Ataşehir Ticari Alacak Tahsili

İçindekiler

Ataşehir Ticari Alacak Tahsili

Ticari hayatta alacakların tahsili, yalnızca “ödenmeyen bir faturanın” takibe konulmasından ibaret değildir. Bir alacağın doğumu; sözleşme, teslim, ifa, fiyatlandırma, vade, temerrüt ve ihtar süreçlerinden oluşan bütüncül bir zincire dayanır. Bu zincirin herhangi bir halkasında yaşanan eksiklik, tahsilatın gecikmesine; kimi durumlarda da alacağın ispatında güçlük yaşanmasına neden olabilir. Bu nedenle ticari alacak tahsili süreci, hem maddi hukuk hem de usul ve icra hukuku bakımından planlı bir şekilde yürütülmelidir.

Ataşehir; plaza yerleşimleri, şirket merkezleri, tedarik ve hizmet sözleşmelerinin yoğunluğu ile ticari uyuşmazlıkların düzenli şekilde ortaya çıktığı bir bölgedir. Uygulamada en sık karşılaşılan senaryolar; cari hesap bakiyesi, faturaya dayalı hizmet bedeli, mal teslimi karşılığı satış bedeli, çek/bono kaynaklı borçlar ve ticari kira ilişkilerinden doğan alacaklar şeklinde görünmektedir. Bu makalede, Ataşehir’de ticari alacak tahsili bakımından izlenebilecek yollar; arabuluculuk, dava, icra takip türleri, delil yönetimi ve itiraz süreçleri ekseninde sistematik biçimde ele alınacaktır.

1. Ticari Alacak Nedir? Hangi Alacaklar Bu Kapsama Girer?

“Ticari alacak” kavramı, çoğu zaman tarafların tacir olması ile özdeş görülse de uygulamada kapsam daha geniştir. Bir alacağın ticari nitelikte olup olmadığı; tarafların sıfatı, işlem türü ve uyuşmazlığın ticari dava niteliği taşıyıp taşımadığı kriterleri üzerinden belirlenir. Bu çerçevede özellikle şu alacak türleri ticari tahsilat dosyalarının ana gövdesini oluşturur:

  • Mal satışına dayalı satış bedeli alacakları,
  • Hizmet ifasına dayalı hizmet bedeli alacakları (danışmanlık, bakım, yazılım, reklam, lojistik vb.),
  • Cari hesap ilişkilerinden doğan bakiye alacakları,
  • Çek/bono/poliçe gibi kambiyo senetlerine dayalı alacaklar,
  • Ticari kira ilişkilerinden doğan kira, aidat ve yan gider alacakları,
  • İşletmeler arası teminat, avans, cezai şart ve benzeri yan edim alacakları.

Bu tür alacaklarda “tahsilat başarısı” çoğu zaman alacağın tutarından ziyade, delil mimarisi ve doğru yol seçimi ile doğrudan ilişkilidir. Yanlış yol seçildiğinde süreç uzar; doğru kurguda ise borçlu üzerinde ödeme baskısı hızlı şekilde oluşur.

2. İlk Aşama: Alacağın Dosyalanması ve Delil Envanteri

Tahsilat sürecinin en kritik adımı, uyuşmazlık yargılamaya taşınmadan önce alacağın “dosya” hâline getirilmesidir. Bu dosya; borcun doğumunu, ifayı ve temerrüdü gösterebilen, denetlenebilir ve birbirini tamamlayan belgelerden oluşmalıdır. Uygulamada en güçlü delil seti genellikle şu kalemlerden oluşur:

  • Sözleşme / teklif / sipariş formu (işin kapsamını ve bedelini gösterir),
  • Fatura (bedeli ve kalemleri gösterir),
  • İrsaliye / teslim-tesellüm / sevk belgesi (mal teslimini ispatlar),
  • Hizmet teslim tutanağı / kabul formu (hizmet ifasını ispatlar),
  • E-posta / yazışmalar / mutabakat (kabul, onay ve ihtilaf noktalarını gösterir),
  • Banka dekontları (kısmi ödeme/avans ve vade akışını gösterir),
  • Cari hesap ekstresi (kalem kalem bakiye analizi sağlar),
  • Varsa çek/bono veya teminat mektubu gibi belgeler.

Bu envanter, takip/dava stratejisinin temelini belirler. Örneğin; çek/bono mevcutsa kambiyo takibi değerlendirilir. Sözleşme ve teslim tutanakları güçlü ise itirazın iptali veya itirazın kaldırılması süreçleri daha sağlam kurgulanır. Delil seti zayıfsa arabuluculuk aşamasında hedef, “borç ikrarı” sağlayacak şekilde müzakere yürütmek olur.

3. Temerrüt, İhtar ve Ticari Faiz Tartışması

Ticari alacaklarda en sık yapılan hatalardan biri, temerrüt ve faiz başlangıcının “kendiliğinden” oluştuğunun varsayılmasıdır. Oysa temerrüt; vade, ödeme şartı ve ihtar düzeni ile bağlantılıdır. Sözleşmede vade kararlaştırılmışsa temerrüt çoğu kez vade sonunda gerçekleşir. Vade yoksa borcun muaccel hâle gelmesi ve temerrüde düşme koşulları somut ilişkiye göre değerlendirilir.

Faiz bakımından ise iki farklı eksen öne çıkar: kanuni faiz ve ticari faiz ayrımı. Ticari işlerde faiz oranı ve başlangıcı, sözleşme hükümleri ve ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bu nedenle tahsilat dosyası hazırlanırken, talep edilecek faiz türü ve başlangıç tarihi netleştirilmelidir. Yanlış faiz kurgusu, takipte itirazı artırır; davada ise talebin bir kısmının reddi riskini doğurabilir.

4. Zorunlu Arabuluculuk: Ticari Alacaklarda Dava Şartı Olarak Öne Çıkan Alan

Ticari alacakların önemli bir bölümünde, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuru, usul hukuku bakımından “dava şartı” olarak karşımıza çıkar. Özellikle bir miktar paranın ödenmesine ilişkin ticari uyuşmazlıklarda, arabuluculuk sürecinin yürütülmesi; hem usulden ret riskini ortadan kaldırır hem de tahsilat açısından “hızlı çözüm” imkânı sağlayabilir.

Arabuluculuk, yalnızca formal bir ön aşama değildir. Doğru yönetildiğinde:

  • Borçludan ikrar alınabilir,
  • Ödeme planı oluşturulabilir,
  • Teminat (çek/bono/taahhüt) üzerinden icra edilebilir bir metin kurulabilir,
  • Uyuşmazlığın teknik yönleri (cari hesap, teslim eksikliği iddiası, ayıp iddiası) sadeleştirilerek çözüme taşınabilir.

Özellikle Ataşehir’de şirketlerin operasyonel yoğunluğu ve itibar kaygısı nedeniyle, birçok dosyada arabuluculuk aşaması “uyuşmazlığın büyümeden çözülmesi” açısından etkin bir araç hâline gelebilmektedir.

5. İcra Takibi mi, Dava mı? Stratejik Seçim Nasıl Yapılır?

Ticari alacak tahsilinde temel soru şudur: İcra takibi mi başlatılmalı, yoksa doğrudan dava mı açılmalı? Bu sorunun yanıtı, alacağın belgelendirme düzeyi, borçlunun olası itiraz senaryoları ve tahsilat hız beklentisi ile ilişkilidir.

5.1. İlamsız İcra Takibi (Genel Haciz Yolu)

Faturaya, sözleşmeye, cari hesap ilişkisine dayalı alacaklarda sıklıkla başvurulan yöntem genel haciz yolu ile ilamsız icra takibidir. Bu takipte borçluya ödeme emri tebliğ edilir ve borçlunun süresi içinde itiraz etmesi hâlinde takip durur. İtirazın gelmesi, dosyanın “ispat” aşamasına taşındığını gösterir; bu noktada itirazın iptali davası veya şartları varsa itirazın kaldırılması süreçleri gündeme gelir.

5.2. Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolu (Çek/Bono)

Alacağın çek veya bonoya dayanması hâlinde, kambiyo senetlerine özgü takip sistemi devreye girer. Bu takip türünde borçlunun ileri sürebileceği itirazlar daha sınırlı olup, süreler ve usul kuralları farklılaşır. Uygulamada, senedin şekli şartları ve kambiyo hukukuna uygunluğu, tahsilatın hızını belirleyen temel faktördür.

5.3. Doğrudan Dava (Alacak Davası / Cari Hesap / Sözleşme)

Bazı dosyalarda icra takibi yerine doğrudan dava yoluna başvurmak, stratejik olarak daha doğru olabilir. Özellikle borçlunun “teslim yapılmadı, ayıplı ifa var, sözleşmeye aykırılık var” gibi kapsamlı itirazlar ileri süreceği öngörülüyorsa, dava yolunda delillerin geniş kapsamlı değerlendirilmesi mümkün olur. Bu durumda arabuluculuk aşamasından sonra dava dilekçesi, delil mimarisi güçlü biçimde hazırlanmalıdır.

6. Borçlu İtiraz Ederse Ne Olur? İtirazın İptali ve İtirazın Kaldırılması

İlamsız icra takibinde borçlunun süresi içinde itiraz etmesi hâlinde takip durur. Bu aşamadan sonra alacaklı bakımından iki temel yol öne çıkar:

  • İtirazın iptali davası: Alacağın varlığı mahkemede ispat edilerek borçlunun itirazının iptali sağlanır. Dava kabul edilirse, takip devam eder ve belirli şartlarda icra inkâr tazminatı tartışmaları gündeme gelebilir.
  • İtirazın kaldırılması: Şartları oluşmuşsa (özellikle güçlü yazılı belge veya belirli nitelikte evrak), icra mahkemesi nezdinde daha hızlı bir süreç değerlendirilir.

Hangi yolun seçileceği; dosyadaki belgenin niteliğine, alacağın tartışmalı olup olmadığına ve borçlunun ileri sürdüğü itirazın ağırlığına göre belirlenir. Burada amaç, “en hızlı karar” değil; en sağlam tahsilat sonucuna ulaşan süreçtir.

7. Cari Hesap ve Mutabakat: Ticari Tahsilatta Kritik İspat Alanı

Ataşehir’de şirketler arası tahsilat dosyalarında en sık karşılaşılan yapı, cari hesap ilişkisidir. Cari hesapta tek tek kalemlerin yanı sıra “bakiye” üzerinden talep kurgulanır. Ancak cari hesap dosyalarında ispat; sadece bir excel çıktısı ile değil, karşı tarafla yazışmalar, mutabakat belgeleri, fatura-irsaliye zinciri ve banka hareketleriyle güçlendirilmelidir.

Mutabakat yazışmaları; borçlunun borcu kabul ettiğini veya en azından hesabın içeriğini tartışmadığını gösterdiğinde, tahsilatın hukuki zemini ciddi ölçüde güçlenir. Bu nedenle ticari alacak tahsilinde “mutabakat oluşturma” teknik bir araçtır ve arabuluculuk aşamasında da etkin şekilde kullanılabilir.

8. Haciz Aşaması: Tahsilatın Fiilen Başladığı Nokta

Takibin kesinleşmesi veya mahkeme kararının icra edilebilir hâle gelmesiyle, haciz aşaması gündeme gelir. Haciz aşamasında amaç, borçlunun malvarlığı üzerinde etkin bir tahsilat mekanizması kurmaktır. Uygulamada haciz stratejisi; borçlunun faaliyet alanı ve finansal akışına göre şekillendirilir.

Şirket borçlular bakımından en sık başvurulan yöntemler arasında; banka hesaplarının tespiti, araç ve taşınmaz araştırmaları, üçüncü kişilerdeki alacakların takibi ve gerektiğinde şirket faaliyetinin sürdürülebilirliğini etkileyecek ölçüde “doğru hedefleme” yer alır. Bu aşama, sadece hukuki bilgi değil; aynı zamanda tahsilat refleksi gerektirir.

9. Ticari Alacaklarda Zamanaşımı: Tek Bir Süre Yoktur

Uygulamada en sık yapılan yanlışlardan biri, “ticari alacaklarda zamanaşımı 5 yıldır” şeklindeki genellemedir. Zamanaşımı; alacağın doğduğu ilişkiye, talep kalemine ve sözleşme türüne göre değişebilir. Genel süreler yanında, bazı sektörlere veya sözleşme tiplerine özgü daha kısa süreler de söz konusu olabilir. Bu nedenle somut olayda, alacağın dayanağı ve talepler (asıl alacak, faiz, cezai şart, masraflar) ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Tahsilat stratejisinde zamanaşımı yalnızca “dava açma süresi” olarak görülmemelidir. İhtar, takibe başlama ve dava açma zamanlaması; borçlu üzerinde baskı oluşturmak kadar, zamanaşımını kesen veya etkileyen işlemler bakımından da önem taşır.

10. Ticari Alacak Tahsilinde En Sık Yapılan Hatalar

  • Alacağın dayanağı olan sözleşme/teslim/ifa belgelerinin dağınık bırakılması,
  • Temerrüt ve faiz başlangıcının netleştirilmeden talep kurulması,
  • Yanlış takip türü seçimi (kambiyo takibi varken genel haciz takibi gibi),
  • Borçlunun itirazı sonrası stratejisiz şekilde “uzayan” süreçlere girilmesi,
  • Cari hesap dosyalarında mutabakat ve kalem ispatının zayıf kalması,
  • Arabuluculuk aşamasının formal yürütülerek ödeme baskısının kurulamaması,
  • Zamanaşımı risklerinin somut dosyaya göre değerlendirilmemesi.

11. Ataşehir’de Ticari Alacak Tahsili İçin Pratik Yaklaşım

Ataşehir’de ticari tahsilat dosyaları, çoğu zaman “kurumsal” borçlulara yöneliktir. Bu dosyalarda amaç; hukuki doğruluğu yüksek, süreci hızlandıran ve borçlu üzerinde ödeme motivasyonu oluşturan bir kurgu kurmaktır. Bunun için genellikle şu sıra izlenir:

  • Alacak dosyasının delil setiyle birlikte hazırlanması,
  • Temerrüt ve ihtar kurgusunun netleştirilmesi,
  • Arabuluculuk (dava şartı kapsamındaysa) sürecinin etkin yürütülmesi,
  • Takip veya dava yolunun somut dosyaya göre seçilmesi,
  • İtiraz senaryosuna karşı önceden hazırlanmış ispat planının işletilmesi,
  • Kesinleşme sonrası hızlı haciz stratejisinin uygulanması.

Bu yaklaşım, tahsilatı “tek hamle” değil; planlı bir süreç yönetimi olarak ele alır. Ticari hayatta tahsilatın gecikmesi yalnızca nakit akışını bozmaz; şirketin operasyonel sürekliliğini de etkiler. Bu nedenle süreç, zaman ve delil disiplinine bağlı şekilde yürütülmelidir.

12. Sık Sorulan Sorular

Ticari alacak tahsilinde arabuluculuk zorunlu mudur?

Tarafların sıfatı ve uyuşmazlığın ticari dava niteliği taşıması ile talebin bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olması hâlinde, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuru, usul hukuku bakımından dava şartı olarak gündeme gelebilir. Somut dosyanın kapsamı bu yönüyle ayrıca değerlendirilmelidir.

Faturaya dayalı alacak için icra takibi yapılabilir mi?

Faturaya dayalı alacaklarda ilamsız icra yoluna başvurulabilir. Borçlunun itirazı hâlinde itirazın iptali davası veya şartları varsa itirazın kaldırılması süreçleri gündeme gelir.

Çek ve senet alacaklarında hangi yol izlenir?

Çek ve bonoya dayalı alacaklarda kambiyo senetlerine özgü haciz yolu, uygulamada tahsilatı hızlandıran bir mekanizma olarak öne çıkar. Ancak senedin geçerliliği, şekli şartları ve usul süreleri dikkatle yönetilmelidir.

Borçlu şirkete haciz ne zaman uygulanır?

Takibin türüne göre ödeme emri tebliği, itiraz süresi, kesinleşme aşaması ve haciz talebi sıralı biçimde ilerler. Kesinleşen takiplerde haciz talep edilebilir; haciz stratejisi borçlunun malvarlığı ve finansal akışına göre kurgulanır.

Ticari alacaklarda zamanaşımı süresi nedir?

Zamanaşımı, alacağın kaynağına göre değişir. Genel süre yanında, bazı sözleşme türleri ve alacak kalemleri bakımından daha kısa süreler öngörülebilir. Bu nedenle somut ilişkinin niteliği ve talep kalemi üzerinden değerlendirme yapılmalıdır.

İletişim

Avukat İnanç Eker Hukuk Bürosu
Adres: Barbaros Mahallesi Mor Menekşe Sokak Deluxia Suites Sitesi No: 3A Kat:12 Daire:155 Ataşehir / İSTANBUL
Telefon: 0 (216) 514 74 04
WhatsApp: 0 (532) 245 74 66
Google Maps: Konumu Gör

Merhaba. Telefon Yardım Hattımıza Hoşgeldiniz. Nasıl yardımcı olabiliriz?
Merhaba. Bize haritadan kolayca ulaşabilirsiniz.