleyebilir.

4) Yurt dışına reklam vermek serbest mi?

Uluslararası sağlık turizmine yönelik tanıtım belirli şartlarla mümkündür. Ayrı platform, dil rejimi, hedefleme yasağı, yetki belgesi görünürlüğü ve rol beyanı gibi kuralların ihlali hem idari yaptırım hem de tazminat uyuşmazlıklarında kusur tartışmasını güçlendirebilir.

5) Yabancı dilde yazışmalar dava dosyasına nasıl girer?

Yabancı dil belgeler, kural olarak tercümesiyle birlikte dosyaya sunulur; mahkeme resmî tercüme isteyebilir. Bu nedenle yazışmaların versiyon kontrolü ve belge zinciri kritik önemdedir.

6) Sigortacıya doğrudan dava açılabilir mi?

Milletlerarası özel hukuk bakımından, haksız fiile veya sigorta sözleşmesine uygulanan hukuk izin veriyorsa zarar görenin sigortacıya doğrudan başvurusu gündeme gelebilir. Bu ihtimal, poliçe kurgusunun ve rücu maddelerinin önemini artırır.

7) Acenteler hangi asgari sözleşmeleri kullanmalı?

En sağlıklı model; hasta–acente (organizasyon), hasta–tesis (sağlık hizmeti) ve acente–tesis (B2B protokol) olmak üzere üç katmanlı sözleşme setidir. Edimler ve bedeller ayrıştırılmalı; bilgilendirme ve kayıt protokolü açık kurulmalıdır.

8) Uyuşmazlık çıktığında ilk 24 saatte ne yapılmalı?

Olay kayıt altına alınmalı, yazışma ve çağrı kayıtları korunmalı, sağlık tesisinin tıbbi kayıt bütünlüğü sağlanmalı, sigortacıya bildirim protokolü işletilmeli ve tercüme/iletişim zinciri tek merkezden yönetilmelidir.


İletişim

Bu yazı, sağlık turizmi aracı kuruluşlarının hukuki sorumluluğu ve malpraktis uyuşmazlıklarında kusur dağılımına ilişkin genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın değerlendirilmesi; sözleşme seti, tanıtım-bilgilendirme kayıtları, tıbbi dosya ve iletişim zincirinin bütüncül incelenmesini gerektirir.

Av. İnanç Eker Hukuk Bürosu
Barbaros Mahallesi Mor Menekşe Sokak Deluxia Suites Sitesi No: 3A Kat: 12 Daire: 155 Ataşehir / İstanbul
Telefon: 0216 514 74 04
WhatsApp: 0532 245 74 66

Merhaba. Telefon Yardım Hattımıza Hoşgeldiniz. Nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Bize haritadan kolayca ulaşabilirsiniz.