İtirazın Kaldırılması Nedir? İcra Mahkemesinde İtirazın Kaldırılması Şartları ve Hukuki Sonuçları
İtirazın kaldırılması, borçlunun ilamsız icra takibine yaptığı itirazın icra mahkemesi kararıyla ortadan kaldırılması ve icra takibinin devamının sağlanması amacıyla başvurulan özel bir icra hukuku yoludur. İlamsız icra takibinde borçlunun ödeme emrine süresi içinde itiraz etmesi halinde takip kendiliğinden durur. Bu durumda alacaklının alacağını cebri icra yoluyla tahsil edebilmesi için borçlunun itirazının hukuki sonuçlarının ortadan kaldırılması gerekir. İcra ve İflas Kanunu, alacaklıya bu amaçla başvurabileceği iki temel hukuki yol tanımıştır: itirazın iptali davası ve icra mahkemesinde itirazın kaldırılması yolu.
İtirazın kaldırılması kurumu, özellikle alacağın belirli nitelikte yazılı belgelere dayanması halinde alacaklıya hızlı ve etkili bir hukuki koruma sağlamayı amaçlar. Bu yol sayesinde alacaklı, genel mahkemelerde uzun süren bir yargılama sürecine başvurmak zorunda kalmaksızın, icra mahkemesinde yapılacak sınırlı bir inceleme sonucunda borçlunun itirazının kaldırılmasını talep edebilir. Mahkeme tarafından itirazın kaldırılmasına karar verilmesi halinde icra takibi kaldığı yerden devam eder ve alacaklı haciz işlemlerine geçme imkânı elde eder.
İcra hukukunda itirazın kaldırılması, alacağın belirli nitelikte belgelerle ispat edilebildiği durumlarda öngörülmüş istisnai bir başvuru yoludur. Bu yönüyle itirazın iptali davasından ayrılır. Zira itirazın iptali davası genel mahkemelerde görülen ve daha kapsamlı bir yargılamayı gerektiren bir dava türüdür. Buna karşılık icra mahkemesinde itirazın kaldırılması yolunda yapılan inceleme, kanunda belirtilen belgelerin varlığı ve itirazın niteliği ile sınırlı olup daha hızlı bir karar verilmesini amaçlar.
İcra ve İflas Kanunu’nda düzenlenen bu kurum, uygulamada özellikle ticari ilişkilerden doğan alacakların tahsilinde önemli bir rol oynar. Alacaklı, borçlunun haksız veya dayanaksız bir itirazı ile icra takibinin sürüncemede kalmasını önlemek amacıyla icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılmasını talep edebilir. Bu başvuru sonucunda mahkeme tarafından itirazın kaldırılmasına karar verilmesi halinde, durmuş olan icra takibi yeniden işlerlik kazanır ve cebri icra işlemleri kaldığı yerden devam eder.
Bu çalışmada itirazın kaldırılması kurumunun hukuki niteliği, İcra ve İflas Kanunu’nda yer alan düzenlemeleri, itirazın kesin kaldırılması ve itirazın geçici kaldırılması arasındaki farklar, icra mahkemesindeki yargılamanın kapsamı ile itirazın kaldırılması kararının hukuki sonuçları ayrıntılı biçimde incelenecektir. Ayrıca uygulamada sıklıkla karşılaşılan uyuşmazlıklar bakımından icra inkar tazminatı, görevli ve yetkili mahkeme ile itirazın kaldırılması ile itirazın iptali davası arasındaki temel farklar da değerlendirmeye tabi tutulacaktır.
İtirazın Kaldırılması Nedir?
İcra hukukunda itirazın kaldırılması, borçlunun ilamsız icra takibine yaptığı itirazın icra mahkemesi tarafından incelenmesi ve kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde bu itirazın hukuki sonuçlarının ortadan kaldırılmasıdır. İlamsız icra takibinde borçlu, ödeme emrine süresi içinde itiraz ederek takibin durmasını sağlayabilir. Ancak alacaklı, belirli nitelikte yazılı belgelere dayanıyorsa icra mahkemesine başvurarak borçlunun itirazının kaldırılmasını talep edebilir.
Bu yönüyle itirazın kaldırılması, ilamsız icra takibine yapılan itirazın doğurduğu hukuki sonucu ortadan kaldırmaya yönelik özel bir başvuru yoludur. Mahkeme tarafından itirazın kaldırılmasına karar verilmesi halinde, durmuş olan icra takibi yeniden işlerlik kazanır ve alacaklı takip işlemlerine devam edebilir. Bu karar ile birlikte alacaklı haciz talep edebilir ve cebri icra süreci kaldığı yerden devam eder.
İcra ve İflas Kanunu’nda düzenlenen bu kurum, özellikle alacağın yazılı belge ile ispat edilebildiği durumlarda alacaklıya hızlı bir hukuki koruma sağlamayı amaçlar. Zira genel mahkemelerde görülen davalar uzun sürebilmekte ve alacaklının alacağına ulaşması zaman alabilmektedir. Buna karşılık icra mahkemesinde itirazın kaldırılması yolu, daha sınırlı bir inceleme ile kısa sürede karar verilmesini sağlayan bir mekanizma olarak düzenlenmiştir.
İcra mahkemesinin incelemesi, genel mahkemelerde görülen davalardan farklı olarak sınırlı bir nitelik taşır. Mahkeme, alacaklının dayandığı belgelerin kanunda öngörülen nitelikleri taşıyıp taşımadığını ve borçlunun ileri sürdüğü itirazların bu belgeler karşısındaki hukuki değerini değerlendirir. Bu nedenle itirazın kaldırılması yolunda yapılan yargılama, kapsamlı bir delil incelemesi içeren klasik bir dava sürecinden farklıdır.
İcra hukukunda bu kurumun temel amacı, borçlunun dayanaksız veya kötü niyetli itirazları nedeniyle icra takibinin sürüncemede kalmasını önlemektir. Alacaklı, kanunda belirtilen belgelerden birine dayanıyorsa icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılmasını talep edebilir. Bu başvuru sonucunda mahkeme tarafından itirazın kaldırılmasına karar verilmesi halinde icra takibi kaldığı yerden devam eder.
İcra Hukukunda İtirazın Kaldırılmasının Hukuki Niteliği
İtirazın kaldırılması, icra hukukuna özgü bir başvuru yolu olup klasik anlamda bir eda veya tespit davası niteliği taşımaz. Bu yol, icra mahkemesinde görülen ve sınırlı inceleme esasına dayanan özel bir yargılama türüdür. İcra mahkemesi, bu inceleme sırasında alacağın varlığını tüm yönleriyle araştıran genel mahkemeler gibi geniş bir yargılama yürütmez; yalnızca kanunda belirtilen belgelerin varlığını ve borçlunun itirazlarının bu belgeler karşısındaki hukuki durumunu değerlendirir.
Bu nedenle itirazın kaldırılması kurumunun amacı, alacağın esasına ilişkin kapsamlı bir yargılama yapmak değil; icra takibinin devam edip etmeyeceğini belirlemektir. Mahkeme, alacaklının dayandığı belgelerin İcra ve İflas Kanunu’nda öngörülen nitelikleri taşıdığı sonucuna varırsa borçlunun itirazının kaldırılmasına karar verir. Bu karar, durmuş olan icra takibinin devamını sağlar.
İcra mahkemesinde yapılan bu inceleme, hukuki niteliği itibarıyla sınırlı bir yargılamadır. Mahkeme, yalnızca kanunda belirtilen belge ve itirazlar çerçevesinde değerlendirme yapar. Bu yönüyle itirazın kaldırılması kurumu, icra hukukunun hızlı ve etkili koruma mekanizmalarından biri olarak kabul edilir.
İtirazın Kaldırılmasının Amacı
İcra hukukunda ilamsız icra takibi, alacaklının mahkeme kararı olmaksızın doğrudan icra takibi başlatabilmesine imkân tanıyan bir takip yoludur. Ancak borçlu, ödeme emrine süresi içinde itiraz ederek takibi durdurabilir. Bu durumda alacaklının alacağını tahsil edebilmesi için borçlunun itirazının hukuki sonuçlarının ortadan kaldırılması gerekir.
İşte itirazın kaldırılması kurumu, bu ihtiyaca cevap veren bir hukuki mekanizma olarak düzenlenmiştir. Bu yol sayesinde alacaklı, belirli nitelikte yazılı belgelere dayanıyorsa icra mahkemesine başvurarak borçlunun itirazının kaldırılmasını talep edebilir. Böylece alacaklı, uzun süren bir dava süreci ile karşılaşmaksızın icra takibinin devamını sağlayabilir.
Bu düzenleme aynı zamanda icra sisteminin etkinliğini korumayı amaçlar. Zira borçlunun dayanaksız bir itirazı ile icra takibinin tamamen etkisiz hale gelmesi, alacaklının hukuki korunmasını zayıflatır. İtirazın kaldırılması yolu, bu tür durumların önüne geçerek alacaklının hukuki güvenliğini sağlamayı hedefler.
İtirazın Kaldırılması ile İcra Takibinin Devamı
İcra mahkemesi tarafından itirazın kaldırılması yönünde karar verilmesi halinde, borçlunun icra takibine yaptığı itirazın takibe etkisi ortadan kalkar. Böylece ödeme emrine yapılan itiraz nedeniyle durmuş olan icra takibi yeniden işlerlik kazanır. Alacaklı, bu aşamadan sonra icra dosyasında haciz talebinde bulunabilir ve cebri icra işlemleri kaldığı yerden devam eder.
Mahkeme tarafından verilen itirazın kaldırılması kararı, icra takibinin sürdürülmesini mümkün kılar. Bu karar ile birlikte icra dairesi, takip işlemlerini yeniden yürütmeye başlar. Alacaklı, borçlunun malvarlığına yönelik haciz işlemlerini talep edebilir ve alacağın tahsili için cebri icra sürecini ilerletebilir.
Bu nedenle itirazın kaldırılması, ilamsız icra takibinin etkin şekilde yürütülmesini sağlayan önemli bir hukuki mekanizmadır. İcra hukukunda bu kurum, alacaklının haklarının korunması ile borçlunun itiraz hakkı arasında bir denge kurulmasını amaçlayan düzenlemelerden biri olarak kabul edilir.
İtirazın Kaldırılmasının Hukuki Dayanağı
İtirazın kaldırılması kurumu, İcra ve İflas Kanunu’nda düzenlenen ve ilamsız icra takibine yapılan itirazın belirli şartlar altında icra mahkemesi tarafından ortadan kaldırılmasını sağlayan özel bir hukuki mekanizmadır. Kanun koyucu, borçlunun ödeme emrine yaptığı itiraz nedeniyle duran icra takibinin belirli hallerde hızlı bir şekilde devam ettirilebilmesi amacıyla bu kurumu düzenlemiştir.
İcra ve İflas Kanunu’nda itirazın kaldırılması esas olarak iki farklı düzenleme içerisinde ele alınmıştır. Bunlardan ilki İİK m.68 hükmünde düzenlenen itirazın kesin kaldırılması, diğeri ise İİK m.68/a hükmünde düzenlenen itirazın geçici kaldırılması yoludur. Her iki düzenleme de icra mahkemesinde yürütülen özel bir inceleme sürecine dayanmakla birlikte, uygulanma şartları ve hukuki sonuçları bakımından birbirinden ayrılır.
Kanunun bu iki ayrı düzenleme ile farklı hukuki durumları ele almasının temel nedeni, alacağın dayandığı belgenin niteliği ve borçlunun ileri sürdüğü itirazın türüdür. Alacaklı, alacağını kanunda belirtilen nitelikte yazılı bir belge ile ispat edebiliyorsa itirazın kesin kaldırılması yoluna başvurabilir. Buna karşılık borçlu, ödeme emrine itiraz ederken özellikle imzaya itiraz etmişse ve alacaklı bu imzanın borçluya ait olduğunu ileri sürüyorsa itirazın geçici kaldırılması yolu gündeme gelir.
Bu nedenle itirazın kaldırılması kurumunun hukuki dayanağı incelenirken İcra ve İflas Kanunu’nun 68 ve 68/a maddelerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Her iki düzenleme de icra hukukunun hızlı ve etkin bir şekilde işlemesini sağlayan mekanizmalar arasında yer alır.
İcra ve İflas Kanunu m.68
İcra ve İflas Kanunu’nun 68. maddesi, itirazın kesin kaldırılması yolunu düzenlemektedir. Bu hükme göre alacaklı, borçlunun icra takibine yaptığı itiraza rağmen alacağını kanunda belirtilen nitelikte bir yazılı belge ile ispat edebiliyorsa icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılmasını talep edebilir.
İİK m.68 hükmünde sayılan belgeler, kanun koyucu tarafından alacağın varlığını güçlü şekilde gösteren belgeler olarak kabul edilmiştir. Bu belgelerden birine dayanılması halinde icra mahkemesi, borçlunun ileri sürdüğü itirazları değerlendirir ve şartların oluştuğu kanaatine varırsa itirazın kaldırılması yönünde karar verir.
İcra mahkemesi tarafından verilen bu kararın en önemli sonucu, durmuş olan icra takibinin yeniden devam etmesidir. Böylece alacaklı, icra dosyasında haciz talep edebilir ve cebri icra işlemlerini sürdürebilir. Bu yönüyle İİK m.68 hükmü, alacaklının güçlü bir yazılı belgeye dayanması halinde icra takibinin hızlı şekilde devam etmesini sağlayan önemli bir düzenlemedir.
İcra ve İflas Kanunu m.68/a
İcra ve İflas Kanunu’nun 68/a maddesi ise itirazın geçici kaldırılması yolunu düzenlemektedir. Bu düzenleme özellikle borçlunun ödeme emrine yaptığı itirazda imzaya itiraz etmesi halinde uygulanır. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken takip dayanağı belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürebilir. Bu durumda alacaklı, icra mahkemesine başvurarak imzanın borçluya ait olduğunu ileri sürmek suretiyle itirazın kaldırılmasını talep edebilir.
İcra mahkemesi, bu başvuru üzerine belgedeki imzanın borçluya ait olup olmadığını değerlendirir. Gerekli görülmesi halinde bilirkişi incelemesine başvurulabilir. Mahkeme, yapılan inceleme sonucunda imzanın borçluya ait olduğu kanaatine varırsa itirazın geçici kaldırılmasına karar verir.
Geçici kaldırma kararı ile birlikte icra takibi devam eder. Ancak borçlu, bu karara karşı belirli süreler içerisinde genel mahkemede menfi tespit davası açma imkânına sahiptir. Bu nedenle itirazın geçici kaldırılması, kesin kaldırmaya kıyasla farklı hukuki sonuçlar doğuran bir düzenleme niteliği taşır.
Belgeye Dayalı Takiplerde İtirazın Kaldırılması
İcra hukukunda itirazın kaldırılması yolunun uygulanabilmesi için alacaklının dayandığı belgenin kanunda öngörülen nitelikleri taşıması gerekir. İcra ve İflas Kanunu, alacağın belirli yazılı belgelerle ispat edilmesini bu yolun en önemli şartı olarak kabul etmiştir.
Bu düzenleme, alacaklının iddiasının belirli bir yazılı belge ile desteklenmesi halinde icra takibinin gereksiz şekilde uzamasını önlemeyi amaçlar. Zira alacağın güçlü bir yazılı belge ile ortaya konduğu durumlarda, borçlunun dayanaksız itirazları ile icra takibinin uzun süre durması hukuki güvenlik ilkesine aykırı sonuçlar doğurabilir.
Bu nedenle kanun koyucu, belirli nitelikte yazılı belgelerle desteklenen alacaklar bakımından itirazın kaldırılması yolunu öngörmüş ve alacaklıya icra mahkemesinde hızlı bir hukuki koruma imkânı tanımıştır. Bu yol sayesinde alacaklı, uzun süren genel mahkeme yargılamalarına başvurmak zorunda kalmaksızın icra takibinin devamını sağlayabilir.
İtirazın Kaldırılması Türleri
İcra ve İflas Kanunu, borçlunun ilamsız icra takibine yaptığı itirazın icra mahkemesi tarafından ortadan kaldırılmasına ilişkin kurumu iki ayrı başlık altında düzenlemiştir. Kanunda öngörülen bu sistematik çerçevesinde itirazın kaldırılması, itirazın kesin kaldırılması ve itirazın geçici kaldırılması olmak üzere iki farklı şekilde uygulanabilir.
Her iki yolun amacı, borçlunun icra takibine yaptığı itiraz nedeniyle duran takibin belirli şartlar altında yeniden devamını sağlamaktır. Bununla birlikte bu iki kaldırma türü, uygulanma şartları, inceleme kapsamı ve hukuki sonuçları bakımından birbirinden farklı özellikler taşır. Bu nedenle uygulamada itirazın kaldırılması yoluna başvurulurken hangi kaldırma türünün söz konusu olduğunun doğru şekilde belirlenmesi büyük önem taşır.
Alacaklının dayandığı belgenin niteliği ve borçlunun ileri sürdüğü itirazın kapsamı, hangi kaldırma yolunun uygulanacağını belirleyen temel unsurlardır. Alacaklı, kanunda belirtilen nitelikte güçlü bir yazılı belgeye dayanıyorsa itirazın kesin kaldırılması yoluna başvurabilir. Buna karşılık borçlu özellikle takip dayanağı belgedeki imzaya itiraz etmişse itirazın geçici kaldırılması yolu gündeme gelir.
İtirazın Kesin Kaldırılması
İtirazın kesin kaldırılması, alacaklının alacağını İcra ve İflas Kanunu’nun 68. maddesinde belirtilen nitelikte bir yazılı belge ile ispat edebilmesi halinde başvurulan bir yoldur. Bu durumda alacaklı, icra mahkemesine başvurarak borçlunun icra takibine yaptığı itirazın kaldırılmasını talep edebilir.
İcra mahkemesi, alacaklının dayandığı belgenin kanunda öngörülen nitelikleri taşıyıp taşımadığını ve borçlunun ileri sürdüğü itirazların bu belge karşısında hukuki değer taşıyıp taşımadığını değerlendirir. Mahkeme, alacaklının iddiasını destekleyen belgenin kanunda belirtilen belgelerden biri olduğu ve borçlunun itirazlarının hukuken geçerli olmadığı sonucuna varırsa itirazın kesin kaldırılmasına karar verir.
İcra mahkemesi tarafından verilen kesin kaldırma kararı ile birlikte borçlunun icra takibine yaptığı itirazın takibe etkisi tamamen ortadan kalkar. Bu karar doğrultusunda durmuş olan icra takibi kaldığı yerden devam eder ve alacaklı haciz talebinde bulunabilir. Bu yönüyle itirazın kesin kaldırılması, icra takibinin devamını sağlayan güçlü bir hukuki mekanizma niteliği taşır.
İtirazın Geçici Kaldırılması
İtirazın geçici kaldırılması, borçlunun ödeme emrine yaptığı itirazda özellikle takip dayanağı belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmesi halinde gündeme gelir. Bu durumda borçlu, ödeme emrine itiraz ederken belgedeki imzayı inkar ederek icra takibinin durmasını sağlayabilir.
Alacaklı ise bu durumda icra mahkemesine başvurarak belgedeki imzanın borçluya ait olduğunu ileri sürebilir ve itirazın geçici kaldırılmasını talep edebilir. İcra mahkemesi, yapılan başvuru üzerine imzanın borçluya ait olup olmadığını inceler. Gerekli görülmesi halinde bilirkişi incelemesine başvurulabilir.
Mahkeme tarafından imzanın borçluya ait olduğu kanaatine varılması halinde itirazın geçici kaldırılmasına karar verilir. Bu karar ile birlikte icra takibi devam eder. Bununla birlikte borçlu, geçici kaldırma kararından sonra belirli süreler içerisinde genel mahkemede menfi tespit davası açarak borçlu olmadığını ileri sürebilir.
Kesin Kaldırma ile Geçici Kaldırma Arasındaki Farklar
İtirazın kesin kaldırılması ile itirazın geçici kaldırılması arasındaki temel fark, alacaklının dayandığı belgenin niteliği ve borçlunun ileri sürdüğü itirazın türünden kaynaklanır. Kesin kaldırma yolunda alacaklı, İcra ve İflas Kanunu’nda belirtilen güçlü yazılı belgelerden birine dayanır. Geçici kaldırma yolunda ise borçlu genellikle takip dayanağı belgedeki imzayı inkar etmektedir.
Kesin kaldırma kararı verildiğinde borçlunun itirazının hukuki etkisi tamamen ortadan kalkar ve icra takibi kesintisiz biçimde devam eder. Buna karşılık geçici kaldırma kararında borçluya genel mahkemede dava açma imkânı tanınmıştır. Bu nedenle itirazın geçici kaldırılması hukuki sonuçları bakımından daha sınırlı bir etkiye sahiptir.
Her iki kaldırma türü de icra hukukunun etkinliğini sağlamak amacıyla düzenlenmiştir. Kanun koyucu, bir yandan alacaklının haklarının korunmasını amaçlarken diğer yandan borçlunun itiraz hakkını da güvence altına almıştır. Bu denge, itirazın kaldırılması kurumunun icra hukukundaki işlevini ortaya koyan temel unsurlardan biridir.
İtirazın Kesin Kaldırılması Şartları
İtirazın kesin kaldırılması, borçlunun ilamsız icra takibine yaptığı itirazın icra mahkemesi tarafından kesin olarak ortadan kaldırılması sonucunu doğuran özel bir hukuki yoldur. İcra ve İflas Kanunu’nun 68. maddesinde düzenlenen bu yol, alacaklının alacağını kanunda belirtilen nitelikte yazılı belgelerle ispat edebilmesi halinde başvurabileceği bir mekanizma niteliği taşır. Bu durumda alacaklı, icra mahkemesine başvurarak borçlunun icra takibine yaptığı itirazın kaldırılmasını talep edebilir.
İcra mahkemesi, bu başvuru üzerine alacaklının dayandığı belgelerin kanunda öngörülen nitelikleri taşıyıp taşımadığını ve borçlunun ileri sürdüğü itirazların bu belgeler karşısındaki hukuki değerini inceler. Mahkeme, alacaklının iddiasını destekleyen belgelerin kanunda belirtilen belgelerden biri olduğu ve borçlunun itirazlarının hukuken geçerli olmadığı sonucuna varırsa itirazın kesin kaldırılmasına karar verir. Bu karar ile birlikte durmuş olan icra takibi kaldığı yerden devam eder.
Bu nedenle itirazın kesin kaldırılması yoluna başvurulabilmesi için kanunda belirtilen belirli şartların gerçekleşmesi gerekir. Bu şartların bulunmaması halinde icra mahkemesi tarafından itirazın kaldırılması talebi reddedilebilir. Böyle bir durumda alacaklı, genel mahkemelerde itirazın iptali davası açarak alacağının varlığını ileri sürebilir.
Başvuru Süresi
İtirazın kesin kaldırılması yoluna başvurulabilmesi için alacaklının icra takibine yapılan itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesine başvurması gerekir. Bu süre İcra ve İflas Kanunu'nda öngörülen hak düşürücü süre niteliğindedir.
Altı aylık sürenin geçirilmesi halinde alacaklının icra mahkemesinde itirazın kaldırılması yoluna başvurması mümkün değildir. Bu durumda alacaklı, genel mahkemelerde itirazın iptali davası açarak alacağının varlığını ileri sürebilir.
Yazılı Belgeye Dayanma Şartı
İtirazın kesin kaldırılması yolunun en önemli şartı, alacaklının alacağını kanunda belirtilen nitelikte yazılı bir belge ile ispat edebilmesidir. İcra ve İflas Kanunu, bu yolun uygulanabilmesi için alacağın belirli bir belgeye dayanmasını zorunlu kılmıştır. Bu düzenleme, icra mahkemesindeki incelemenin hızlı ve sınırlı bir şekilde yapılabilmesini sağlamak amacıyla kabul edilmiştir.
Alacaklı, icra mahkemesine yaptığı başvuruda alacağın dayanağını oluşturan belgeyi ibraz etmek zorundadır. Mahkeme, öncelikle bu belgenin kanunda belirtilen belgelerden biri olup olmadığını değerlendirir. Belgenin kanunda öngörülen nitelikleri taşımaması halinde itirazın kaldırılması talebi kabul edilmez.
Bu nedenle uygulamada alacaklıların icra mahkemesine başvururken dayandıkları belgelerin hukuki niteliğini dikkatle değerlendirmeleri gerekir. Zira belge şartının bulunmaması halinde icra mahkemesinde itirazın kaldırılması yoluna başvurulması mümkün değildir.
İİK m.68 Kapsamında Kabul Edilen Belgeler
İcra ve İflas Kanunu’nun 68. maddesi, itirazın kesin kaldırılması yoluna başvurulabilmesi için alacağın belirli belgelerle ispat edilmesini şart koşmuştur. Kanun koyucu, alacağın varlığını güçlü şekilde ortaya koyan bazı belgeleri özel olarak saymış ve bu belgelerden birine dayanılması halinde icra mahkemesinin itirazın kaldırılmasına karar verebileceğini düzenlemiştir.
Bu belgeler arasında özellikle borçlunun imzasını taşıyan adi yazılı belgeler, noterlikçe düzenlenmiş veya onaylanmış belgeler ile resmi daireler tarafından düzenlenen belgeler yer alır. Bu belgeler, alacağın varlığını güçlü şekilde ortaya koyduğu kabul edilen belgeler olarak değerlendirilir.
İcra mahkemesi, alacaklının sunduğu belgenin kanunda belirtilen nitelikleri taşıdığı kanaatine varırsa borçlunun ileri sürdüğü itirazları değerlendirir. Borçlunun itirazları belge karşısında hukuken geçerli bulunmazsa itirazın kesin kaldırılması yönünde karar verilebilir.
- Borçlunun imzasını taşıyan adi yazılı borç ikrarı
- Noterlikçe düzenlenen veya imzası onaylanan belgeler
- Resmi daire veya yetkili makamlar tarafından düzenlenen belgeler
- Borçlunun borcu ikrar ettiği yazılı belgeler
Borçlunun İtirazlarının Değerlendirilmesi
İcra mahkemesinde görülen itirazın kaldırılması başvurusunda borçlu, alacaklının ileri sürdüğü iddialara karşı çeşitli itirazlarda bulunabilir. Ancak icra mahkemesindeki inceleme, genel mahkemelerde görülen davalara kıyasla daha sınırlı bir kapsam taşır.
Mahkeme, borçlunun ileri sürdüğü itirazları değerlendirirken öncelikle alacaklının sunduğu belgelerin hukuki değerini dikkate alır. Borçlunun itirazları, bu belgeler karşısında açık ve güçlü şekilde ortaya konulmadığı takdirde mahkeme tarafından kabul edilmeyebilir.
Bu çerçevede icra mahkemesi, alacaklının sunduğu belge ile borçlunun ileri sürdüğü itirazları birlikte değerlendirerek karar verir. Mahkeme, borçlunun itirazlarının hukuken geçerli olmadığı kanaatine varırsa itirazın kesin kaldırılması yönünde karar vererek icra takibinin devamını sağlar.
İtirazın Geçici Kaldırılması
İtirazın geçici kaldırılması, borçlunun ilamsız icra takibine yaptığı itirazda özellikle takip dayanağı belgedeki imzaya itiraz etmesi halinde başvurulan özel bir icra hukuku yoludur. İcra ve İflas Kanunu’nun 68/a maddesinde düzenlenen bu mekanizma, borçlunun imza inkarı nedeniyle duran icra takibinin belirli şartlar altında yeniden devam edebilmesini sağlamak amacıyla kabul edilmiştir.
İlamsız icra takibinde borçlu, ödeme emrine süresi içinde itiraz ederek takibi durdurabilir. Bu itiraz, borcun tamamına yönelik olabileceği gibi özellikle takip dayanağı belgedeki imzanın borçluya ait olmadığı iddiasına da dayanabilir. Borçlunun imzaya itiraz etmesi halinde alacaklı, icra mahkemesine başvurarak itirazın geçici kaldırılmasını talep edebilir.
İcra mahkemesi, bu başvuru üzerine öncelikle takip dayanağı belgedeki imzanın borçluya ait olup olmadığını inceler. Bu inceleme sırasında mahkeme, tarafların sunduğu belgeleri değerlendirir ve gerekli görülmesi halinde bilirkişi incelemesine başvurabilir. Yapılan inceleme sonucunda imzanın borçluya ait olduğu kanaatine varılması halinde mahkeme tarafından itirazın geçici kaldırılmasına karar verilir.
Geçici kaldırma kararı verilmesi halinde icra takibi kaldığı yerden devam eder ve alacaklı haciz talebinde bulunabilir. Bununla birlikte bu karar, kesin kaldırma kararından farklı olarak borçluya genel mahkemede dava açma imkânı tanır. Borçlu, belirli süreler içerisinde menfi tespit davası açarak borçlu olmadığını ileri sürebilir.
Borçlu, itirazın geçici kaldırılması kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde genel mahkemede menfi tespit davası açabilir. Bu dava ile borçlu olmadığını ileri sürebilir. Belirtilen süre içerisinde dava açılmaması halinde icra takibi kesinleşerek devam eder.
İmza İtirazı Halinde Uygulanması
İtirazın geçici kaldırılması yolunun uygulanabilmesi için borçlunun ödeme emrine yaptığı itirazda özellikle imzaya itiraz etmiş olması gerekir. Borçlu, takip dayanağı belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek icra takibinin durmasını sağlayabilir. Bu durumda alacaklı, icra mahkemesine başvurarak imzanın borçluya ait olduğunu ileri sürer ve itirazın kaldırılmasını talep eder.
İcra mahkemesi, bu başvuruyu değerlendirirken imza incelemesine odaklanır. Mahkeme, belgedeki imzanın borçluya ait olup olmadığını tespit etmeye yönelik bir inceleme yapar. Bu inceleme sırasında tarafların sunduğu belgeler dikkate alınır ve gerekli görülmesi halinde bilirkişi incelemesine başvurulabilir.
Mahkeme tarafından yapılan inceleme sonucunda imzanın borçluya ait olduğu kanaatine varılması halinde itirazın geçici kaldırılması yönünde karar verilir. Böylece borçlunun imzaya itirazı nedeniyle duran icra takibi yeniden devam eder.
İcra Mahkemesinin İnceleme Yetkisi
İcra mahkemesinde itirazın kaldırılması başvurusu incelenirken mahkemenin değerlendirme yetkisi belirli bir çerçeve ile sınırlıdır. İcra mahkemesi, genel mahkemelerde görülen davalar gibi geniş kapsamlı bir yargılama yürütmez. Mahkemenin incelemesi, alacaklının sunduğu belge ve borçlunun ileri sürdüğü itirazlarla sınırlıdır.
Geçici kaldırma başvurusunda mahkemenin temel inceleme konusu, takip dayanağı belgedeki imzanın borçluya ait olup olmadığıdır. Bu nedenle icra mahkemesi, imza incelemesine ilişkin delilleri değerlendirir ve gerekirse bilirkişi incelemesine başvurur.
Bu sınırlı inceleme, icra hukukunun hızlı işleyişini sağlamak amacıyla kabul edilmiştir. Zira itirazın kaldırılması kurumu, icra takibinin gereksiz şekilde uzamasını önlemek ve alacaklının haklarını korumak amacıyla düzenlenmiştir.
İmza İncelemesi ve Bilirkişi Değerlendirmesi
İmza inkarına dayalı olarak açılan itirazın geçici kaldırılması başvurularında icra mahkemesi çoğu zaman bilirkişi incelemesine başvurur. Bilirkişi, takip dayanağı belgedeki imzayı borçluya ait olduğu bilinen diğer imzalarla karşılaştırarak teknik bir değerlendirme yapar.
Bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan rapor, mahkemenin karar verirken dikkate aldığı önemli delillerden biridir. Ancak mahkeme, bilirkişi raporu ile bağlı değildir. Hakim, tüm delilleri birlikte değerlendirerek imzanın borçluya ait olup olmadığı konusunda kendi kanaatine göre karar verir.
Mahkeme tarafından imzanın borçluya ait olduğu sonucuna ulaşılması halinde itirazın geçici kaldırılmasına karar verilir ve icra takibi devam eder. Buna karşılık imzanın borçluya ait olmadığı kanaatine varılması halinde alacaklının talebi reddedilir ve icra takibi durmuş olarak kalır.
İtirazın Kaldırılması Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
İtirazın kaldırılması başvuruları, icra hukukuna özgü bir yargılama türü olduğu için genel mahkemelerde değil icra mahkemesinde görülür. İcra ve İflas Kanunu, borçlunun ilamsız icra takibine yaptığı itirazın belirli şartlar altında kaldırılmasına ilişkin başvuruların icra mahkemesinde inceleneceğini açıkça düzenlemiştir.
Bu nedenle alacaklı, borçlunun ödeme emrine yaptığı itiraz üzerine icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılmasını talep edebilir. İcra mahkemesi, bu başvuruyu incelerken alacaklının sunduğu belgelerin kanunda belirtilen nitelikleri taşıyıp taşımadığını ve borçlunun ileri sürdüğü itirazların hukuki değerini değerlendirir.
İcra mahkemesinde yapılan bu inceleme, genel mahkemelerde görülen davalara kıyasla daha sınırlı bir kapsam taşır. Mahkeme, yalnızca kanunda belirtilen belgelerin varlığı ve borçlunun ileri sürdüğü itirazların hukuki niteliği çerçevesinde değerlendirme yapar. Bu yönüyle icra mahkemesinde itirazın kaldırılması başvuruları, hızlı sonuç alınmasını amaçlayan özel bir yargılama türü olarak kabul edilir.
İcra Mahkemesinin Görev Alanı
İcra mahkemeleri, icra ve iflas hukukuna ilişkin uyuşmazlıkları incelemekle görevli özel mahkemelerdir. Bu mahkemeler, ilamsız icra takibine yapılan itirazların kaldırılması gibi konularda yetkili ve görevli yargı merciidir.
Dolayısıyla itirazın kaldırılması başvuruları bakımından görevli mahkeme her durumda icra mahkemesidir. Alacaklı, borçlunun icra takibine yaptığı itirazın kaldırılmasını talep etmek istiyorsa bu talebini doğrudan icra mahkemesine yöneltmelidir.
İcra mahkemesi, kendisine yapılan başvuru üzerine dosya üzerinden inceleme yapabileceği gibi gerekli gördüğü durumlarda tarafları duruşmaya da davet edebilir. Mahkeme, tarafların sunduğu belgeleri ve itirazları değerlendirerek başvuru hakkında karar verir.
Yetkili İcra Mahkemesi
İtirazın kaldırılması başvurularında yetkili icra mahkemesi, kural olarak icra takibinin yürütüldüğü icra dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesidir. İlamsız icra takibi hangi icra dairesinde başlatılmışsa, itirazın kaldırılması talebi de o icra dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesinde ileri sürülmelidir.
Bu düzenleme, icra takibi ile ilgili işlemlerin tek bir merkezde yürütülmesini ve yargılamanın daha hızlı şekilde sonuçlandırılmasını amaçlar. Böylece icra takibine ilişkin uyuşmazlıklar aynı yargı çevresinde çözüme kavuşturulur.
Bu nedenle alacaklı, borçlunun itirazı üzerine itirazın kaldırılması talebinde bulunurken başvurusunu doğrudan icra takibinin yürütüldüğü yerdeki icra mahkemesine yöneltmelidir.
Uygulamada senet bedelleri, kira alacakları veya miktarı belirli sözleşmesel borçlar genellikle likit alacak olarak kabul edilir. Buna karşılık kapsamlı bir hesaplama veya bilirkişi incelemesi gerektiren alacaklar likit nitelikte kabul edilmeyecektir.
İcra Mahkemesindeki Yargılamanın Kapsamı
İcra mahkemesinde itirazın kaldırılması başvuruları incelenirken yapılan yargılama, genel mahkemelerde görülen davalara kıyasla daha sınırlı bir inceleme niteliği taşır. İcra mahkemesi, alacağın varlığını tüm yönleriyle araştıran geniş kapsamlı bir yargılama yapmaz.
Mahkemenin incelemesi, alacaklının sunduğu belgelerin kanunda belirtilen belgelerden biri olup olmadığı ve borçlunun ileri sürdüğü itirazların bu belgeler karşısındaki hukuki değeri ile sınırlıdır. Bu nedenle icra mahkemesinde yürütülen yargılama daha kısa sürede sonuçlandırılabilir.
Bu sistem, icra hukukunun hızlı ve etkin işlemesini sağlamak amacıyla kabul edilmiştir. Zira itirazın kaldırılması kurumu, alacaklının haklarının korunması ile borçlunun itiraz hakkı arasında dengeli bir çözüm sunmayı amaçlayan önemli bir düzenleme niteliği taşır.
İcra İnkar Tazminatı ve Tazminat Şartları
İcra hukukunda borçlunun icra takibine yaptığı itirazın haksız olduğunun tespit edilmesi halinde belirli şartların varlığı durumunda icra inkar tazminatı gündeme gelebilir. Bu tazminat, borçlunun dayanaksız bir itiraz ile icra takibini durdurmasının alacaklı üzerinde yarattığı olumsuz sonuçları telafi etmeyi amaçlayan özel bir yaptırım niteliği taşır.
İcra ve İflas Kanunu, borçlunun kötü niyetli veya haksız bir itiraz ile icra takibini sürüncemede bırakmasını önlemek amacıyla icra inkar tazminatı kurumunu düzenlemiştir. Bu tazminat, belirli şartların gerçekleşmesi halinde icra mahkemesi tarafından borçlu aleyhine hükmedilebilen bir mali yaptırım niteliğindedir.
İtirazın kaldırılması başvurularında da borçlunun itirazının haksız olduğunun tespit edilmesi halinde icra inkar tazminatı gündeme gelebilir. Ancak bu tazminata hükmedilebilmesi için kanunda belirtilen belirli şartların gerçekleşmiş olması gerekir. Bu şartlar bulunmadığı takdirde mahkeme tarafından icra inkar tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir.
Haksız İtiraz Kavramı
İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için öncelikle borçlunun icra takibine yaptığı itirazın haksız olduğunun tespit edilmesi gerekir. Haksız itiraz, borçlunun gerçekte mevcut olan bir borcu inkar ederek icra takibini durdurmaya yönelik bir davranış sergilemesi anlamına gelir.
İcra mahkemesi, itirazın kaldırılması başvurusu sırasında borçlunun ileri sürdüğü itirazların hukuki değerini değerlendirir. Mahkeme, borçlunun itirazlarının dayanaksız olduğu ve alacaklının sunduğu belgeler karşısında geçerli bir hukuki temel taşımadığı sonucuna varırsa itirazın kaldırılmasına karar verebilir.
Bu durumda mahkeme, ayrıca icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartlarının oluşup oluşmadığını da değerlendirir. Borçlunun haksız itirazı nedeniyle alacaklının zarara uğradığı kanaatine varılması halinde mahkeme tarafından tazminata hükmedilebilir.
Likit Alacak Şartı
İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın belirli veya kolayca belirlenebilir nitelikte olması gerekir. Uygulamada bu tür alacaklar genellikle likit alacak olarak adlandırılır. Likit alacak, miktarı belirli olan veya basit bir hesaplama ile belirlenebilen alacakları ifade eder.
Alacak miktarının açık şekilde belirlenemediği veya kapsamlı bir yargılama sonucunda tespit edilebildiği durumlarda icra inkar tazminatına hükmedilmesi genellikle mümkün değildir. Bu nedenle mahkeme, itirazın kaldırılması başvurusu sırasında alacağın niteliğini de değerlendirir.
Alacak likit nitelikte ise ve borçlunun itirazının haksız olduğu tespit edilirse icra inkar tazminatı gündeme gelebilir. Bu değerlendirme, icra mahkemesi tarafından somut olayın özellikleri dikkate alınarak yapılır.
İcra İnkar Tazminatının Miktarı
İcra ve İflas Kanunu’na göre icra inkar tazminatı, kural olarak alacak miktarının belirli bir oranından az olmamak üzere hükmedilen bir tazminat türüdür. Uygulamada bu oran çoğu zaman alacağın yüzde yirmisinden az olmayacak şekilde belirlenir.
Mahkeme tarafından tazminat miktarı belirlenirken alacağın niteliği, borçlunun itirazının haksızlık derecesi ve somut olayın özellikleri dikkate alınır. Böylece icra inkar tazminatı, borçlunun haksız itirazını caydırıcı bir işlev görür.
Bu nedenle itirazın kaldırılması başvurularında borçlunun dayanaksız bir itiraz ile icra takibini durdurması durumunda icra inkar tazminatı önemli bir hukuki sonuç olarak ortaya çıkabilir.
İtirazın Kaldırılması ile İtirazın İptali Davası Arasındaki Fark
İcra hukukunda borçlunun ilamsız icra takibine yaptığı itiraz nedeniyle duran takibin devamını sağlamak amacıyla alacaklının başvurabileceği iki temel hukuki yol bulunmaktadır. Bunlardan biri itirazın kaldırılması, diğeri ise genel mahkemelerde açılan itirazın iptali davasıdır.
Her iki yol da icra takibinin devamını sağlamayı amaçlamakla birlikte, uygulanma şartları ve yargılama usulleri bakımından önemli farklılıklar içerir. Bu nedenle alacaklı, somut olayın özelliklerine göre hangi hukuki yola başvuracağına karar vermelidir.
İki Hukuki Yolun Karşılaştırılması
İtirazın kaldırılması, icra mahkemesinde görülen ve belirli belgelerin varlığı halinde başvurulabilen sınırlı inceleme esasına dayanan bir yoldur. Buna karşılık itirazın iptali davası, genel mahkemelerde açılan ve alacağın varlığının tüm yönleriyle incelendiği kapsamlı bir dava sürecini ifade eder.
İcra mahkemesinde yürütülen itirazın kaldırılması başvurularında mahkemenin incelemesi, kanunda belirtilen belgeler ve borçlunun ileri sürdüğü itirazlarla sınırlıdır. Buna karşılık genel mahkemelerde açılan itirazın iptali davasında taraflar tüm delillerini ileri sürebilir ve daha geniş kapsamlı bir yargılama yapılır.
Hangi Durumlarda İtirazın Kaldırılması Tercih Edilir
Alacaklı, alacağını kanunda belirtilen nitelikte güçlü bir yazılı belge ile ispat edebiliyorsa genellikle itirazın kaldırılması yoluna başvurmayı tercih eder. Zira bu yol, icra mahkemesinde daha kısa sürede sonuçlanabilen bir yargılama süreci sunar.
Buna karşılık alacaklının elinde kanunda belirtilen nitelikte bir belge bulunmuyor veya alacağın varlığının kapsamlı bir delil incelemesi ile ortaya konulması gerekiyorsa itirazın iptali davası açılması daha uygun bir yol olabilir.
Genel Mahkemeler ile İcra Mahkemesi Arasındaki Fark
İtirazın kaldırılması başvuruları icra mahkemesinde görülür ve bu mahkemede yapılan inceleme sınırlı bir nitelik taşır. Mahkeme, alacağın varlığını tüm yönleriyle araştırmaz; yalnızca kanunda belirtilen belgelerin varlığı ve borçlunun itirazlarının hukuki değeri üzerinde durur.
Buna karşılık itirazın iptali davası, genel mahkemelerde görülür ve kapsamlı bir yargılama süreci içerir. Bu nedenle taraflar tüm delillerini ileri sürebilir ve alacağın varlığı ayrıntılı biçimde incelenir.
İtirazın Kaldırılması Kararının Hukuki Sonuçları
İcra mahkemesi tarafından itirazın kaldırılması yönünde karar verilmesi, ilamsız icra takibinin yeniden işlerlik kazanmasını sağlayan önemli hukuki sonuçlar doğurur. Borçlunun ödeme emrine yaptığı itiraz nedeniyle durmuş olan icra takibi, mahkeme kararı ile birlikte kaldığı yerden devam eder.
İcra mahkemesinin verdiği kaldırma kararı ile birlikte borçlunun itirazının takibe etkisi ortadan kalkar. Böylece alacaklı, icra dosyasında yeniden takip işlemlerini sürdürebilir ve alacağın tahsiline yönelik cebri icra işlemlerini başlatabilir.
Bu yönüyle itirazın kaldırılması kararı, ilamsız icra takibinin sürdürülmesini mümkün kılan bir hukuki sonuç doğurur. Alacaklı, mahkeme kararının ardından haciz talebinde bulunabilir ve borçlunun malvarlığına yönelik icra işlemleri yürütülebilir.
İcra Takibinin Devamı
İcra mahkemesi tarafından verilen itirazın kaldırılması kararı, durmuş olan icra takibinin devam etmesini sağlar. Bu karar ile birlikte borçlunun ödeme emrine yaptığı itirazın hukuki etkisi ortadan kalkar ve icra dosyasında takip işlemleri yeniden başlar.
Alacaklı, mahkeme kararından sonra icra dairesine başvurarak haciz talebinde bulunabilir. İcra dairesi, alacaklının talebi üzerine borçlunun malvarlığına yönelik haciz işlemlerini gerçekleştirebilir.
Bu nedenle itirazın kaldırılması kararı, icra hukukunda alacaklının alacağını tahsil edebilmesi bakımından önemli bir hukuki sonuç doğurur.
Haciz İşlemleri
İtirazın kaldırılması kararı verilmesi halinde alacaklı, icra dosyasında haciz talebinde bulunma hakkına sahip olur. Bu aşamada icra dairesi, borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile alacakları üzerinde haciz işlemi gerçekleştirebilir.
Haciz işlemleri, borçlunun malvarlığı unsurlarının alacaklının alacağını karşılayacak şekilde icra takibi kapsamında değerlendirilmesini sağlar. Böylece cebri icra süreci ilerleyerek alacağın tahsil edilmesi mümkün hale gelir.
İcra hukukunda haciz işlemleri, itirazın kaldırılması kararının en önemli sonuçlarından biri olarak kabul edilir.
Borçlunun Başvurabileceği Hukuki Yollar
İcra mahkemesi tarafından verilen itirazın kaldırılması kararına karşı borçlu, kanunda öngörülen hukuki yollara başvurabilir. Borçlu, icra mahkemesi kararına karşı kanuni süreler içerisinde istinaf yoluna başvurabilir.
Bunun dışında özellikle itirazın geçici kaldırılması kararları bakımından borçlunun genel mahkemede menfi tespit davası açma imkânı bulunmaktadır. Borçlu, bu dava yoluyla borçlu olmadığını ileri sürebilir ve icra takibinin haksız olduğunu iddia edebilir.
Bu düzenleme, icra hukukunda alacaklının haklarının korunması ile borçlunun hukuki güvenliğinin sağlanması arasında bir denge kurulmasını amaçlamaktadır.
Sık Sorulan Sorular
İtirazın kaldırılması nedir?
İtirazın kaldırılması, borçlunun ilamsız icra takibine yaptığı itirazın icra mahkemesi tarafından incelenmesi ve kanunda belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde bu itirazın ortadan kaldırılmasıdır. Bu karar ile birlikte durmuş olan icra takibi yeniden devam eder.
İtirazın kesin kaldırılması nedir?
İtirazın kesin kaldırılması, alacaklının alacağını İcra ve İflas Kanunu’nun 68. maddesinde belirtilen nitelikte yazılı belgelerle ispat edebilmesi halinde icra mahkemesi tarafından verilen bir karardır. Bu karar ile birlikte icra takibi kesin olarak devam eder.
İtirazın geçici kaldırılması nedir?
İtirazın geçici kaldırılması, borçlunun takip dayanağı belgedeki imzaya itiraz etmesi halinde icra mahkemesi tarafından verilen bir karardır. Bu karar ile icra takibi devam eder ancak borçlu belirli süreler içerisinde genel mahkemede dava açma hakkına sahiptir.
İtirazın kaldırılması hangi mahkemede görülür?
İtirazın kaldırılması başvuruları, icra hukukuna özgü bir yargılama türü olduğu için icra mahkemesinde görülür. Başvuru, icra takibinin yürütüldüğü icra dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesine yapılır.
İtirazın kaldırılması ne kadar sürede açılmalıdır?
İtirazın kesin kaldırılması talebi, borçlunun icra takibine yaptığı itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinde ileri sürülmelidir. Bu sürenin geçirilmesi halinde alacaklı icra mahkemesine başvuramaz ve genel mahkemelerde itirazın iptali davası açması gerekir.
İtirazın kaldırılması ile itirazın iptali arasındaki fark nedir?
İtirazın kaldırılması, icra mahkemesinde görülen ve belirli yazılı belgelerin varlığı halinde başvurulabilen sınırlı bir inceleme yoludur. Buna karşılık itirazın iptali davası, genel mahkemelerde açılan ve alacağın varlığının kapsamlı şekilde incelendiği bir dava türüdür.
Hukuki Danışmanlık ve Avukatlık Hizmeti
İcra hukuku kapsamında itirazın kaldırılması süreçlerinde, somut olayın özelliklerine uygun hukuki yolun belirlenmesi ve sürecin usule uygun yürütülmesi hak kaybı riskini azaltır.
İcra hukuku, icra takibi ve itirazın kaldırılması süreçleri hakkında hukuki destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Dosyanızın hukuki durumunun değerlendirilmesi ve izlenmesi gereken yolun belirlenmesi için profesyonel danışmanlık hizmeti sunulmaktadır.
Hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmetleri Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi uyarınca ücrete tabidir.
Avukat İnanç Eker Hukuk Bürosu
Adres: Barbaros Mahallesi Mor Menekşe Sokak Deluxia Suites Sitesi No: 3A Kat:12 Daire:155 Ataşehir / İstanbul
Telefon: 0216 514 74 04
E-posta: info@inanceker.av.tr
Web: https://inanceker.av.tr
İcra hukuku ve alacak tahsili süreçleri hakkında danışmanlık almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.