Boşanma Süreci Ne Kadar Sürer

İçindekiler

Boşanma Süreci Ne Kadar Sürer? Güncel Hukuki İnceleme

Boşanma sürecinin ne kadar süreceği; anlaşmalı boşanmanın kaç günde sonuçlanabileceği, çekişmeli boşanma davasının kaç ay veya kaç yıl sürebileceği ve boşanma kararının ne zaman kesinleşeceği gibi uygulamada sıkça sorulan hukuki soruların merkezinde yer almaktadır. Boşanma davası süresi; TMK ve HMK hükümleri uyarınca delil toplama aşamaları, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kapsamı, mahkemelerin iş yükü, velayet ve nafaka gibi fer'î talepler ile kanun yolu süreçlerinin birlikte değerlendirilmesiyle belirlenir. Bu nedenle boşanma sürecine ilişkin zamanlamanın doğru tespit edilebilmesi, somut olayın tüm özelliklerinin hukuki çerçevede sistematik olarak incelenmesini gerektirir.

I. Giriş: Boşanma Süresinin Belirlenmesinde Hukuki Ölçütler

Boşanma davasının ne kadar sürede sonuçlanacağı, Türk Medenî Kanunu (“TMK”) ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) hükümleri çerçevesinde belirlenen usulî aşamalar, tarafların boşanma sebebine ilişkin uyuşmazlık düzeyi, delillerin niteliği, mahkemelerin iş yükü ve somut olayın özellikleri gibi çok sayıda faktöre bağlıdır. Bu nedenle, boşanma sürecinin tek tip veya kesin bir süre ile ifade edilmesi mümkün değildir; zira süre, maddi ve usul hukuku bakımından değişkenlik gösteren objektif ve sübjektif unsurların birleşik bir sonucudur.

Boşanma davasının dayanağını oluşturan TMK m. 161–166 arasında düzenlenen özel ve genel boşanma sebepleri, davanın yargılama şeklini doğrudan etkiler. Özellikle TMK m. 166/3 kapsamında düzenlenen anlaşmalı boşanma ile TMK m. 166/1 hükmü çerçevesinde yürütülen çekişmeli boşanma arasındaki ayrım, süre açısından en belirleyici unsurdur. Anlaşmalı boşanma, tarafların tüm hususlarda mutabakat sağlaması hâlinde son derece sınırlı usulî inceleme ile sonuçlanabilirken; çekişmeli boşanma, delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi, uzman raporları ve sosyal inceleme gibi aşamaları içerdiğinden sürecin doğal olarak uzamasına neden olur.

Öte yandan boşanma süresinin belirlenmesinde mahkemelerin iş yükü ve yargı çevresinin yoğunluğunun da kayda değer etkisi bulunmaktadır. Yoğun yargı çevrelerinde duruşma aralıklarının uzaması, dosya tevzi yoğunluğu, sosyal inceleme raporlarının geç hazırlanması veya bilirkişi listelerindeki yoğunluk gibi pratik engeller süreyi doğrudan etkiler. Bu nedenle uygulamada, benzer hukuki nitelikteki iki boşanma davasının dahi farklı sürede tamamlanması olağan bir durumdur.

Bu çerçevede boşanma süresi, yargılamanın başından kararın kesinleşmesine kadar geçen tüm aşamaları kapsayan bütünsel bir kavramdır. Aşağıda, hem anlaşmalı hem çekişmeli boşanma bakımından süreyi belirleyen tüm hukuki ve fiili unsurlar sistematik şekilde incelenecektir.

II. Anlaşmalı Boşanma Davasının Süresi ve Hukuki Niteliği (TMK m. 166/3)

A. Anlaşmalı boşanmanın hukuki çerçevesi ve protokolün işlevi

Türk Medenî Kanunu m. 166/3 hükmü, boşanma sürecinin en hızlı şekilde sonuçlanmasına imkân veren istisnai bir düzenlemedir. Anlaşmalı boşanmanın uygulanabilmesi için, evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, tarafların birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi ve boşanmanın tüm fer’î sonuçlarına ilişkin irade açıklamalarının uyumlu bir protokolde somutlaştırılması gerekmektedir.

Protokol; velayet, kişisel ilişki, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, tazminat, mal rejiminin tasfiyesi ile aile konutuna ilişkin düzenlemeler gibi boşanmanın fer’î sonuçlarının tamamına yönelik taraf iradelerini içerir. Bu protokol, hâkim tarafından kamu düzeni ve özellikle “çocuğun üstün yararı” ilkesine uygunluk bakımından denetlenir. Hâkimin denetim yetkisi, anlaşmalı boşanmanın hızını sınırlayan tek hukuki filtre niteliğindedir.

B. Süre açısından uygulama pratiği

Anlaşmalı boşanma, usulî anlamda çekişmeli boşanmaya oranla çok daha sınırlı inceleme gerektirdiğinden, uygulamada en kısa sürede sonuçlanan dava türüdür. Dilekçenin tevzisi, dosyanın ilgili aile mahkemesine ulaşması ve duruşma gününün verilmesi aşamaları tamamlandıktan sonra, çoğu yargı çevresinde duruşma tarihi 1 ila 4 hafta içinde belirlenmektedir. Tarafların duruşmaya bizzat katılmaları ve iradelerini özgürce açıkladıklarının tespiti hâlinde, hüküm aynı oturumda verilebilmektedir.

Ne var ki uygulamada sürenin uzamasına yol açan istisnai durumlar da bulunmaktadır. Protokolde çelişkili veya hukuka aykırı düzenlemelerin yer alması, çocukla ilgili kişisel ilişki veya velayet konusunda hâkimin ek inceleme ihtiyacı duyması, tarafların duruşmaya katılmaması veya adli yoğunluğun yüksek olduğu büyük şehirlerde mahkeme takviminin daha sıkışık olması süreyi artırabilir. Özellikle İstanbul’daki aile mahkemelerinde, dönemsel yoğunluklara bağlı olarak duruşma gününün daha ileri tarihe verildiği görülmektedir.

C. Kararın kesinleşme süreci

Anlaşmalı boşanmada hükmün verilmesi, yargılamanın sona erdiği anlamına gelmekle birlikte, boşanmanın nüfus kayıtlarına işlenebilmesi için kararın kesinleşmesi gereklidir. Karar yazımı ve taraflara tebliğ aşaması uygulamada genellikle 1 ila 4 hafta arasında değişmektedir. Taraflar, hüküm tebliğ edildikten sonra istinaf haklarından feragat eder veya istinaf yoluna başvurmama yönünde karşılıklı irade açıklaması yaparlarsa, kesinleşme süreci önemli ölçüde hızlanmaktadır.

Kesinleşme şerhinin düzenlenmesi, nüfus müdürlüğüne bildirim ve MERNİS sistemine işlenmesi sonrasında boşanma tüm hukuki sonuçlarıyla birlikte hüküm ve sonuç doğurur. Böylece anlaşmalı boşanma, tüm süreçler dâhil edildiğinde, uygulamada çoğunlukla birkaç hafta içinde tamamlanabilen bir yargılama türü olarak karşımıza çıkmaktadır.

III. Çekişmeli Boşanma Davasında Süreyi Belirleyen Esaslar (TMK m. 166/1–2)

A. Çekişmeli boşanmanın hukuki niteliği

Çekişmeli boşanma, taraflar arasında evlilik birliğinin sona erdirilmesi ve fer’î sonuçlarının belirlenmesi noktasında irade birliği bulunmayan, dolayısıyla geniş kapsamlı bir yargılamayı zorunlu kılan dava türüdür. TMK m. 166/1 ve 166/2 hükümleri uyarınca, boşanma sebeplerinin ispatlanması, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının ortaya konulması ve tarafların kusur durumlarının değerlendirilebilmesi için delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi ve somut olayın tüm yönleriyle incelenmesi gerekir.

Özel boşanma sebeplerine (zina, hayata kast, pek kötü muamele, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk vb.) dayalı davalarda da süre, delillerin niteliği ve ispat yükünün yerine getirilmesi bakımından değişiklik göstermektedir. Bu sebeple çekişmeli boşanma davası, yapısal olarak anlaşmalı boşanma davasına kıyasla çok daha uzun süren, usul ve delil hukuku açısından derinlikli bir inceleme gerektiren bir yargılama biçimidir.

B. Usulî aşamalar

Çekişmeli boşanma davalarında süreci belirleyen temel safhalar, HMK'nın dava açılması ve yargılamanın yürütülmesine ilişkin hükümleri çerçevesinde aşağıdaki şekilde gerçekleşir:

  • Dilekçeler teatisi: Davanın açılmasıyla birlikte HMK m. 119–129 arasında düzenlenen dilekçeler teatisi süreci işletilir. Cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri aşamaları tamamlanmadan tahkikat aşamasına geçilemez.
  • Ön inceleme duruşması: HMK m. 137–140 gereğince tarafların iddia ve savunmalarının çerçevesi belirlenir; uyuşmazlık konuları tespit edilir; delillerin toplanmasına ilişkin usulî işlemler kararlaştırılır.
  • Tahkikat aşaması: Tanıkların dinlenmesi, sosyal inceleme raporu (SİR) düzenlenmesi, gerektiğinde psikolojik değerlendirme, kolluk araştırmaları, kamera kayıtlarının incelenmesi ve dijital delillerin değerlendirilmesi bu aşamada gerçekleştirilir.
  • Bilirkişi incelemesi: Mal paylaşımı, değer artış payı, dijital delillerin çözümlenmesi veya uzmanlık gerektiren diğer hususlarda bilirkişi raporu alınabilir.
  • Sözlü yargılama ve hüküm: Tahkikatın tamamlanması üzerine HMK m. 186 uyarınca sözlü yargılama aşamasına geçilir ve hüküm verilir.

C. Uygulamada sürenin uzamasına yol açan nedenler

Çekişmeli boşanma davalarının süresini belirleyen en önemli unsur, delil ve ispat aşamasının kapsamıdır. Tanıkların hazır edilememesi, tebligat sorunları, sosyal inceleme raporunun geç hazırlanması, bilirkişi takvimlerinin yoğunluğu ve hâkim değişikliği gibi unsurlar, yargılamanın aylarca uzamasına yol açabilir.

Ayrıca velayet, kişisel ilişki, nafaka ve mal paylaşımı gibi konularda taraflar arasında derin bir uyuşmazlık bulunması hâlinde mahkeme, çocuğun yararına ilişkin tespitler başta olmak üzere daha kapsamlı bir inceleme yapmak durumundadır. Bu tür incelemeler, tek başına yargılamaya birkaç ay ile birkaç yıl arasında ek süreler getirebilmektedir.

D. Ortalama süreler

Uygulamada ilk derece çekişmeli boşanma yargılaması, uyuşmazlığın kapsamına ve delil yoğunluğuna bağlı olarak genel olarak 12 ila 24 ay arasında tamamlanmaktadır. Bununla birlikte yoğun yargı çevrelerinde ve özellikle velayet veya mal rejiminin tasfiyesine ilişkin taleplerin aynı dosya içinde çözülmeye çalışıldığı durumlarda bu sürenin 24–36 ayı bulduğu görülmektedir.

Karar sonrasında, istinaf yoluna başvurulması hâlinde Bölge Adliye Mahkemesi incelemesi çoğu dosyada 6 ila 12 aylık ek süre gerektirmektedir. Dolayısıyla çekişmeli boşanma davalarında, tüm aşamalar birlikte değerlendirildiğinde boşanmanın kesinleşme süresi uygulamada çoğu zaman 2–4 yıllık bir zaman dilimine yayılmaktadır.

IV. Boşanma Sürecini Uzatan ve Kısaltan Faktörlerin Sistematik Analizi

Boşanma yargılamasının süresi, yalnızca TMK’da düzenlenen maddi hukuk hükümleriyle değil, HMK hükümleri, delillerin niteliği, tarafların yargılamaya katkı düzeyi ve mahkemelerin iş yükü gibi çok boyutlu unsurlarla belirlenmektedir. Bu nedenle süre analizinin, hem uzatıcı hem de kısaltıcı unsurların birlikte ele alındığı bütüncül bir perspektifle yapılması gereklidir.

A. Süreci uzatan faktörler

Boşanma yargılamalarında gecikmenin temel kaynağı, delil toplama ve usulî işlemlerin zamanında gerçekleşmemesidir. Uygulamada aşağıdaki unsurlar, sürenin uzamasına en sık neden olan faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır:

  • 1. Tebligat sorunları: Tarafın adresinin bulunamaması, MERNİS adresine yapılan tebligatın iadesi veya yurtdışı adresli taraflara yapılan tebligat işlemleri, yargılamayı önemli ölçüde geciktirebilmektedir.
  • 2. Tanıkların hazır edilememesi: Tanık ifadeleri, çekişmeli boşanma davalarında ispatın en önemli araçlarından biridir. Tanıkların duruşmaya zamanında gelmemesi veya dinlenememesi, duruşmalar arasında uzun aralıklar bulunduğundan süreyi aylarca uzatabilir.
  • 3. Sosyal İnceleme Raporu (SİR): Velayet ve kişisel ilişki düzenlemelerinin söz konusu olduğu davalarda sosyal inceleme raporunun hazırlanması çoğu zaman haftalar, hatta bazı yoğun dönemlerde aylar sürebilmektedir. Rapordaki eksiklikler nedeniyle ek rapor talep edilmesi de süreci daha da uzatır.
  • 4. Bilirkişi incelemeleri: Dijital delillerin incelenmesi, mal rejimi tasfiyesi, katılma alacağı ve değer artış payı hesaplamaları gibi teknik konularda bilirkişi incelemesi gerekebilir. Bilirkişilerin yoğunluğu ve raporların tamamlanma süreleri yargılamaya ek süre yükler.
  • 5. Hakim değişikliği: Dosyanın yeni hâkim tarafından incelenmesi ve önceki işlemlere ilişkin değerlendirme yapılması, duruşma takviminde ileri tarihlere ertelenmeye sebep olabilir.
  • 6. Tarafların delilleri geç sunması: HMK m. 140/5 uyarınca delillerin zamanında sunulmaması hâkim tarafından dikkate alınmama riski doğursa da uygulamada çoğu zaman ek süre talepleri kabul edilmekte ve bu durum yargılamayı uzatmaktadır.
  • 7. Adli tatil ve yoğunluk: Aile mahkemelerinde adli tatil döneminde yalnızca ivedi işler görülmekte olup, bu süreç yargılamanın tamamında gecikmelere yol açabilir.

B. Süreci kısaltan faktörler

Sürenin kısalması, tarafların yargılamaya aktif ve usul ekonomisine uygun şekilde katkı sunması ile mümkündür. Özellikle aşağıdaki unsurların varlığı, boşanma sürecinin makul süre içinde tamamlanmasına önemli ölçüde katkı sağlar:

  • 1. Delillerin dava açılmadan önce hazırlanması: Tanık listesi, yazılı deliller, dijital kayıtlar ve uzman raporlarının dava açılmadan önce hazır hâle getirilmesi, tahkikat aşamasının hızlı ilerlemesini sağlar.
  • 2. Usule uygun dilekçe aşaması: Dilekçeler teatisinin eksiksiz ve zamanında tamamlanması, ön inceleme aşamasının gecikmeden gerçekleştirilebilmesi açısından önemlidir.
  • 3. Tarafların kısmi uzlaşma sağlaması: Velayet, kişisel ilişki, nafaka veya mal paylaşımının bir bölümünde uzlaşma sağlanması, mahkemenin inceleme kapsamını daraltarak yargılamayı hızlandırabilir.
  • 4. Avukatla temsil edilme: Usul hatalarının önlenmesi, delillerin doğru sırayla sunulması ve yargılamanın gereksiz yere genişlememesinin sağlanması, profesyonel vekâlet desteğinin süreye olan en somut katkılarındandır.
  • 5. Duruşmalara düzenli katılım: Tarafların duruşmalara mazeretsiz katılmaması veya vekillerine vekâletname sunulmaması, ertelemelere sebep olabileceğinden, düzenli katılım süreci olumlu yönde etkiler.

Bu bağlamda boşanma sürecinin uzaması ya da kısalması, yalnızca mahkemenin iş yüküne bağlı olmayıp, tarafların tutumları, delillerin niteliği ve yargılamanın usul ekonomisine uygun yürütülmesi ile doğrudan ilişkilidir.

V. Boşanma Kararının Kesinleşme Süreci

Boşanma hükmünün verilmesi, yargılamanın sona erdiğini göstermekteyse de, kararın hukuken sonuç doğurabilmesi için kesinleşmesi zorunludur. Kesinleşme, hem tarafların istinaf haklarının kullanılması bakımından HMK hükümlerine, hem de kararın nüfus kayıtlarına işlenmesi bakımından idari süreçlere bağlı olarak gerçekleşen çok aşamalı bir mekanizmadır.

A. İstinaf süresi ve HMK hükümleri

HMK m. 345 uyarınca, ilk derece mahkemesinin kararının taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bu süre, kamu düzenine ilişkin olup, tarafların hak düşürücü nitelikteki kanun yolu başvuru süresidir. Sürenin geçirilmesi hâlinde karar, kanun yolu açısından kesinleşmiş sayılır.

Anlaşmalı boşanma davalarında tarafların istinaf haklarından feragat etmeleri mümkündür. Feragat, karar tebliğ edilmeden önce veya tebliğden hemen sonra yapılabilir ve feragat beyanı kesinleşme sürecinin önemli ölçüde hızlanmasını sağlar. Çekişmeli boşanma davalarında ise feragat genellikle tarafların menfaatlerine uygun olmadığından, kesinleşme süresi çoğunlukla istinaf süresinin dolmasına bağlı olarak işlemektedir.

B. Karar yazımı ve tebliğ

Boşanma hükmünün duruşmada sözlü olarak açıklanmasının ardından, kararın yazılması ve taraflara tebliğ edilmesi gerekir. Karar yazım süresi, mahkemenin iş yüküne bağlı olarak değişmekte olup, uygulamada birkaç günden birkaç haftaya kadar uzayabilmektedir. Tebliğ işleminin tamamlanmasıyla birlikte tarafların kanun yolu hakları işlemeye başlar.

C. Kesinleşme şerhinin alınması

İstinaf süresinin dolması veya tarafların istinaf haklarından açıkça feragat etmesi üzerine karar kesinleşir. Kesinleşme şerhi, mahkeme kalemi tarafından düzenlenen ve kararın artık kanun yoluna konu edilemeyeceğini gösteren resmî belgedir. Kesinleşme şerhi alınmadan boşanmanın nüfus kaydına işlenmesi mümkün değildir.

Kesinleşme şerhinin düzenlenme süresi, mahkeme kaleminin iş yoğunluğuna bağlı olmakla birlikte, uygulamada birkaç gün ile birkaç hafta arasında değişmektedir. Kesinleşme, hükmün hukuki sonuçlarının doğmaya başladığı aşamayı ifade ettiği için, tarafların şahsi durumlarına ilişkin tüm sonuçlar (bekârlık hâline dönüş, nafaka yükümlülüğü, mal rejiminin tasfiyesi sürecinin başlaması vb.) bu aşamadan itibaren hüküm ve sonuç doğurur.

D. Nüfus müdürlüğüne bildirim ve sonuçları

Kesinleşme şerhli boşanma kararının nüfus müdürlüğüne gönderilmesiyle birlikte karar MERNİS sistemine işlenir ve tarafların medeni hâl bilgisi güncellenir. Bu işlem, uygulamada genellikle hızlı gerçekleşmekte olup çoğu zaman aynı gün içinde tamamlanmaktadır. Nüfus kayıtlarının güncellenmesi, boşanmanın üçüncü kişiler bakımından da hüküm ifade etmesini sağlar.

Tüm bu süreç birlikte değerlendirildiğinde, boşanma kararının kesinleşme süresi uygulamada genel olarak 2 ila 8 hafta arasında değişmektedir. Ancak çekişmeli boşanma davalarında istinaf yoluna başvurulması hâlinde, kesinleşme süresi ilk derece yargılaması dışındaki kanun yolu aşamalarını da kapsadığı için çok daha uzun bir zaman dilimine yayılabilmektedir.

VI. İstanbul’da Boşanma Davalarının Ortalama Süreleri (Uygulama Bazlı İnceleme)

İstanbul, Türkiye’nin hem nüfus yoğunluğu hem de yargısal iş yükü bakımından en yoğun yargı çevresidir. Bu durum aile mahkemelerinin çalışma takvimlerine de doğrudan yansımakta; duruşmalar arasındaki bekleme süreleri, sosyal inceleme raporlarının hazırlanma zamanları ve bilirkişi incelemelerinin tamamlanma süreleri İstanbul’da diğer illere kıyasla daha uzun olabilmektedir. Bu nedenle İstanbul özelinde boşanma sürecinin analizi, genel ülke ortalamalarından ayrı ve daha spesifik bir değerlendirme gerektirir.

A. İstanbul Anadolu ve İstanbul Avrupa Adliyelerinin iş yükü karşılaştırması

Her iki yargı çevresinde de aile mahkemelerinin iş yoğunluğu yüksek olmakla birlikte, dönemsel olarak dava sayılarında ve duruşma aralıklarında değişiklikler gözlenmektedir. İstanbul Anadolu Adliyesi’nde duruşma aralıklarının genel olarak daha düzenli ilerlediği, İstanbul Avrupa Adliyesi’nde ise dosya yoğunluğunun dönem dönem daha belirgin olduğu uygulamada sıkça ifade edilmektedir. Bu iş yükü, duruşma günlerinin daha ileri tarihlere verilmesine ve dolayısıyla yargılamanın toplam süresinin uzamasına neden olabilmektedir.

B. Anlaşmalı boşanma davalarında İstanbul pratiği

İstanbul’daki aile mahkemelerinde anlaşmalı boşanma davaları, genellikle dilekçenin tevzisinden sonra 1 ila 4 hafta içinde duruşmaya çıkarılabilmektedir. Ancak bazı dönemlerde, özellikle adli yoğunluğun arttığı aylarda duruşma tarihleri daha ileri tarihlere verilebilmektedir. Bununla birlikte anlaşmalı boşanma davaları, TMK m. 166/3'ün yapısı gereği, İstanbul’da dahi en hızlı sonuçlanan dava türü olma niteliğini korumaktadır.

C. Çekişmeli boşanma davalarında İstanbul’daki tipik süreler

Çekişmeli boşanma davalarında İstanbul yargı çevresindeki ortalama süre, uyuşmazlığın niteliğine ve delil yoğunluğuna göre değişmekle birlikte, ilk derece yargılaması bakımından genellikle 18 ila 30 ay arasında seyretmektedir. Özellikle velayet, kişisel ilişki ve mal paylaşımı gibi teknik ve sosyolojik değerlendirme gerektiren konuların aynı dosyada çözümlenmeye çalışılması hâlinde bu süre daha da uzayabilmektedir.

Sosyal İnceleme Raporu (SİR) talep edilen dosyalarda, İstanbul’daki nüfus yoğunluğu ve uzman sayısı arasındaki dengesizlik nedeniyle raporların hazırlanması diğer illere kıyasla daha uzun sürebilmektedir. Keza bilirkişi incelemeleri, özellikle mal rejimi tasfiyesi dosyalarında yoğunluk nedeniyle daha geç tamamlanabilmektedir. Bu unsurlar, çekişmeli boşanma davalarının İstanbul’da ülke ortalamasına kıyasla daha uzun sürmesine yol açmaktadır.

D. İstinaf aşamasının süreye etkisi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi de Türkiye'nin en yoğun istinaf mercilerinden biridir. Aile hukukuna ilişkin kararların istinaf incelemesi, dosyanın niteliğine göre genel olarak 6 ila 12 ay arasında tamamlanmaktadır. Bu süre, çekişmeli boşanma davalarının toplam kesinleşme süresine eklenmekte ve özellikle velayet veya yüksek meblağlı tazminat taleplerinin bulunduğu dosyalarda daha da uzayabilmektedir.

Sonuç olarak İstanbul’da boşanma davalarının ortalama süreleri, ülke genelinin üzerinde olup; anlaşmalı boşanmalarda 1–4 hafta, çekişmeli boşanmalarda ise kanun yolu dâhil çoğu zaman 2–4 yıl arasında değişen bir zaman dilimine yayılmaktadır.

VII. Boşanma Sürecinin Taraflar Açısından Usul Ekonomisi Çerçevesinde Yönetilmesi

Boşanma davalarının makul sürede sonuçlandırılabilmesi, yalnızca mahkemelerin iş yüküne veya yargılama temposuna bağlı bir unsur değildir. Tarafların ve vekillerin yargılamaya yaklaşımı, delillerin zamanında ve usulüne uygun şekilde sunulması ve uyuşmazlığın gereksiz yere genişletilmemesi, HMK m. 30’da düzenlenen usul ekonomisi ilkesinin bir gereği olarak sürecin tamamına doğrudan etki etmektedir.

A. Dava stratejisinin doğru kurulmasının önemi

Boşanma davasının hangi hukuki sebebe dayandırılacağı, hangi delillerin ne şekilde kullanılacağı ve uyuşmazlık konularının nasıl sınırlandırılacağı, yargılamanın hem kapsamını hem de süresini belirleyen temel unsurlardır. Başlangıç aşamasında yanlış bir hukuki sebebe dayanılması veya delil stratejisinin yanlış kurgulanması, ilerleyen aşamalarda yargılamayı hem uzatmakta hem de taraflar açısından hak kaybı riskleri doğurabilmektedir.

Örneğin TMK m. 166/1 kapsamındaki genel sebepli boşanma yerine özel bir boşanma sebebine dayanılması, ispat yükünün fazladan genişlemesine yol açabilir. Aynı şekilde, delillerin dağınık şekilde sunulması veya tanık anlatımlarının uyuşmazlık konularıyla uyumlu şekilde yapılandırılmaması, dosyanın gereksiz şekilde karmaşıklaşması sonucu doğurabilir. Bu nedenle dava stratejisinin baştan doğru kurulması, sürecin etkin yönetiminin ilk adımıdır.

B. Delillerin zamanında ve eksiksiz sunulması

HMK m. 140/5 gereğince delillerin zamanında bildirilmesi usulî bir zorunluluktur. Delil sunma süresinin kaçırılması hâkim tarafından dikkate alınmama sonucunu doğurabilmekle birlikte, uygulamada mahkemeler çoğu zaman ek süre taleplerini kabul etmekte ve bu durum yargılamanın uzamasına nedeniyle usul ekonomisi ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.

Tarafların yazılı deliller, tanık listesi, dijital kayıtlar, bilirkişi incelemesine esas olacak belgeler ve sosyal inceleme raporuna katkı sağlayacak bilgileri mümkün olduğunca erken sunmaları, hem tahkikat aşamasının hızlı ilerlemesini sağlar hem de mahkemenin uyuşmazlık konularını çerçevelemesini kolaylaştırır. Delillerin eksiksiz sunulması, özellikle çekişmeli boşanma davalarında kritik önem taşır.

C. Uyuşmazlığın gereksiz yere genişletilmemesi

Uyuşmazlığın her aşamada yeni iddialarla genişletilmesi, hem karşı tarafın savunma hakkını gereksiz şekilde zorlamakta hem de tahkikatın belirsiz bir yapı kazanmasına neden olmaktadır. HMK’nın dürüstlük kuralı ve usul ekonomisi ilkesi, tarafların yargılamayı kötüye kullanmasını engellemek amacıyla geliştirilmiştir.

Özellikle velayet, tazminat veya mal rejimi taleplerinin boşanma dosyası içinde gereksiz şekilde ayrıntılandırılması, talep ve savunma genişletme yasaklarının ağırlaştırılmasına ve dosyanın gereksiz yere “çok başlıklı” hâle gelmesine yol açabilir. Bu tür genişlemeler süre bakımından olumsuz etki doğurduğundan, uyuşmazlık konularının sade ve odaklı biçimde sunulması önem taşır.

D. Profesyonel vekâlet desteğinin sürece katkısı

Boşanma davalarında avukatla temsil, yalnızca hukuki hata riskinin azalmasını sağlamakla kalmayıp, yargılamanın teknik gerekliliklerine doğru uyum sağlanması bakımından da süreyi doğrudan etkileyen bir unsurdur. Vekil aracılığıyla takip edilen dosyalarda delillerin sistematik şekilde sunulması, mazeretlerin zamanında bildirilmesi, tanıkların doğru sırayla dinletilmesi ve gereksiz usul tartışmalarının önlenmesi sayesinde yargılama çok daha etkin bir şekilde tamamlanabilmektedir.

Netice itibarıyla boşanma sürecinin usul ekonomisi çerçevesinde yönetilmesi, tarafların hak kaybı yaşamaması ve davanın makul süre içinde sonuçlanması bakımından kritik önemdedir. Bu yaklaşım, özellikle çekişmeli boşanma davalarında yargılamanın hızına doğrudan katkı sağlayan bir unsur olarak karşımıza çıkar.

VIII. Sonuç

Boşanma yargılamasının ne kadar süreceği, Türk Medenî Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması bakımından, somut olayın özelliklerine göre değişkenlik gösteren çok boyutlu bir süreçtir. Anlaşmalı boşanma davaları, TMK m. 166/3’ün sağladığı özel usul sayesinde çoğunlukla kısa süre içinde sonuçlanabilmekte iken; çekişmeli boşanma davaları, delil toplama işlemleri, tanık beyanları, uzman raporları, sosyal inceleme raporu ve kanun yolu aşamaları nedeniyle çok daha uzun bir zaman dilimine yayılmaktadır.

Genel olarak anlaşmalı boşanma davaları birkaç hafta içinde tamamlanabilirken, çekişmeli boşanma davalarında ilk derece yargılaması çoğu zaman 12 ila 24 ay arasında sürmekte; istinaf yolunun işletilmesi hâlinde ise toplam kesinleşme süresi 2 ila 4 yıla kadar uzayabilmektedir. Özellikle büyükşehirlerde, mahkemelerin iş yükü ve duruşma yoğunluğu süre üzerinde belirleyici etkiye sahiptir.

Bununla birlikte, dava stratejisinin doğru kurgulanması, delillerin zamanında sunulması, uyuşmazlık konularının gereksiz şekilde genişletilmemesi ve usul ekonomisine uygun hareket edilmesi gibi taraf kontrolüne açık unsurlar, yargılamanın makul sürede tamamlanmasına önemli katkı sağlamaktadır. Profesyonel vekâlet desteği, sürecin hem maddi hem usulî açıdan doğru yürütülmesi bakımından süreye doğrudan etki eden bir faktördür.

Sonuç olarak boşanma süreci, her ne kadar genel ortalamalar üzerinden değerlendirilebilse de, her dosyanın kendi dinamikleri içinde incelenmesi gereken bir yargı sürecidir. Tarafların kişisel durumları, çocukların varlığı, delillerin niteliği, uyuşmazlığın kapsamı ve yargı çevresinin iş yükü gibi faktörler dikkate alınmaksızın tek tip bir süre öngörüsü yapılması mümkün değildir. Bu nedenle boşanma sürecinin sağlıklı, hızlı ve hukuka uygun şekilde yürütülmesi, somut olayın tüm detaylarının uzman bir hukukçu tarafından değerlendirilmesini gerektirir.

İstanbul’da boşanma davaları ve aile hukuku alanındaki uyuşmazlıklar hakkında profesyonel hukuki destek almak isteyen kişiler, somut olayın özelliklerine göre detaylı bir değerlendirme yapılabilmesi amacıyla Av. İnanç Eker Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirler.

İletişim

Boşanma sürecine ilişkin hukuki hakların doğru değerlendirilmesi, usul hatalarının önlenmesi ve sürecin profesyonel şekilde yönetilmesi için uzman hukukî destek büyük önem taşır. Aile hukuku ve boşanma davalarına ilişkin başvurularınız için Av. İnanç Eker Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.

Av. İnanç Eker Hukuk Bürosu

Adres: Barbaros Mahallesi, Mor Menekşe Sokak, Deluxia Suites Sitesi, No: 3A, Kat: 12, Daire: 155, Ataşehir / İSTANBUL

Telefon (Dâhili): 0 (216) 514 74 04
WhatsApp: 0532 245 74 66

E-posta: info@inanceker.av.tr

Google Maps: Konumu Görüntüle

Boşanma davaları, velayet uyuşmazlıkları ve aile hukukunun tüm alanlarında somut olayınıza özgü hukuki değerlendirme almak için büromuzla iletişime geçebilir, randevu oluşturabilirsiniz.

Merhaba. Telefon Yardım Hattımıza Hoşgeldiniz. Nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Bize haritadan kolayca ulaşabilirsiniz.