Reddi Miras Nedir

İçindekiler

Reddi Miras Nedir? 3 Aylık Süre, Borçlu Miras, Hükmen Red ve Mahkeme Süreci

Reddi miras (mirasın reddi), mirasbırakanın ölümüyle açılan mirasın, yasal veya atanmış mirasçılar tarafından kabul edilmemesini sağlayan ve bu suretle mirasçının terekeye ilişkin hak ve borçlardan doğrudan sorumlu hâle gelmesini engelleyen hukuki bir kurumdur. Türk Medeni Kanunu, mirasçının iradesine dayalı reddi mümkün kılmış; ayrıca terekenin ölüm tarihinde borca batık olduğunun açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olduğu durumlarda “hükmen red” karinesini kabul etmiştir. TMK m.605, mirasçının ret hakkını ve hükmen reddin temel çerçevesini ortaya koyar.

Miras hukuku sistematiğinde temel ilke, mirasın açılmasıyla birlikte terekenin mirasçılara kendiliğinden geçmesidir. Bu geçiş, yalnızca malvarlığı unsurlarını değil, kural olarak borçları da kapsar. Dolayısıyla reddi miras, özellikle borçlu tereke ihtimalinin bulunduğu hâllerde mirasçı açısından “terekenin pasifinden kişisel sorumluluk” riskini bertaraf eden bir güvenlik mekanizması niteliği taşır. Nitekim uygulamada mirasçılar çoğu kez, murisin bankalara, finans kuruluşlarına, üçüncü kişilere veya kamu idarelerine borçları nedeniyle icra takipleriyle karşı karşıya kalabildiğinden, ret hakkının mahiyeti ve sınırlarının doğru belirlenmesi zorunludur.

1. Reddi Mirasın Tanımı ve Hukuki Niteliği

Reddi miras, mirasçının mirası kabul etmeme iradesini, kanunun öngördüğü usul içinde ve süresinde açıklamasıyla doğan sonuçları ifade eder. Bu irade beyanı, tek taraflıdır; karşı tarafın kabulüne veya onayına bağlı değildir. Hukuki nitelik bakımından reddi miras, bozucu yenilik doğuran bir hak olarak değerlendirilir: Mirasçının kanuni şartlar gerçekleştiğinde kullanabileceği bu hak, usulüne uygun biçimde kullanıldığında mirasçılık sıfatından doğan kazanımı ortadan kaldırır ve mirasçı, mirasın aktif ve pasifinden sorumlu olmaz. Bu çerçevede reddin “kayıtsız ve şartsız” olması zorunludur; şarta bağlanan, kısmi veya belirli borçları dışarıda bırakmaya yönelik beyanlar geçerli ret olarak kabul edilmez. Ret beyanının sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı şekilde yapılması, hâkim tarafından tutanak altına alınması ve özel kütüğe işlenmesi, kanunun öngördüğü temel usuldür. (TMK m.609)

Reddi mirasın “dava” ile karıştırılmaması gerekir. Uygulamada sıkça “reddi miras davası” denilse de, gerçek (iradi) reddin özü bir dava değil; sulh hukuk mahkemesine yöneltilen bir ret beyanıdır. Buna karşılık, hükmen reddin tespiti, ret beyanının geçersiz sayılması veya ret işleminin iptali gibi uyuşmazlıklarda yargılama faaliyeti gündeme gelebilir. Bu nedenle ilk aşamada yapılması gereken, somut olayda mirasın reddinin “beyan”la mı yoksa “tespit/iptal” gibi bir yargılama süreciyle mi yürütüleceğini doğru ayrıştırmaktır.

2. Yasal Dayanak: TMK m.605 ve Devamı Hükümler Çerçevesi

Mirasın reddi kurumu, Türk Medeni Kanunu’nda “Ret” başlığı altında düzenlenmiştir. TMK m.605, hem ret hakkını hem de hükmen red karinesini tanımlar: Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilir; ayrıca ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczinin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olması hâlinde miras reddedilmiş sayılır.

TMK m.606 ise ret süresine ilişkindir ve reddi mirasın en kritik parametrelerinden birini belirler: Miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu üç aylık süre, hak düşürücü süre niteliğinde kabul edilir ve sürenin kaçırılması, kural olarak ret hakkının kullanılmasını engeller. Ayrıca, süre başlangıcının belirlenmesi bakımından “mirasçının mirasçı olduğunu ve mirasın açıldığını öğrenme” unsuru önem taşır; somut olayda sürenin hangi tarihte işlemeye başladığı, ileride hem kabul karinesi hem de icra/borç ilişkileri yönünden belirleyici olacaktır.

Ret süresi içinde miras reddedilmediğinde, mirasın kayıtsız şartsız kazanıldığı kabul edilir. Bu sonuç, TMK m.610’da ifade edilen kabul karinesiyle bağlantılıdır: Süresi içinde ret beyanında bulunmayan mirasçı, mirası kabul etmiş sayılır ve tereke borçlarından da, kural olarak, miras payı oranı ile sınırlı olmaksızın sorumluluk riskleri gündeme gelebilir. Bu nedenle reddi miras, yalnızca “borçtan kaçınma” refleksi olarak değil; kanunun öngördüğü süre ve usul rejimi içinde, sonuçları ağır bir hukuki işlem olarak ele alınmalıdır.

3. Gerçek (İradi) Red ve Hükmen Red Ayrımı: Kavramsal Çerçeve

Reddi miras iki farklı görünüm altında değerlendirilir. Birincisi, mirasçının iradesiyle yapılan “gerçek (iradi) red”dir. Burada mirasçı, üç aylık hak düşürücü süre içinde sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı başvurarak ret beyanında bulunur; beyanın mahkemece tutanağa bağlanması ve kayda alınmasıyla ret işlemi hukuken hüküm doğurur.

İkincisi ise “hükmen red”dir. Hükmen red, mirasçının ayrıca bir ret beyanı vermesine gerek kalmaksızın, kanunun belirlediği şartlar oluştuğunda mirasın reddedilmiş sayılmasını ifade eden bir karinedir. TMK m.605/2’de yer alan bu düzenleme, murisin ölüm tarihinde “ödemeden aczinin açıkça belli” olması veya bu aczin “resmen tespit edilmiş” olması hâlinde uygulanır. Uygulamada en önemli tartışma, borca batıklığın hangi tarihte ve ne ölçüde ispatlanacağı, borca batıklığın “açıkça belli olma” koşulunun somut olayda nasıl değerlendirileceği ve mirasçının terekeyi açık veya örtülü biçimde kabul edip etmediği noktalarında toplanır. Yargı kararlarında da hükmen red davalarında, terekenin borca batık olup olmadığının araştırılması gerektiği vurgulanmaktadır.

Bu ayrımın pratik sonucu şudur: Borçlu bir tereke ihtimali varsa, mirasçı yalnızca “ret beyanı verirsem biter” yaklaşımıyla hareket etmemelidir. Çünkü bazı olaylarda iradi ret süresi kaçırılmış olabilir; buna rağmen tereke borca batık ise hükmen red tartışması gündeme gelebilir. Tersi de mümkündür: Terekenin borca batık olmadığı veya borca batıklığın ölüm tarihinde mevcut olmadığı hâllerde hükmen red karinesi işletilemez. Bu nedenle ilk bölümde amaç, kavramların sınırlarını doğru çizmektir; ilerleyen bölümlerde süre başlangıcı, usul, delillendirme ve icra takipleriyle ilişki ayrıntılı biçimde ele alınacaktır.

4. Reddi Miras Hangi Durumlarda Yapılır?

Reddi miras kurumu, mirasçının miras bırakanın malvarlığıyla birlikte doğabilecek hukuki sorumluluklardan korunmasını sağlayan önemli bir mekanizmadır. Uygulamada reddi miras çoğunlukla terekenin borca batık olması veya miras bırakanın mali durumunun belirsizliği nedeniyle tercih edilir. Zira mirasın açılmasıyla birlikte mirasçılar yalnızca murisin malvarlığına değil, aynı zamanda borçlarına da hukuken halef olur. Bu durum, özellikle kredi borçları, banka yükümlülükleri, ticari borçlar, vergi borçları ve icra takipleri gibi yükümlülüklerin mirasçılar açısından ciddi hukuki sonuçlar doğurmasına yol açabilir.

Türk Medeni Kanunu sisteminde mirasın açılmasıyla birlikte mirasçılar tereke üzerinde doğrudan hak sahibi olur. Ancak bu kazanım otomatik olarak gerçekleştiği için mirasçının ayrıca bir kabul beyanında bulunmasına gerek yoktur. Dolayısıyla mirasın reddi, mirasın kazanılmasını engelleyen istisnai bir irade açıklaması niteliği taşır. Mirasçının bu hakkı kullanmasının en yaygın nedeni, terekenin aktif ve pasif dengesinin mirasçılar açısından olumsuz sonuç doğurabilecek nitelikte olmasıdır.

4.1 Borçlu Tereke Durumunda Reddi Miras

Uygulamada reddi mirasın en sık karşılaşılan nedeni, miras bırakanın borçlarının malvarlığından fazla olmasıdır. Böyle bir durumda mirasçıların mirası kabul etmeleri hâlinde, murisin borçlarından dolayı icra takipleri ile karşılaşmaları mümkündür. Özellikle bankalara olan kredi borçları, kredi kartı borçları, ticari borçlar veya üçüncü kişilere olan borçlar mirasçılar açısından ciddi riskler doğurabilir.

Mirasçılar mirası reddettiklerinde, tereke ile aralarındaki hukuki bağ kesilmiş olur ve murisin borçlarından dolayı şahsi sorumlulukları doğmaz. Bu nedenle borç yükü ağır olan bir tereke söz konusuysa reddi miras çoğu zaman mirasçılar açısından en güvenli hukuki çözüm olarak değerlendirilir.

4.2 Terekenin İçeriğinin Bilinmemesi

Bazı durumlarda miras bırakanın mali durumuna ilişkin bilgiler mirasçılar tarafından tam olarak bilinmeyebilir. Özellikle murisin ticari faaliyet yürütmesi, farklı şehirlerde taşınmazlara sahip olması veya çok sayıda alacak ve borç ilişkisinin bulunması hâlinde terekenin kapsamının tespit edilmesi güçleşebilir. Böyle bir durumda mirasçılar ileride doğabilecek borç risklerini ortadan kaldırmak amacıyla reddi miras yoluna başvurabilirler.

Bu tür durumlarda uygulamada çoğu zaman mirasçılar, öncelikle terekenin tespiti yoluna başvurmakta veya borç durumunu araştırmaktadır. Ancak terekenin borç yükünün fazla olduğu yönünde güçlü emareler varsa, üç aylık süre içinde reddi miras yapılması hukuki açıdan daha güvenli bir yaklaşım olarak kabul edilir.

4.3 Mirasçıların Ekonomik Riskten Kaçınma İradesi

Her ne kadar reddi miras çoğunlukla borçlu tereke durumunda gündeme gelse de, mirasçılar ekonomik risk almak istemedikleri durumlarda da mirası reddedebilirler. Kanun mirasçıya herhangi bir gerekçe gösterme zorunluluğu yüklemez. Dolayısıyla mirasçı, mirası reddetmek için özel bir neden sunmak zorunda değildir. Ret beyanı tek taraflı bir irade açıklaması olduğu için, mirasçının bu yöndeki iradesinin sulh hukuk mahkemesine bildirilmesi yeterlidir.

Bununla birlikte uygulamada mirasın reddinin ekonomik gerekçelerle yapılması sık karşılaşılan bir durumdur. Özellikle murisin ticari faaliyetleri nedeniyle doğmuş borçların bulunması veya devam eden icra takiplerinin varlığı hâlinde mirasçılar çoğu zaman mirası reddetmeyi tercih etmektedir.

4.4 Aile İçi Hukuki Uyuşmazlıklar

Bazı miras olaylarında tereke içerisinde yer alan malvarlığı unsurları, mirasçılar arasında ciddi uyuşmazlıklara yol açabilmektedir. Özellikle ortak mülkiyet ilişkilerinin ortaya çıkması, taşınmazların paylaşımında yaşanan anlaşmazlıklar veya miras bırakanın borçlarının hangi mirasçı tarafından karşılanacağı konusundaki tartışmalar, mirasın reddi seçeneğini gündeme getirebilir.

Her ne kadar mirasın reddi çoğu zaman borç riskini ortadan kaldırmak amacıyla tercih edilse de, bazı durumlarda mirasçıların hukuki ihtilaflardan uzak durma iradesiyle de ret yoluna başvurduğu görülmektedir. Bu noktada mirasçıların hukuki durumlarının somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi önem taşır.

5. Reddi Miras Süresi (Üç Aylık Hak Düşürücü Süre)

Reddi miras kurumunda en önemli hususlardan biri, ret hakkının belirli bir süre içinde kullanılmasının zorunlu olmasıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesine göre miras üç ay içinde reddedilebilir. Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Başka bir ifadeyle, süresi içinde reddedilmeyen miras kural olarak kabul edilmiş sayılır ve mirasçının daha sonra mirası reddetmesi mümkün olmaz.

Üç aylık sürenin başlangıcı mirasçının mirasçı olduğunu ve mirasın açıldığını öğrendiği tarihe bağlıdır. Yasal mirasçılar açısından bu süre çoğu zaman ölüm tarihinden itibaren işlemeye başlar. Ancak bazı durumlarda mirasçının mirasçılık sıfatını daha sonra öğrenmesi mümkündür. Bu gibi hâllerde süre öğrenme tarihinden itibaren işlemeye başlayabilir.

Atanmış mirasçılar bakımından ise süre, vasiyetnamenin kendilerine resmi olarak bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu durum özellikle vasiyetname ile mirasçı tayin edilen kişiler açısından önem taşır. Çünkü vasiyetname çoğu zaman ölüm tarihinden sonra açılmakta ve ilgili kişilere bildirilmesi belirli bir süre alabilmektedir.

5.1 Sürenin Hak Düşürücü Niteliği

Reddi miras süresi hak düşürücü süre niteliğindedir. Bu nedenle mahkeme tarafından re’sen dikkate alınır ve tarafların ileri sürmesine bağlı değildir. Sürenin geçirilmesi hâlinde mirasın reddedilmesi mümkün değildir ve mirasçının mirası kabul ettiği kabul edilir.

Bu nedenle miras bırakanın ölümünden sonra mirasçıların mümkün olan en kısa sürede terekenin durumunu araştırmaları ve gerekirse hukuki danışmanlık almaları büyük önem taşır. Aksi hâlde süre geçtikten sonra mirasın reddi imkânı ortadan kalkabilir ve mirasçılar terekenin borçlarından sorumlu hâle gelebilirler.

5.2 Sürenin Uzatılması veya Yeniden Başlaması

Hak düşürücü süreler kural olarak uzatılamaz. Ancak bazı istisnai durumlarda mirasçıların korunması amacıyla süre yeniden işlemeye başlayabilir. Özellikle mirasçının mirasçılık sıfatını daha sonra öğrenmesi veya vasiyetnamenin geç açılması gibi durumlarda üç aylık sürenin başlangıcı farklı bir tarihe bağlanabilir.

Bununla birlikte mirasçıların ret süresi içinde tereke üzerinde tasarrufta bulunmaları, mirası zımnen kabul ettikleri şeklinde yorumlanabilir. Örneğin miras bırakanın mallarını satmak, borçlarını ödemek veya tereke üzerinde malik gibi davranmak bazı durumlarda kabul anlamına gelebilir. Bu nedenle ret süresi içinde tereke ile ilgili işlemler yapılırken dikkatli olunması gerekir.

6. Reddi Miras Nasıl Yapılır? Mahkeme Süreci ve Usul Kuralları

Reddi miras işlemi, mirasçının mirası kabul etmediğini hukuken geçerli bir şekilde beyan etmesiyle gerçekleşir. Türk Medeni Kanunu’nun 609. maddesine göre mirasın reddi, mirasçının yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine yapılacak sözlü veya yazılı bir beyanla mümkündür. Uygulamada bu işlem çoğu zaman mirasçının mahkemeye vereceği yazılı bir dilekçe ile gerçekleştirilmekte; bazı durumlarda ise mirasçı doğrudan mahkemeye giderek ret beyanını tutanak altına aldırabilmektedir.

Mahkemeye yapılan ret beyanı, hâkim tarafından tutanağa geçirilir ve özel ret kütüğüne kaydedilir. Bu işlem tamamlandığında mirasçı bakımından reddi miras hukuki sonuç doğurur. Ret işlemi tek taraflı bir irade açıklaması olduğu için diğer mirasçıların onayına veya kabulüne ihtiyaç yoktur. Aynı şekilde mirasçıların hepsinin birlikte reddi miras yapması da zorunlu değildir. Her mirasçı kendi adına bağımsız şekilde ret beyanında bulunabilir.

6.1 Yetkili ve Görevli Mahkeme

Reddi miras işlemlerinde görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise miras bırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesidir. Miras hukukuna ilişkin birçok işlemde olduğu gibi reddi miras konusunda da yetki kuralı murisin son yerleşim yerine bağlıdır. Bu nedenle mirasçılar ret beyanını bu mahkemeye yöneltmek zorundadır.

Uygulamada bazı mirasçılar farklı şehirlerde yaşayabilmektedir. Bu durumda mirasçının bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesi aracılığıyla da ret beyanı yapılabilir ve ilgili mahkemeye gönderilmesi sağlanabilir. Ancak işlemin hukuken geçerli sayılabilmesi için ret beyanının usulüne uygun şekilde tutanağa geçirilmesi ve kaydedilmesi gerekir.

6.2 Ret Beyanının Şekli

Reddi miras beyanı kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Mirasçı mirası kısmen reddedemez veya belirli borçları kabul edip diğerlerini reddedemez. Kanun bu konuda açık bir düzenleme getirmiştir. Dolayısıyla ret beyanı kesin ve açık bir irade açıklaması niteliği taşımalıdır.

Ret beyanının yapılabilmesi için mirasçının kimlik bilgileri, miras bırakanın adı ve ölüm tarihi gibi bilgilerin belirtilmesi gerekir. Mahkeme tarafından yapılan inceleme sonucunda ret beyanı tutanağa geçirilir ve mirasın reddine ilişkin kayıt oluşturulur. Bu kayıt ileride doğabilecek hukuki uyuşmazlıklarda önemli bir delil niteliği taşır.

6.3 Reddi Miras İşleminde Gerekli Belgeler

Reddi miras işlemi sırasında genellikle aşağıdaki belgeler talep edilir:

  • Miras bırakanın ölüm belgesi veya nüfus kayıt örneği
  • Mirasçının kimlik belgesi
  • Veraset ilamı (mirasçılık belgesi)
  • Mahkemeye sunulacak reddi miras dilekçesi

Her ne kadar veraset ilamı bazı durumlarda ret beyanı için zorunlu olmasa da, uygulamada mirasçılık durumunun netleştirilmesi amacıyla mahkemeler tarafından çoğu zaman talep edilmektedir. Bu nedenle reddi miras işlemi yapılmadan önce mirasçılık belgesinin çıkarılması hukuki açıdan faydalı olabilir.

7. Hükmen Reddi Miras (Borca Batık Tereke)

Hükmen reddi miras, Türk Medeni Kanunu’nun 605. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen özel bir hukuki durumdur. Buna göre miras bırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczinin açıkça belli olması veya bu durumun resmen tespit edilmiş olması hâlinde miras reddedilmiş sayılır. Bu durumda mirasçıların ayrıca ret beyanında bulunmasına gerek kalmaz.

Hükmen reddin en önemli özelliği, mirasçının ayrıca mahkemeye giderek ret beyanında bulunmasına gerek olmamasıdır. Ancak uygulamada hükmen reddin varlığının çoğu zaman mahkeme tarafından tespit edilmesi gerekmektedir. Özellikle miras bırakan hakkında çok sayıda icra takibi bulunması, borçların malvarlığından açıkça fazla olması veya murisin iflas etmiş olması gibi durumlar hükmen reddin değerlendirilmesinde önemli göstergeler olarak kabul edilir.

7.1 Borca Batıklığın Tespiti

Hükmen reddin uygulanabilmesi için terekenin ölüm tarihinde borca batık olması gerekir. Başka bir ifadeyle murisin malvarlığı borçlarını karşılamaya yetmemelidir. Bu durum çoğu zaman icra dosyaları, banka kayıtları, ticari borçlar veya vergi borçları üzerinden yapılan incelemelerle ortaya konulur.

Mahkemeler hükmen reddin değerlendirilmesi sırasında terekenin aktif ve pasif durumunu araştırır. Eğer murisin borçlarının malvarlığından fazla olduğu açıkça ortaya çıkarsa, mirasçıların ayrıca reddi miras yapmamış olması mirasın kabul edildiği anlamına gelmez. Böyle bir durumda miras hükmen reddedilmiş sayılabilir.

7.2 Hükmen Red Davaları

Uygulamada hükmen reddin tespiti çoğu zaman icra takipleri sırasında gündeme gelmektedir. Miras bırakanın alacaklıları mirasçılara karşı icra takibi başlatabilir. Bu durumda mirasçılar terekenin borca batık olduğunu ileri sürerek hükmen reddi savunma olarak ileri sürebilirler.

Bazı durumlarda ise mirasçılar doğrudan mahkemeye başvurarak terekenin borca batık olduğunun tespitini talep edebilir. Bu tür davalarda mahkeme murisin mali durumunu ayrıntılı şekilde inceleyerek hükmen reddin koşullarının oluşup oluşmadığını değerlendirir.

8. Reddi Mirasın Sonuçları ve Hukuki Etkileri

Reddi mirasın yapılmasıyla birlikte mirasçı ile tereke arasındaki hukuki bağ ortadan kalkar. Mirası reddeden kişi, miras bırakanın malvarlığı üzerinde hak sahibi olmadığı gibi borçlarından da sorumlu olmaz. Başka bir ifadeyle reddi miras, mirasçının miras bırakanın borçlarından doğabilecek sorumluluğunu ortadan kaldırır.

Mirasın reddedilmesi hâlinde miras payı, mirasçının hiç yaşamamış gibi değerlendirilmesi esasına göre diğer mirasçılara geçer. Eğer mirasçının altsoyu varsa, reddedilen miras payı altsoya geçebilir. Altsoy da mirası reddederse, miras payı diğer mirasçılara dağıtılır.

8.1 Alacaklıların Durumu

Mirasın reddedilmesi alacaklıların haklarını tamamen ortadan kaldırmaz. Özellikle bazı durumlarda mirasçının kendi alacaklıları, mirasın reddinin kendilerine zarar verdiğini ileri sürerek iptal talebinde bulunabilirler. Bu nedenle reddi miras işlemi yalnızca miras hukukunu değil, aynı zamanda borçlar hukuku ve icra hukuku bakımından da çeşitli sonuçlar doğurabilir.

8.2 Reddi Mirasın İptali

Bazı durumlarda reddi miras işleminin iptali gündeme gelebilir. Özellikle mirasın reddinin alacaklılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığı iddia edildiğinde, alacaklılar tarafından iptal davası açılması mümkündür. Bu tür davalarda mahkeme, reddi miras işleminin dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığını değerlendirir.

Sonuç olarak reddi miras kurumu, mirasçıların murisin borçlarından doğabilecek sorumluluk riskine karşı korunmasını sağlayan önemli bir hukuki mekanizmadır. Ancak bu hakkın doğru zamanda ve usulüne uygun şekilde kullanılması gerekir. Aksi hâlde mirasçıların tereke borçlarından sorumlu hâle gelmeleri söz konusu olabilir.

Miras hukukuna ilişkin işlemler çoğu zaman teknik ve ayrıntılı değerlendirmeler gerektirdiğinden, reddi miras sürecinde hukuki danışmanlık alınması ileride doğabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi açısından önem taşımaktadır.

Avukat İnanç Eker Hukuk Bürosu

Telefon: 0216 514 74 04
E-posta: info@inanceker.av.tr
Web Sitesi: https://inanceker.av.tr
Google Haritalar: Avukat İnanç Eker Hukuk Bürosu konumunu haritada görüntüleyin ve yol tarifi alın

Merhaba. Telefon Yardım Hattımıza Hoşgeldiniz. Nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Bize haritadan kolayca ulaşabilirsiniz.